(353 S. K. m. 227)
Daire ile askeri mahkeme arasında ortaya çıkan uyuşmazlığın konusu; atılı izin tecavüzü suçunun sübuta erip ermediği noktasındadır.
Daire; birliğine dönüş için gerekli olan yol parasını tedarik etmek üzere çalışmak zorunda kalmasından dolayı, birliğine süresinde katılmadığını beyan eden sanığın bu doğrultudaki açıklamalarının, Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliğinin 57/b maddesi kapsamında askerlik hizmetine göre tercih edilebilecek bir mazeret hâli oluşturmadığını kabul ederek, aksi yönde değerlendirmeyle verilen beraat hükmünün esas (sübut) yönünden bozulmasına karar vermiş iken;
Askeri mahkeme, sanığın doğru olduğu kanıtlanan savunmalarının izin tecavüzü suçu açısından haklı ve kabul edilebilir nitelikte bir özür hâli oluşturduğunu ileri sürerek, eski hükümde direnmek suretiyle beraat yönünde hükme varmıştır.
Daireler Kurulu önüne getirilen uyuşmazlığın konusu bu çerçevede ifade edilse de, yargılama aşamalarında ceza yargılama hukuku kurallarının ihlâlini sonuçlayan herhangi bir aykırılık bulunup bulunmadığının da öncelikli mesele olarak incelenmesi gerekmektedir.
Askeri mahkeme; beraat hükmünün sanık aleyhine bozulmasının ardından yapmış olduğu duruşmalarda, sanık Ter.P.Er M.Ö.'nün Askeri Yargıtay bozma kararına karşı beyanının tespiti için sanığın bulunabileceği ilgili istinabe mahkemelerine talimat yazılmasına karar vermiş, bu adreslerinden bulunamaması üzerine de, (ASMKYUK' nın 227/4'üncü maddesinin ilk cümlesi gereğince) sanığın duruşmalardan vareste tutularak yargılamaya yokluğunda devam edilmesine ve akabinde direnmek suretiyle sanığın beraatına, karar vermiştir.
1412 sayılı CMUK' un 326/2-1, 5271 sayılı CMK' nın 307/2'nci maddesinin birinci cümlesi ve ASMKYUK' nın 227/4'üncü maddesinin ilk cümlesi; bulunamamaları nedeniyle bozmaya karşı beyanları tespit edilemeyen sanıklar hakkında yargılamaya devam edilerek, yokluklarında hüküm tesisine imkân sağlamış ise de; haklarında verilecek cezalarının bozmaya konu edilen cezalardan daha ağır olması hâllerinde, sanıkların her hâlde dinlenmeleri gerektiği CMUK'un 326/2'nci maddesinin ikinci cümlesi, CMK' nın 307/2'nci maddesinin son cümlesi ve ASMKYUK' nın 227/4'üncü maddesinin ikinci cümlesinde açık ve tartışmasız bir şekilde ifade edilmiştir.
Sanık Ter.P.Er M.Ö. hakkında askeri mahkemece verilen beraat hükmü, askeri savcı tarafından sanık aleyhine temyiz edilmiş ve Askeri Yargıtay 3'üncü Dairesinin 8.6.2004 gün ve 2004/592-584 E. K sayılı kararı ile; unsurları itibarıyla oluşan izin tecavüzü suçuyla ilgili olarak mahkûmiyet yerine beraat kararı verilmesinin kanuna aykırı olduğu belirtilerek, beraat hükmünün sanık aleyhine bozulmasına karar verilmiştir.
Bu doğrultudaki bozma kararının, sanık aleyhine hüküm doğuracak nitelik taşımasından ötürü, sanığın Askeri Yargıtay bozma kararına karsı beyanının mutlak surette tespiti gerekmektedir.
Askeri Yargıtayın bozma kararına uyulmayarak direnme kararı verilmesi hâlinde dahi, sanık aleyhine hüküm içeren bozma kararına karsı diyeceklerinin tespiti zorunludur. Bu husus, inceleme konusu olayımızla benzer nitelikteki Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 15.4.2004 gün ve 2004/1-63 E.K. ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.4.2004 gün ve 1-64/90; 23.9.2003 gün ve 8-210/222; 5.2.2002 gün ve 1-417/153 E.K.; 15.5.2001 gün ve 6/94-97 E.K.; 3.10.2000 gün ve 5/168-178 E.K.; 11.6.1996 gün ve 1-122/129 E.K.; 26.12.1994 gün ve 2-345/363 E.K.; 30.5.1994 gün ve 6-132/155 E.K.; 25.10.1993 gün ve 7-254/275 E.K.; 29.6.1992 gün ve 5/174-199 E.K.; 19.11.1990 gün ve 259/275 E.K.; 17.4.1989 gün ve 5/194-148 E.K.; 31.10.1988 gün ve 9/404-415 E.K.; 26.1.1987 gün ve 7/306-1 E.K. ve 15.12.1986 gün ve 1/218-586 E.K. sayılı emsal nitelikteki kararlarında tereddütsüz bir biçimde kabul edilerek, hükmün aleyhe bozulması durumunda sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulmasının yasal zorunluluk olduğu vurgulanmıştır.
Aleyhe hukuki sonuç içeren hususlara karşı beyanda bulunma imkânı, gerek vicahi yargılamaya iştirak edilerek lehe olan kanıtların sunulabilmesi, gerekse savunma hakkının etkin ve sağlıklı bir biçimde kullanılabilmesi maksadıyla sanıklar açısından yasal bir hak hâline getirilmiştir.
Bu itibarla; sanığın savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuran bu aykırılık nedeniyle direnmeye bağlı beraat hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy