(1632 S. K. m. 66)
Daire ile asken mahkeme arasındaki uyuşmazlığın konusu; atılı izin tecavüzü ve firar eylemlerinin suç teşkil edip etmediği noktasındadır.
Dairece; sanığın sübutunda tereddüt bulunmayan her iki eylemiyle ilgili olarak mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğini kabul ederek, beraata ilişkin hükümlerin esas yönünden bozulmalarına karar vermiş iken,
Askeri mahkeme, sanığın babasının rahatsızlığı ile ilgilenmek zorunda kalmasından dolayı izin süresini istemeden geçirdiğini, anjiyo olacak babasına yardımcı olmak için birliğini izinsiz terk eden sanığın, suç işleme kastıyla hareket etmediğini ileri sürerek, eski hükümlerde direnmek suretiyle sanık hakkında izin tecavüzü ve firar suçlarıyla ilgili olarak beraat kararı vermiştir.
1) İzin Tecavüzü Suçu Yönünden Yapılan İnceleme:
Samandra/İstanbul 1'inci Ordu Hava Alay Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini sürdüren sanığın 6.10.2000 tarihinde dön gün yol süresi tanınarak toplam 11 gün süreyle kanuni izne gönderildiği, izinde iken rahatsızlanan sanığın Rize Garnizon Komutanlığı aracılığıyla sevk olunduğu Rize Devlet Hastanesinde 13.10.2003-16.10.2003 tarihlerinde yatırılarak tedavi edildikten sonra iki hafta istirahat ile taburcu edildiği, istirahat süresi sonunda Rize-İstanbul arası iki günlük dönüş yol süresinin de ilâvesiyle en geç 1.11.2000 günü bitimine kadar birliğine dönmesi gereken sanık P.Er G.Ç.'nin, izin süresini geçirmesinin ardından 17.11.2000 tarihinde kendiliğinden birliğine katıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Sanığın İleri sürdüğü mazeretlerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının belirlenmesi için mahkemece yapılan araştırma sonucunda;
Sanığın babası H.İ.Ç/nin, Rize SSK Hastanesinde 15.9.2000-20.9.2000 tarihleri arasında yatarak tedavi görmesinin ardından 20 gün istirahat verilerek taburcu edildiği, rapor bitim tarihinde başvuran hastaya 12.10.2000 tarihli kontrol muayenesinde 1 ay, 22.11.2000 tarihli kontrol muayenesinde 2 ay ve 22.1.2001 tarihli kontrol muayenesinde ise 2 ay süreyle istirahat verilerek hu sürenin sonunda çalışmasında sakınca olmadığı yönünde tıbbi kanaat belirtildiği anlaşılmaktadır.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden anlaşılacağı üzere, baba H.İ.Ç, yukarıda belirtilen istirahat süresi içerisinde acil müdahaleyi gerektiren bir rahatsızlık yaşamadığı gibi yatarak ya da ayakta tedavi de görmemiştir. Esasen baba H.İ.Ç.'nin istirahata konu olan bu rahatsızlığının izin süresi içerisinde ortaya çıkmadığı, 1999 yılından başlamak üzere bu rahatsızlığından dolayı tedavi gördüğü konusunda da tereddüt bulunmamaktadır.
Sanığın babasıyla aynı evde oturmakta olan 40 yaşında bir annesi ile 17 yaşında bir erkek kardeşinin bulunması sebebiyle, babanın suç tarihindeki (ortaya çıkması muhtemel) istek ve ihtiyaçlarının bu kişiler tarafından karşılanabileceği doğaldır.
ASCK'nın 66/1-b maddesinde düzenlenmiş olan izin tecavüzü suçunun oluşabilmesi için failin "özürsüz" olarak bu suçu işlemesi şartının arandığı, ancak "özür" kavramı yasada tarif olunmadığından, kapsamının, Türk Silâhlı Küvetleri İç Hizmet Yönetmeliğinin 57'nci maddesinde sayılan hâller nazara alınarak değerlendirildiği ve bu uygulamanın Askeri Yargıtay karalarında istikrar bulduğu izahtan varestedir.
Özür" unsurunun neyi ifade ettiği ve geçerli kabul edilip edilemeyeceği hususininim takdiri, olayına mahsus olmak üzere yargılama makamına ait olmakla beraber, bu unsurun, yasa koyucunun söz konusu askeri cürmü ihdas ederken korumayı hedeflediği hukuki menfaatin de dikkate alınarak değerlendirilmesi zorunludur. ASCK'nın "Firar ve cezası" başlığını taşıyan 66'ncı maddesi, Türk Silâhlı Kuvvetlerinin bütünlüğünü, disiplinini ve askerlik hizmetine sadakati hukuki konu olarak benimsemiş olup, firar cürmünde özür unsuruna yer verilmemiş iken, izin tecavüzü suçu bakımından failin izinli olarak kıt'a dışında oluşu gözetilerek ayrıca "özürsüz" olma hâli öngörülmüş, ancak her iki suç aynı ceza ile müeyyidelendirilmiştir. Bu nedenlerle, izin tecavüzü suçunun oluşup oluşmadığına dair değerlendirmelerde, "özür" unsuru geniş yorumlanmamalı, firar ve izin tecavüzü suçlarının faillerinin hukuki durumları arasında denge, yasa koyucunun amacı aşılarak bozulmamalıdır.
Bu nedenlerden dolayı;
İstirahat süresi içerisinde olağanüstü tıbbi bir durum ile karşılaşmayan ve istirahat günlerini evinde dinlenerek geçiren baba H.İ.Ç.'nin, askeri hizmet yükümlülüğü altında bulunan oğlu sanık G.Ç.'nin bakım, yardım ve gözetimine muhtaç olmamasından dolayı, bu durumun sanık açısından birliğine dönmemesini haklı kılacak bir mazeret (Özür) hâli oluşturmadığı sonucuna varılarak, unsurları itibarıyla oluşan izin tecavüzü suçuyla ilgili olarak mahkûmiyet yerine beraat yönünde hükme varılması kanuna aykırı görülmüş ve direnmeye ilişkin beraat hükmünün sübut (esas) yönünden bozulmasına karar verilmiştir
2) Firar Suçu Yönünden Yapılan İnceleme:
Sanık P. Er G.Ç.'nin yukarıda açıklanan izin tecavüzü eyleminden sonra 17.11.2000 tarihinde birliğine katılmış ve aynı gün birliğini izinsiz olarak terk etmesinin ardından 17.3.2001 tarihinde yakalanarak ele geçmiştir, (sanığın bu eylemiyle ilgili olarak verilen 10 ay hapis cezası, Askeri Yargıtay 1'inci Dairesinin 3.7.2002 gün ve 2002/649-647 E.K. sayılı kararı ile onanmak suretiyle kesinleşmiştir.)
Yakalanmakla son bulan ve Dairece onanmak suretiyle kesinleştiği için temyiz incelemesi dışında tutulan firar suçunu işlemesinin ardından, mevcutlu olarak getirildiği birliğini 18.3.2001 günü bir kez daha izinsiz terk ederek firar eden sanık G.Ç.'nin, 15 gün süreyle firarda kalmasından sonra 3.4.2001 tarihinde kıtasına katıldığı sübuta ermiş bulunmaktadır.
İstikrar kazanmış Askeri Yargıtay uygulamaları ve yargısal kararlarda da kabul edildiği üzere, firar, izin tecavüzü sucunun aksine bünyesinde mazeret hâline yer vermeyen, şekli bir suç tipidir.
Sanığın babası 23.3.2001-24.3.2001 tarihleri arasında İstanbul'da bir hastanede anjiyo olmuş ve aynı gün hastaneden taburcu edilmiştir. Bu işlemler boyunca sanığın annesi eşine refakat etmiştir, Yukarıda açıklanan öznel koşullar, sanığı birliğini izinsiz terk etmeye yönelten ailevi bir neden (saik) olarak kabul edilebilir ise de, bu dunun genel kasta dayalı bir suç tipi olan firar suçunun oluşumunu hiçbir şekilde etkilememekledir.
Bu itibarla; görevi İcabı bulunması gerekli askeri mahalli, askeri hizmetten ayrı kalmak şuur ve iradesiyle izinsiz bir şekilde terk ederek firar suçunu işleyen sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerekir iken, beraat yönünde hükme varılması kanuna aykırı görülmüş ve direnmeye ilişkin beraat hükmünün sübut (esas ) yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy