(5237 S. K. m. 5)
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlığın konusu; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun genel hükümlerinin özel ceza kanunları yönünden de geçerli olduğunu öngören 5'inci, aynı Kanunun genel hükümler kısmında yer alan 49/2, 50 ve 51 'inci ve bu kanunun yürürlüğe konulmasına ilişkin usul ve esaslarını belirleyen 5252 sayılı Kanunun 10'uncu maddelerinin içerdiği lehe düzenlemeler sebebiyle, hükümlü hakkındaki infaz işlemlerinin durdurulup durdurulmayacağı noktasındadır.
Daire; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun lehe düzenlemeler içeren 5'inci maddesinin, kanunun 1.4.2005 tarihinden itibaren yürürlüğe gireceğinden dolayı, bu kanunda yer alan 49/2, 50 ve 51 'inci maddelerin hükümlü hakkında uygulanmasının mümkün olmadığı sonucuna varmış iken,
Başsavcılık, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun lehe düzenlemeler içeren hükümlerinin kesinleşmiş mahkûmiyet kararları hakkında öncelikli olarak uygulanacağını, 5252 sayılı Kanunun 10'uncu maddesinin kanunun yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe sokulmasındaki temel amacında bu konudaki mağduriyetlere engel olma isteğinden kaynaklandığını ileri sürerek, hükümlü hakkındaki infaz işlemlerinin durdurulması istemiyle aksi doğrultudaki Daire kararına karşı itirazda bulunmuştur.
5237 sayılı TCK'nın "Özel kanunlarla ilişki" başlıklı 5'inci maddesinde: "Bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır" hükmü yer almaktadır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun yürürlüğe konulmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla çıkarılan 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun "İnfazın ertelenmesi ve durdurulması" başlıklı 10'uncu maddesinde ise: "1 Nisan 2005 tarihinden önce kesinleşmiş olan mahkûmiyet kararları hakkında bu kanunun lehe olan hükümleri öncelikle dikkate alınarak, 4.4.1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 402'nci maddesi uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilir." hükmüne yer verilmiş olup; bu hüküm yasanın yayımlandığı 13.11.2004 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
Mağduriyetlerin önlenmesi amacıyla yapılan bu düzenlemeye göre, hükümlülerin durumlarının 5237 sayılı Kanun ile mevcut (uygulanan) kanun hükümlerine göre karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi, yeni yasa ile hükümlünün lehine bir durumun ortaya çıkması hâlinde ise, lehe olan kanunun yürürlüğe gireceği 1.4.2005 tarihine kadar doğması muhtemel mağduriyetlere engel olmak için, infazın durdurulmasına veya ertelenmesine karar verilmesi gerekmektedir.
1.4.2005 tarihine kadar sırf askeri suçlarla ilgili mahkûmiyet hükümlerinde, hâlen yürürlükte bulunan kanun hükümlerinin uygulanacağı, bunun sonucu olarak da, bu nitelikteki suçlarla ilgili cezaların para cezasına çevrilmesinin veya ertelenmesinin kanunen mümkün olmadığı ortadadır.
Ancak, 1.4.2005 tarihinde yürürlüğe girecek olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan genel hükümlerin, özel ceza kanunları ve ceza hükmü içeren özel kanunlar hakkında da uygulanacağının öngörülmesinden dolayı (mad.5) konunun bu yönüyle de incelenmesi gerekmektedir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun "Genel Hükümler" başlığını taşıyan birinci kitabının "Yaptırımlar" alt başlığını taşıyan birinci bölümünün 49/2'nci maddesinde, hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezalarının kısa süreli hapis cezası olduğu belirtilmiş ve bir sonraki maddede de kısa süreli hapis cezası yerine çevrilebilecek tedbirler düzenlenmiştir.
Aynı kanunun 51 'inci maddesinde ise;
Daha önceden kasıtlı bir suçtan dolayı 3 aydan fazla hapis cezası ile mahkûm edilmemiş olmak ve yargılama sürecinde pişmanlık gösterip bir daha suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaat uyandırmak şartıyla, 2 yıla kadar hapis cezasıyla mahkûm edilen sanıkların cezalarının ertelenebileceği belirtilmiştir.
Görülmektedir ki, 1.4.2005 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek olan 5237 sayılı Kanunun 5'inci maddesiyle ilgili olarak, 1.4.2005 tarihine kadar istisnai bir düzenleme yapılmadığı ve ceza ile ceza yerine geçecek tedbirlerin sırf askeri suçlarla ilgili mahkûmiyet kararları hakkında uygulanamayacağı açık bir biçimde belirtilmediği takdirde, 1.4.2005'de yürürlüğe girecek 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 5'inci maddesinin amir hükmü gereğince aralarında firar ve izin tecavüzü suçlarının da bulunduğu, sırf askeri suçlarla ilgili cezalarında para cezasına çevrilmesi ve/veya ertelenmesi kanunen mümkün hâle gelecektir.
1 Nisan 2005 tarihine kadar çıkarılabilecek başka bir kanunla 5237 sayılı Kanunun 5'inci maddesi düzenlemesine istisna getirilerek, bu kanunun 50 ve 51'inci maddelerinin sırf askeri suçlar hakkında uygulanmamasını sağlamak imkân ve ihtimal dâhilinde olmakla birlikte, incelemenin yapıldığı şu ana kadar böyle bir yasal düzenleme gerçekleştirilmemiştir.
Açıklanan düzenlemeler karşısında, hükümlünün mağdur olmamasını temin etmek için gerekli tedbirlerin alınması, hem ceza infaz hukukunun temel işlevi, hem de TCK'nın 2'nci maddesinin sonradan yapılan değişiklikle lehe olan hükmün uygulanması gerektiği yolundaki kuralının bir gereğidir. Nitekim, benzer iki itiraz üzerine yapılan inceleme sonunda, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 17.2.2005 gün ve 2005/14-17 E.K. ve 24.2.2005 gün ve 2005/22-22 E.K. sayılı kararları ile bu doğrultudaki istemlerin kabulü ile infaz işlemlerinin durdurulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy