(353 S. K. m. 220)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulu önüne getirilen uyuşmazlığın konusu;
1) Sanık hakkında, alt sınırdan uzaklaşılarak tertip edilen temel cezanın TCK'nın 59/2'nci maddesi uygulanarak 1/6 oranında indirilmesi işlemi aşamasında; 6 ay 20 gün yerine 5 ay 20 gün hapis cezasına hükmedilmesinin, maddi bir yanlışlık olarak mı, yoksa cezada kazanılmış bir hak olarak mı kabul edilmesi gerektiği,
2) Takdiri indirim hükmünün (TCK'nın 59/2) uygulanması suretiyle belirlenen cezanın (647 sayılı Kanunun 4'üncü maddesi gereğince para cezasına çevrilmesi esnasında) 5 ay 20 gün yerine 6 ay 20 gün hapis cezası üzerinden hesaplanarak, sonuç itibariyle 6 ay 20 günlük hapis cezasının kanuni karşılığı olan 2.311.400.000.TL'na hükmedilmesinin bozmayı gerektiren bir aykırılık olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği noktasındadır.
Sanık P.Er K.D.'nin, koğuş nöbetçiliği görevini sürdürdüğü 19.3.2003 günü saat 23.30 sıralarında, koğuşla yatmakta olan P.Er Y.B.'nin yastığının altında bulunan pantolonundaki cüzdanı hak sahibinin izni ve rızası olmadan gizlice çaldığı, bu suretle arkadaşının eşyasını çalmak suçunu işlediği sabit olup, esasen bu konuda Daire ile Başsavcılık arasında herhangi bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
Daire, sanığın sabit görülen suçundan dolayı tertip edilen temel cezanın TCK'nın 59/2'nci maddesi uygulanarak, 1/6 oranında indirilmesi işlemi esnasında 6 ay 20 gün yerine, sanık lehine olarak 5 ay 20 gün süreyle hapis cezasına hükmedilmesinin sanık açısından kazanılmış hak oluşturduğu ve hürriyeti bağlayıcı cezanın 5 ay 20 günlük hapis cezası üzerinden para cezasına çevrilmesi gerektiği sonucuna vararak, para cezasına çevirme işlemini 6 ay 20 gün hapis cezası üzerinden yapan askeri mahkeme hükmünün düzeltilerek onanmasına karar vermiş,
Başsavcılık, temel cezanın takdiri indirim hükmü (TCK mad. 59/2) uygulanarak indirilmesi aşamasında yapılan bu hatanın maddi bir yanlışlıktan kaynaklandığını, hürriyeti bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilmesi aşamasında hataen yazılan cezanın değil de, 6 ay 20 günlük hapis cezasının esas alınmasının da bunun göstergesi olduğunu, mahkûmiyet hükmünün bu nedenle onanması gerektiğini ileri sürerek, Dairenin düzelterek onama kararına karşı itirazda bulunmuştur.
353 sayılı ASMKYUK'nın "Askeri Yargıtayca hükmün bozulması ve esasa hükmedilecek hâller" başlığını taşıyan 220'nci maddesinin (D) bendinde; artırma ve indirme sonunda ceza süresini veya miktarını tayinde maddi yanılma olması hükmün düzeltilerek onanmasını mümkün kılan kanuni hâllerden biri olarak düzenlenmiştir.
Aynı kanunun 227/3'üncü maddesi ise, hükmün sanık aleyhine temyiz edilmemesi durumunda yeniden verilen hükmün önceki hükümle tayin edilen cezadan daha ağır olamayacağını hükme bağlayarak; cezada kazanılmış hak kavramının tayin edilen sonuç cezanın tür ve süresinden ibaret olduğunu öngörmüştür.
647 sayılı Kanunun 4/4'üncü maddesinin "uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen para cezası veya tedbirdir" şeklindeki amir hükmü de dikkate alındığında; cezada kazanılmış hak kavramının artırma ve indirme sebeplerinin uygulanması sonucunda, ortaya çıkan hürriyeti bağlayıcı ceza ya da hürriyeti bağlayıcı cezanın çevrildiği ağır para cezası veya tedbir olarak kabulü gerekmektedir. Bu itibarla; cezada kazanılmış hak kuralının, artırma ve indirme sebeplerinin tatbiki sonucu ortaya çıkan ceza miktarları üzerinden değil de, hükmedilen sonuç cezanın tür ve miktarına itibar edilerek uygulanması gerekmektedir.
İnceleme konusu olayımızda; sanığın arkadaşının eşyasını çalmak suçunu işlediğini sabit gören askeri mahkeme; ASCKnın 132'nci maddesini uygulayarak (alt hadden uzaklaşarak) belirlediği 8 aylık temel cezanın, TCK'nın 59/2'nci maddesini uygulayarak 1/6 oranında indirilmesine karar vermiş ve bu indirim hükmünün uygulanması sırasında maddi hata sonucu 6 ay 20 gün yerine 5 ay 20 gün hapis cezasına hükmetmiştir.
Hürriyeti bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilmesi işleminin de, 5 ay 20 gün yerine 6 ay 20 gün hapis cezası üzerinden ve 647 sayılı Kanunun 4'üncü maddesinin suç tarihi itibarıyla yürürlükte olan tarifesinin belirlediği esaslar dâhilinde (11.557.000 TL x 200 gün 2.331.400.000 TL olarak) doğru bir biçimde yapılması da, takdiri indirim sebebinin uygulanması sonucu ortaya çıkan rakamsal yanlışlığın maddi bir hatadan kaynaklandığını açık bir biçimde ortaya koymaktadır.
Bu itibarla;
Maddi hatadan kaynaklandığı açıkça anlaşılan 5 ay 20 günlük hapis cezasını, sanık açısından kazanılmış hak olarak değerlendiren Dairenin; bu cezayı 647 sayılı Kanunun 4'üncü maddesinin suç tarihinde yürürlükte olan yasal tarifesi gereğince ağır para cezasına çevirip, sonuç cezayı düzelterek onama suretiyle tayin etmesinde kanuni isabet görülmemiş ve Askeri Yargıtay Başsavcılığının yerinde görülen itirazının kabulü ile itiraza konu edilen Daire kararının kaldırılmasına ve sonuç olarak kanuna uygun olan mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy