(353 S.K. m. 209)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın konusu, sanığın temyiz itirazının yasal süresi içerisinde yapılıp yapılmadığı noktasındadır.
Yokluğunda verilen 15.9.2004 tarihli mahkûmiyet kararının, 21.10.2004 tarihinde kendisine tebliğ edilmesinin ardından, sanığın 1.11.2004 tarihinde resmi kayda giren dilekçesiyle hükmü temyiz etmek istediğini ortaya koyduğu sabit olup, esasen bu konuda Daire ile Başsavcılık arasında herhangi bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
Ortaya çıkan hukuki uyuşmazlığın sağlıklı bir biçimde çözümlenebilmesi için, konuyla ilgili mevzuat hükümlerinin incelenmesi gerekmektedir.
353 sayılı ASMKYUK'nın; "Temyiz isteminin süresi ve şartları" başlığını taşıyan 209/1'inci maddesi, temyiz isteminin karar veya hükmün tefhiminden, tefhimin sanığın yokluğunda yapılması durumunda da, tebliğinden itibaren bir haftalık süre içerisinde yapılması gerektiğini öngörmüştür. Aynı kanunun "mehiller" başlığını taşıyan 53/3-4 maddelerinde ise, mehilin hafta olarak tayin edildiği durumlarda, işlemeye başladığı günün son hafta itibarıyla ismen karşıtı olan günün tatil saatinde sona ereceği, son günün Pazara veya resmi bir tatile tesadüf ettiği takdirde ise, mehilin ertesi gün biteceği belirtilmiştir.
21.10.2004 Perşembe günü hükmü tebellüğ eden sanık açısından, ASMKYUK'nın 209/1'inci maddesinin öngördüğü 1 haftalık temyiz süresi 28.10.2004 günü mesai saati sonunda sona ermekte olup, 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkındaki Kanunun 1 'inci maddesi hükmü uyarınca, 28 Ekim gününün saat 13.00'den itibaren (29 Ekim gününü de kapsayacak şekilde) resmi tatil olduğunda da tereddüt bulunmamaktadır.
28.10.2004 günü saat 13.00e kadar yurt çapındaki tüm resmi kurum ve kuruluşların günlük mesailerine devam etmelerinden dolayı, sanık açısından ASMKYUK'nın 53/4üncü maddesinde belirtildiği şekliyle, son günün resmi bir tatil gününe tesadüf etmesi koşulu gerçekleşmemiştir. Diğer bir ifadeyle, resmi tatilin başlayacağı 28.10.2004 günü saat 13.00den sonra resmi çalışma süresinin sona ermesi, aynı gün saat 13.00'e kadar sürdürülen genel faaliyetin dikkate alınmamasını gerektirmeyecektir.
Bu itibarla; sanığın 22.10.2004 tarihinden itibaren başlayan bir haftalık temyiz süresi, resmi tatilin başladığı 28.10.2004 günü saat 13.00'den itibaren sona erdiğinden, 1.11.2004 tarihli temyiz dilekçesinin ASMKYUK'nın 209/1'inci maddesinin öngördüğü hak düşürücü süreden sonra verildiğinin kabulü gerekmektedir.
Bu husus, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 13.11.1936 gün ve 14-22 sayılı kararında belirtilmiş olup, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun inceleme konusu olayımızla özdeş nitelikteki 10.5.1982 gün ve 6-165/206 ve 2'nci Ceza Dairesinin 7.9.1993 gün ve 9873-9172 sayılı kararlarında da kabul ve ifade edilmiştir.
Diğer yandan, hükmün ne şekilde tebliğ edilmesi gerektiğine ilişkin tebliğ tebellüğ belgesinde, N.Ç.'nin Anayasanın 40/2'nci maddesinden kaynaklanan tüm haklarının ayrıntıları ile açıklanmış olmakla, aksi doğrultudaki tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy