(1632 S. K. m. 66)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlık, adil gözlem altına alınan sanık hakkında düzenlenen sağlık raporunun, eksik bilgi ve belgelere dayanılarak hazırlanıp hazırlanmadığı noktasındadır.
Daire; sanığın önceki firar eylemlerine dair davaların sonuçlarına ve yapılmış ise, infazlarına ilişkin belge ve bilgiler temin edilmeden yapılan adli gözlem neticesinde hüküm kurulmasının, hükmün noksan soruşturma yönünden bozulmasını gerektirdiği sonucuna ulaşmış iken, Başsavcılık sanığın tüm suçları dikkate alınarak adli gözlem raporu düzenlediği, adli gözlem tarihinden önce, sanığın önceki firar eylemlerine ilişkin davaların sonuçlanmış olmasının mümkün olmadığı ve bu nedenlerle yargılamada noksan soruşturma bulunmadığı düşüncesindedir.
Bu çerçevede yapılan incelemede;
Sanığın 19.6.2003-7.10.2003 tarihleri arasındaki firar eylemi nedeniyle hazırlanan suç dosyasının, birlik komutanlığınca askeri savcılığa gönderildiği, sanığın 7.12.2001-11.12.2001, 21.12.2001-11.6.2002, 17.10.2002-28.10.2002 ve 15.11.2002-19.4.2003 tarihleri arasında Firar suçlarını işlediği iddialarını içeren 3'üncü Mknz. P.Tüm.K.lığı Askeri Savcılığının 18.7.2002, 15.11.2002 ve 7.5.2003 tarihli üç ayrı iddianame suretinin askeri savcı tarafından dosyaya konulduğu, 2003/237 Esas numaralı dosyada birleştirildikleri anlaşılan bu üç dava ile ilgili yargılamada, sanık hakkında çıkarılmış 30.9.2003 tarihli gıyabi tutuklama kararının 13.10.2003 tarihinde vicahiye çevrildiği, askeri savcılığın 10.11.2003 tarihli iddianamesiyle inceleme konusu eylem nedeniyle sanık hakkında kamu davası açıldığı, birleşmiş diğer dava dosyalarına dair esas numaralan ile suç tarihlerini içerir bilgi tutanağının tensip kararı öncesinde dosyaya dâhil edildiği, sanığın, askeri mahkemece tespit olunan sorgusu sırasında "...bu benim beşinci askeri suçumdur, diğer dört suçtan yargılamam hâlen devam etmektedir..." şeklinde beyanda bulunduğu, sanığın suç tarihlerinde psikiyatrik bakımdan askerliğe elverişli olup olmadığının ve cezai ehliyeti bulunup bulunmadığının tespiti maksadıyla, askeri mahkemece resen adli gözlem altına alma kararı alındığı, karar gereğinin ifası için 2.12.2003 tarihinde askeri savcılığa yazılıp, dava dosyasının gönderildiği, bu yazı gereğince, askeri savcılık tamundan 4.12.2003 tarihinde komutanlığa yazıldığı, bu arada birleşmiş dava dosyası (2003/237) ile ilgili yargılama sırasında da adli gözlem kararı alınıp, karar gereğinin ifası için 13.10.2003 tarihinde askeri savcılığa, 4.11.2003 tarihinde de komutanlığa yazılmış olduğu, 3'üncü Mknz. P. Tüm. K.lığı'nın 6.2.2004 tarihli emri gereğince, tutuklu sanığın Çorlu Askeri Hastanesine sevk edilip, 10.2.2004 tarihinde yatışının sağlandığı, 17.2.2004 tarihine kadar adli gözlem altında tutulan sanık hakkında, 16.2.2004 tarih ve 275 sayılı sağlık raporu düzenlendiği, daha sonra 9.3.2004 tarihinde "adli rapor" yazılarak askeri mahkemeye gönderildiği, bu raporların içeriğinde, sanığın beş ayrı firar eyleminin de göz önünde bulundurularak inceleme yapıldığının açıkça belirtildiği, sanığın suç tarihlerinde "anti sosyal kişilik" yapısında olmasına rağmen, askerliğe elverişli bulunduğunu ve TCK' nın 46 ve 47'nci maddelerinden yararlanamayacağını belirleyen sağlık raporuna itibar eden askeri mahkemenin, diğer dava dosyası ile bu dava dosyasının birleştirilmesi yoluna gitmeden ve diğer dava ile ilgili karar verilip verilmediğine dair bir araştırmaya girişmeden, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verdiği ve temyiz aşamasında davaya dahil olan sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde "her iki dosyanın aynı gün karara bağlandığını" ifade ettiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında düzenlenen sağlık raporunda sanığın psikiyatrik durumunun, TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin Hastalıklar ve Arızalar Listesinin 17/A-l maddesine uyduğu belirtilmiştir. "Anti sosyal kişilik" yapısında olan bir asker kişinin askerliğe elverişsiz bulunacağı hâl ise, 17nci maddenin B-l fıkrasında düzenlenmiştir.
Bu fıkra: "B) 1. Kronik nitelik kazanmış anti sosyal kişilik ve madde bağımlılığını" düzenlemekte; açıklama kısmında: "Bu fıkraya gireceklerin anti sosyal kişilik bozukluğu tanısı alması, biri askeri mahkemelerce verilmiş olmak üzere en az üç anti sosyal eylemlerinden dolayı almış oldukları cezaların infaz edilmesine rağmen iyileşmeyerek, bozuklukların kronik nitelik kazanmış olması, askerlik uyumlarının bozulması ve bu niteliklerinin kıt'a anketi veya resmi belgeler ile saptanarak sağlık raporlarında belirtilmesi gereklidir." denmektedir. Açıklama kısmında belirtildiği üzere, "en az üç anti sosyal eylemlerden dolayı alınan cezaların infaz edilmesine rağmen iyileşmenle' hâli objektif bir şart olarak öngörülmüştür.
İnceleme konusu dosyada; her ne kadar, sanığın önceki dört ayrı eylemine ilişkin olarak yürütülen (birleşmiş) dava dosyasındaki eylemleri ile ilgili karar verilip verilmediği, verildi ise kesinleşip kesinleşmediği ve infaz edilip edilmediği hususlarına dair belge ve bilgi bulunmamakta ise de; yargılama aşamasına dair yukarıda aktarılan bilgiler dikkate alındığında; diğer dava dosyasının inceleme konusu dava dosyası ile birleştirilmemiş olmasına rağmen, yargılamaların aynı zaman dilimi içerisinde yapıldığının açık olduğu, hatta adli gözlem sırasında tüm eylemlerin birlikte irdelenmiş olmasına nazaran, adli gözlem sırasında diğer yargılamada henüz nihai karar tesis edilmediği hususunda tereddüt bulunmadığı ve her iki davanın aynı tarihlerde veya yakın tarihlerde sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır.
TSK. Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin Hastalıklar ve Arızalar Listesinin 17/B-l maddesinde, açıkça, "en az üç anti sosyal eylemden dolayı alınan cezaların infazına rağmen iyileşmeme" şartı arandığından ve yukarıda yapılan değerlendirmeye göre, sanık açısından bu objektif şartın gerçekleşmesine imkân bulunmadığından, diğer davanın neticesine dair bilgi ve belgelerin inceleme konusu dava dosyasına bir yenilik getirmeyeceği ve adli gözlem karan sonunda düzenlenen rapora da bir etkisinin olamayacağı aşikârdır.
Bu nedenlerle; sanık hakkında düzenlenmiş adli gözlem raporunun sıhhati konusunda bir kuşku bulunmadığı kanısına varılmış ve Başsavcılığın isabetli görülen itirazının kabulü ile yerinde bulunmayan Daire kararının kaldırılıp temyiz incelemesine devam olunmak üzere dava dosyasının Dairesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy