(353 S. K. m. 173, 174)
Daire ile Başsavcılık arasında onaya çıkan uyuşmazlığın konusu yargılama sonunda tesis edilerek taraflara tefhim edilen kısa kararın, sonradan yazılan gerekçeli hükümde aynen yer almamasının bozmayı gerektirip gerektirmediğidir.
Daire; ayrı bir başlık altında yer almasa da, duruşmada tefhim edilen kısa kararın gerekçeli hüküm içeriğinde aynen yer aldığını, tespit olunan aykırılığın bu yönüyle hükmün esasına herhangi bir tesirinin bulunmadığını belirtirken, Başsavcılık; tefhim edilen kısa karar ile taraflara sonradan tebliğ edilen gerekçeli kararın hüküm fıkralarının aynı olması gerektiğini ileri sürmüştür.
Güney Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 20.9.2004 gün ve 2004/870-600 E.K sayılı kararı ile; sanık Dz.Er E.K.'nın 7.10.2003-2.12.2003 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 66/1-a veTCK'nın 59/2'nci maddeleri gereğince neticeten 10 ay hapis cezasıyla mahkûmiyetine, sanığın 2.12.2003-9.12.2003 tarihleri arasında nezarette; 22.7.2004-28.7.2004 tarihleri arasında müşahede altında geçen günlerin ASMKYUK'nın 251/1 ve CMUK'un 74/son maddeleri uyarınca tayin olunan hürriyeti bağlayıcı cezadan mahsubuna, karar verilmiştir.
Kararın verilmesini takiben yazılarak tebligata çıkarılan gerekçeli hükümde, tefhim edilen kısa kararın ayrı bir başlık altında düzenlenmediği, ancak kısa kararda yer alan uygulamaya ilişkin ayrıntılı açıklamaların gerekçeli hükmün içeriğine aynen dâhil edildiği görülmektedir.
ASMKYUK'nın 173 ve 174'üncü maddelerinin düzenlediği ve yerleşik yargısal uygulamada da kabul edilen usul ve esaslar dâhilinde; duruşma sonunda verilen ve yargılamanın aleniliği ilkesi gereğince tefhim edilen hükmün (kısa kararın) içeriğinde sonradan herhangi bir düzeltme veya değişiklik yapılmaması ve yazılacak gerekçeli kararın son bölümünde kısa karara aynen yer verilmesi gerekmektedir. Böylelikle, gerek yargılamanın taraflarına, gerekse temyiz incelemesini yapacak yargısal mercie duruşma sonunda tesis edilen kısa kararın, mahkemenin dayandığı delil, belge ve vicdani kanaatle uyumlu olup olmadığı konusunda değerlendirme yapma imkânı sağlanmış olacaktır. Hukuk âleminde sonuç doğurma özelliğine sahip olan hükmün (kısa kararın); gerekçeli karar ile uyum ve bütünlük içerisinde olup olmadığının, keza hükmün ve sonradan yazılan gerekçenin deliller ve dosya içeriği ile tutarlı olup olmadığının ortaya konulabilmesi bakımından bu titizliğin gösterilmesi gerekmektedir.
Diğer yandan, hükümlerin kesinleşmeleri hâlinde infaz kabiliyetini kazanacakları ve infaz işlemlerinin de gerekçeli hükümde yer alan bilgiler esas alınarak yürütüleceği dikkate alındığında, tefhim edilen kısa kararın gerekçeli hükümde açık bir biçimde yazılmış olmasının, infaz işlemlerini sıhhatli bir biçimde yerine getirilebilmesi açısından da önem taşıdığı ortaya çıkmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında inceleme konusu olayımıza dönüldüğünde; yargılama sonucunda tesis ve tefhim edilen kısa karara, hükmün gerekçesinde ayrı bir başlık veya bölüm altında yer verilmediği görülmekte ise de, hükmün tanıtıcı ve ayırt edici unsurlarından olan ve esas itibarıyla kısa kararın muhteviyatını oluşturan tüm bilgi ve açıklamaların gerekçeli karar içeriğinde yazılı olması ve işaret olunan bu eksikliklerin hükmün özünde veya tertip olunan cezanın tayininde herhangi bir belirsizliğe (kararsızlığa) yol açmamasından dolayı, belirtilen husus hükmün bozulmasını gerektiren bir aykırılık olarak değerlendirilmemiştir.
Üyelerin bir kısmı; itirazın kabulü ile mahkûmiyet hükmünün usule aykırılık sebebiyle bozulması gerektiğini ileri sürerek, çoğunluk kararma katılmamışlardır.
Öte yandan, gerek bazı duruşma tutanaklarında ve gerekse gerekçeli hükümde, askeri hâkim ve askeri savcı adlarının yazılmakla birlikte, sınıf ve rütbelere yer verilmediği görülmüştür.
"Subay" statüsünü haiz bulunan hâkimlerin sınıf ve rütbelerinin, bizzat kimliklerinin ayrılmaz bir parçası olduğu aşikardır.
Askeri hâkim ve askeri savcıların kimliklerinin tereddüt yaratmayacak bir şekilde duruşma tutanağı ile hüküm fıkrasında yer alması, 353 sayılı Kanunun 177 ve 180'inci maddelerinin amir hükümleri gereğidir, inceleme konusu dava dosyasındaki bazı duruşma tutanakları ve gerekçeli hükümde askeri hâkim ve askeri savcının sınıf ve rütbelerinin yer almaması bir eksiklik ise de; hükme katılan askeri hâkim ve askeri savcının sınıf ve rütbelerinin dosya içeriğinde yer alan diğer bilgi ve belgeler kapsamından anlaşılması sebebiyle bozma nedeni yapılmayan bu husus tenkide konu edilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy