(1632 S. K. m. 84)
Daire ile askeri mahkeme arasında ortaya çıkan uyuşmazlık; atılı yalan yere usulsüz şikâyet etmek suçunun sübuta erip ermediğidir.
Daire; sanığın şikâyet konusu yaptığı hususların önemli bir bölümünün gerçeği yansıtması ve şikâyetin yapıldığı makamın şikâyet edilen kişilerin sıralı amiri olmasından ötürü, ASCK' nın 84/2' inci maddesinde düzenlenmiş olan bu suçun oluşmayacağı sonucuna varmış iken,
Askeri mahkeme; şikâyet konusu hususların bir bölümünün doğru olması hâlinde dahi, usulsüz şekilde yapılan şikâyetin yalan yere usulsüz şikâyet etmek suçunu oluşturacağına karar vermiştir.
Suç tarihinde İzmir/Gaziemir Hava Sınıf Okulları Teknik Eğitim Merkez Komutanlığı 5'inci Astsubay Bölüğünde Astsubay Öğrenci olan sanık M.H.' nin; 9.6.2003 tarihinde Öğrenci Alay Komutanı Hv.Plt.Kur.Alb. M.O.' ya elden verdiği dilekçeyle, görev yaptığı 5'inci bölüğün 4'üncü bölükle birleşmesi sonrasında bölük komutanı Hv.P.Ütğm. H.B.' nin 5'inci bölükten gelen personel aleyhine yanlı ve haksız davranışlarda bulunduğunu ve yapmış olduğu bir ankette bölükteki en disiplinsiz üç kişinin isimlerinin yazılması istemini yerine getirmeyen öğrencilere hakaret ettiğini, öğrenci M.K.' ye ise ayrıcalıklı davrandığını, bu öğrencinin uzun atlama sınavının Tğm. M.Ç. tarafından kimse görmeden yapıldığını, kendisinin disiplin notunun 16'ya düşmüş olmasına rağmen ailesine haber verilmediğini, tabur komutanının ise bölük komutanının söyledikleriyle hareket etmesi sonucunda disiplin notunun düşürüldüğünü, tüm bu olanların kendisinin ve ailesinin psikolojisini bozduğunu, hırsızlık suçunu işleyen bir öğrencinin araya bir generalin girmesi nedeniyle okuldan atılmadığını ileri sürmüştür.
Sanığın şikâyet dilekçesini vermesinin ardından, 4'üncü Bölük Komutanı Hv.P.Ütğm.H.B. hakkında astlarına hakaret etmek suçunu İşlediği iddiasıyla disiplin soruşturması açılmıştır.
Dosyada yer alan bilgilere göre 9.9.2002 tarihinde astsubay öğrenci olarak askeri eğitimine başlayan sanık 8 aya yakın eğitim süresince herhangi bir disiplin cezası almamasına karşın, 1.5.2003-7.5.2003 ve 20.5.2003 tarihlerinde disiplini bozan davranışlar sergilediği gerekçesiyle tabur ve bölük komutanları tarafından 3'er gün süreyle izinsizlik cezasıyla cezalandırılmıştır.
Sanığa 13.5.2003 ve 26.5.2003 tarihlerinde İzmir Hava Hastanesi Psikiyatri Kliniğinde yapılan muayeneleri sonucunda "Durumsal Anksiyete" tanısı konularak, müteakip tarihlerde kontrollerine devam etmesi yönünde tavsiyelerde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
4.6.2003 tarihinde yapılan muayenesinde yatırılarak tedavisine karar verilen sanık, 4.6.2003-6.6.2003 tarihleri arasında Askeri Hastane Psikiyatri bölümünde yatırılarak tedavi edilmiş ve 6.6.2003 günü önerilerde bulunularak birliğine taburcu edilmiştir.
Birliğine katılmasından 2 gün sonra askeri disiplini ihlâl eden davranışlarını sürdürdüğü gerekçesiyle bölük komutanı tarafından 6 gün izinsizlik cezasıyla cezalandırılan ve bu nedenle disiplin puanı 12'den 4'e düşürülen sanığın, 6.8.2003 tarihinde disiplin notunun sıfırın altına düşmesi nedeniyle disiplin kuruluna sevk edildiği ve okul disiplin kurulunun 12.8.2003 tarihli kararıyla da okuluyla ilişiğinin kesildiği dosya kapsamından anlaşılmakladır.
Daire kararınla da etraflıca açıklandığı üzere, ASCK' nın 84'üncü maddesinin ikinci bendinde düzenlenen suçun oluşabilmesi için; seçimlik hareketlerden birinin işlenmesi ve şikâyet konularının tümünün yalan olduğunun anlaşılmasının yanı sıra; bunların yalan veya asılsız olduklarının şikâyet anında sanık tarafından bilinmesi gerekmekledir. Yerleşik Askeri Yargıtay içtihatlarında da kabul edildiği üzere, şikâyete konu olan hususların bir kısmının doğru olduğunun ve sanığın geriye kalan isnatların yalan olduğunu bildiğinin ortaya konamadığı durumlarda atılı suç oluşmamaktadır. (Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 23.2.1956 gün ve 3331-32 E.K sayılı kararı ile As.Yrg. l.D.' nin 4.5.1983/420-399, 2.'D.' nin 18.2.1987/92-75, 3.D nin 23.11.1993/576-573,4.D.nin 29.11.1994/575-574, 1.D.'nin 19.2.1997 /l31-128 E.K sayılı kararları da bu görüşü doğrular mahiyettedir.)
Bu açıklamaların ardından incelemeye esas olayımıza dönüldüğünde;
Sanığın (görev yaptığı birliğin iç düzen ve işleyişle ilgili olarak) ileri sürdüğü; bir kısmı görgüye dayanan bir kısmı da arkadaşları tarafından dolaylı yollardan kendisine nakledilen şikâyet konularından pek çoğunun, sonradan yapılan araştırmalar sonucunda doğru olduğu belirlenmiştir. Esasen, olayın kendisine özgü seyir ve işleniş biçiminden de, sanığın doğru olmadığı kendisince bilinen konulan doğruymuşçasına göstererek, bunları şikâyet konusu yapma yönünde bir istem ve irade taşımadığı anlaşılmaktadır.
Diğer yandan, hem bölük hem de tabur komutanının uygulamalarından şikâyetçi olan sanığın, bu kişilerle ilgili şikâyet sebeplerini içeren dilekçesini bir üst derecedeki müşterek amir durumundaki alay komutanına vermiş olmasında da, Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 27 ve Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliğinin 44'üncü maddelerinin öngördüğü usul, silsile ve prosedürü ihlâl eden bir yön bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle; direnilmek suretiyle tesis olunan mahkûmiyet hükmünün sübut (esas) yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy