(1632 S. K. m. 87)
Daire ile askeri mahkeme arasında ortaya çıkan uyuşmazlığın konusu, atılı emre itaatsizlikte ısrar suçunun oluşabilmesi bakımından noksan soruşturma teşkil edecek bîr eksiklik bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Daire; üzerinde cep telefonu taşıdığı belirlenen sanığın birlik içerisinde cep telefonu bulundurmanın yasaklandığına İlişkin emirden haberdar olmadığına ilişkin ısrarlı beyanlarının arattırılması gerektiği sonucuna vararak, mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma sebebiyle bozulmasına karar vermiş,
Askerî mahkeme, sanığın birlik içerisinde cep telefonu bulundurulmasını ve kullanımını yasaklayan emirden haberdar olduğunu, herkesçe bilinen bir konunun araştırılmasının da esasa etkili bir önem taşımadığını ileri sürmüş ve eski hükümde direnmek suretiyle sanık hakkında beraat kararı vermiştir.
Yatağan ilçe Jandarma Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini sürdüren sanık J.Er R.Ç.'nin kendisine 26.2.2003 tarihînde tebliğ edilen ve cep telefonu bulundurulması ile kullanımı yasaklayan emre aykırı hareket ederek, 12.5.2003 tarihinde birlik içerisinde cep telefonu bulundurduğu kabul edilerek, mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Sanık, birlik komutanlığı tarafından tespit olunan hazırlık ifadesinde, istinabe mahkemesi huzurunda vermiş olduğu 4.8.2003 tarihli sorgu ve savunmasında, 6.10.2003 ve 27.1.2004 tarihli temyiz dilekçelerinde ve Askerî Yargıtay bozma kararına karşı diyeceklerinin tespit edildiği 10.6.2004 tarihli duruşmada özetle; birliğine katıldığı esnada kendisine çok sayıda emir ve evrakın bir defada ve bunları okumasına imkân sağlanmadan imzalatıldığını, birlik içerisinde cep telefonu bulundurulması ve kullanımını yasaklayan emirden bu nedenle haberdar olmadığını ve emre itaatsizlikte ısrar kastıyla hareket etmediğini ileri sürmüştür.
Bir sureti dava dosyasında bulunan ve aralarında sanığın da yer aldığı 7 askere tebliğ edildiği belirtilen 6 sayfalık emir toplam 245 maddeden ibarettir. "Erbaş ve Erlerin Uyması Gereken Kurallar" başlığını taşıyan ve birlikte görevli terzi, koğuş nöbetçisi, çaycı, bölük nöbetçi çavuşu, bölük nöbetçi onbaşısı, yazıcı ve vizitecilerinde görev ve sorumluluklarını düzenleyen uygulama emrinin, 7 askere nerede ve ne şekilde tebliğ edildiği konusunda dava dosyasında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak disiplin, görev, eğitim, emniyet ve istihbarat konuları hakkında oldukça ayrıntılı düzenlemeler içeren 245 maddelik bu emrin, ilgililere onaylı bir nüsha verilmek suretiyle tebliğ edilmesi, gerek talep edilen hizmetin tanıtımı, gerekse verilen emrin içerik ve sınırlarının ne olduğunun açıklığa kavuşturulması açısından hakkaniyete uygun bir çözüm tarzı olacaktır.
Cep telefonu bulundurulması ve kullanımının, komutanlığın emir afiline getirdiği düzenlemeler aracılığı ile yasaklandığının (birlikte görevli askerler tarafından) önceden bilinmesine rağmen, bu emre aykırı davranılması sureti ile cep telefonu bulundurulması ve kullanılması hâlinde emre itaatsizlikte ısrar suçunun oluşacağı konusunda şüphe yoktur.
Ceza Yargılama Hukukunun temel fonksiyonu, iddia ve savunma makamlarınca sabit olduğu kabul edilse dahi, uyuşmazlık konusu maddî gerçeğin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasını temin etmektir. Bu yönüyle Ceza Yargılama Hukukunda Medenî Yargılama Usulünün aksine, mahkeme tarafların ibraz ettikleri deliller ile bağlı olmaksızın gerçeği ortaya çıkarmak adına resen delil ikame ve değerlendirme yetkisine sahiptir.
Belirtilen bu nedenlerden dolayı; inceleme konusu dosya içeririnde, birlik içerisinde cep telefona bulundurulması ve kullanımını yasaklayan komutanlık emrinden suç tarihinden önce haberdar olmadığını ileri süren sanığın, bu iddiasının gerçeği yansıtıp yansıtmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Bu itibarla;
1) Birlik içerisinde cep telefonu bulundurulması veya kullanımını yasaklayan emrin ayrıca sözlü olarak içtimalarda, gece derslerinde ve eğitim toplantılarında, aralarında sanığın da bulunduğu askerlere duyurulup duyurulmadığının, gerek birlikten sorularak gerekse tebellüğ belgesinde imzaları bulunan onbaşıların tanık sıfatıyla dinlenerek açıklığa kavuşturulması,
2) Emrin tebliğ edildiği gün olan 26.2.2003 tarihinden, sanığın cep telefonu bulundurduğu tarih olan 12.5.2003 tarihine kadar olan süreç içerisinde, sanık ya da başka bir birlik personeli hakkında cep telefonu bulundurduğu gerekçesiyle yasal işlem yapılıp yapılmadığının birlik kayıtlarından araştırılmasının ardından, elde edilecek durum çerçevesinde sanığın emre itaatsizlikte ısrar kastıyla hareket edip etmediğinin, (bu konuda ortaya çıkan şüphe ve tereddüdü giderecek biçimde) ortaya konması gerektiğinden, mahkûmiyete ilişkin direnme hükmünün yukarıda açıklanan nedenlere dayalı olarak noksan soruşturma sebebiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Azınlıkta kalan bir kısım üyeler ise, erbaş ve erlerin askerî birlik içerisine cep telefonu sokmaları, kullanmaları veya bulundurmalarının yasaklanmasına ilişkin emirler bugün için artık herkesçe bilinen, malûm ve muayyen hâle getirilmiş olan ve ülke genelindeki tüm askerî birliklerde istisnasız bir şekilde uygulandığından, askerliğe sevk edildiği 9.12.2002 tarihinden beş ay sonra, cep telefonu bulundurma yasağıyla ilgili emri imzası karşılığında 26.2.2003 tarihinde tebellüğ eden ve bu tarihten iki buçuk ay sonrasına tekabül eden 12.5.2003 günü üzerinde bir adet cep telefonu ele geçirilen sanık erin, bu konuda getirilen yasaklamadan haberi olmadığına ilişkin hayatın olağan akışına uygun düşmeyen ve bu yönüyle de inandırıcılık değeri taşımayan savunmasına itibar edilmemesi ve buna bağlı olarak da, mahkûmiyete ilişkin direnme hükmünün onanması gerektiğini ileri sürerek çoğunluk görüşüne katılmamışlardır.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy