(1632 S. K. m. 87 )
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlık, isnat konusu emre itaatsizlik eylemi hakkında ASCK' nın 87/1 'inci maddesinin hangi cümlesinin uygulanacağı noktasındadır.
Daire; atılı eylem hakkında ASCK' nın 87/1 'inci maddesinin ikinci cümlesi uyarınca, mahkûmiyet kararı verilmesinde isabetsizlik görmeyerek, bu doğrultudaki mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar vermiş,
Başsavcılık ise, olayın meydana geldiği sırada uyku hâlinde olan sanığın emrin tekrar edilmesine rağmen sözlü olarak ve/veya fiilen emrin gereğini yerine getirmemek şuur ve iradesiyle hareket etmediğini, bunun sonucu olarak da sanık hakkında ASCK' nın 87'nci maddesinin ilk cümlesi gereğince mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ve daire kararına itirazda bulunmuştur.
Birliğinde askerlik hizmetini sürdüren sanık P.Er F.D.'ye, 17.4.2003 günü saat 04.00-06.00 saatleri arasında koğuş nöbetçisi olduğu hususu evvelce tebliğ edildiği gibi, sanığın o günkü bölük nöb. onbaşısı P.Onb. Ö.B. tarafından da saat 03.45 civarında nöbetine kalkması için uyandırıldığı, ancak uyumaya devam eden sanığın nöbete kalkmadığı ve bu suretle emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği sabit olup, esasen bu konuda Daire ile Başsavcılık arasında herhangi bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
Sanık P.Er F.D., huzurda tespit edilen sorgu ve savunmasında; yatmadan evvel kullandığı sakinleştirici hapların kendisinde uyku hâli yarattığını, nöb. Onb. O.B.' nin nöbet hizmeti öncesinde yanına gelerek kendisim nöbete kalkması için uyandırdığını, ancak yorgun olduğunu söyleyerek nöbete kalkmayacağını söylediğini, nöb. onb. O.B.' nin kendisini sadece bir kez uyandırdığını, daha sonra uyumasından dolayı nöbetine gidemediğini beyan etmiştir.
İnceleme konusu olayın görgü tanığı durumundaki P. Onb. Ö.B., huzurda tespit edilen yeminli ifadesinde; nöbetine kalkması için ilk kez uyandırdığında, sanığın kendisine nöbete kalkmayacağını söylediğini, ikinci kez ikaz ettiğinde ise, sanığın "nöbete kalkmayacağım., tutanağını tut" şeklinde sözler sarf ettiğini beyan etmiştir.
Olay günü bölük nöbetçi çavuşu olan P. Uzm. Çvş. M.T., huzurda tespit edilen yeminli ifadesinde; olay anında nöb.onbaşı Ö.B.' nin kendisinin yanına gelerek sanığın koğuş nöbetine kalkmadığını söylediğini, bunun üzerine Ö.B.'ye sanığı yeniden uyandırarak nöbete gitmesini bildirilmesi yönünde emir verdiğini, birkaç dakika sonra yanına gelen nöb. onb O.B.' nin sanığın nöbete kalkmadığını söylediğini beyan etmiştir.
İnceleme konusu olayın mağduru durumunda olmayan ve aralarındaki şahsi münasebetler İtibarıyla da sanık aleyhine İfade vermesi için hiçbir sebep bulunmayan Nöb. Onb. Ö.B.'nin yukarıda açıklanan anlatımlarının, olay tespit tutanağında ısım ve İmzası bulunan P.Uzm. Çvş. M.T. nin beyanlarıyla da ulus ve iddiaya uygun düşen paralellik göstermeli dikkat çekmektedir, Askeri mahkemece, dinlenilen psikiyatrisi bilirkişi Dr. N.K nın sanığın kullandığı sakinleştirici hapların ağır bir uyku hâli yaratmayacağına ilişkin tıbbi mütalaası da, tanık O.B' nin anlatımlarını doğrulamaktadır.
Sanık P.Er F.D.' nin nöb. onb Ö.B tarafından ilk kez uyandırıldığı sırada, koğuş nöbetine gitmesi hususundaki (evvelce kendisince bilinen) birlik komutanlığı emri sanığa tebliğ edilmiş, sanık bu uyarıya rağmen nöbetine kalkmayacağını ifade etmiştir.
Kısa bir müddet sonra nöbetine gitmesi İçin yeniden uyandırılarak, usulüne uygun şekilde ikazda bulunulan sanık; nöbete kalkmayacağını ve hakkında tutanak tutulmasını söylemek suretiyle, nöbet konusundaki emri yerine getirmeyeceğini açıkça ifade etmiş ve fiilen nöbete kalkmamakta ısrar etmiştir.
Bu çerçevede sübuta erdiği belirlenen eylemin; ASCK' nın 87/1 inci maddesinin "emrin yerine getirilmesini söz veya fiili ile açıkça reddedenler" şeklinde düzenlenen ikinci cümlesini ihlâl ettiği Sonuç ve kanaatine varılarak, isabetli görülmeyen Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir.
Azınlıkta kalan bir kısım üyeler ise; sanığın bir kez uyandırılmasının ardından uyuyakaldığına ve nöb. onb. tarafından ikinci kez uyandırılmadığına yönelik ısrarlı anlatımlarının aksinin, her türlü şüpheden arınmış deliller marifetiyle ortaya konamadığı, aksi kanıtlanamayan şüphenin ise sanık lehine yorumlanarak, hakkında ASCK' nın 87/1 inci maddesinin ilk cümlesi gereğince mahkûmiyet karan verilmesi gerektiğini ileri sürerek, itirazın reddine karar veren çoğunluk görüşüne katılmamışlardır.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy