(1632 S. K. m. 91)
Daire ile Başsavcılık aralında ortaya çıkan uyuşmazlığın konusu, sübutunda tereddüt bulunmayan üste fiilen taarruz eyleminin haksız tahrik altında işlenip işlenmediğiyle ilgili olarak noksan soruşturma bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Daire çoğunluğu, mahkemenin eylem bütünü içerisinde haksız tahrik bulunmadığına yönelik kabul ve değerlendirmesinin isabetli olduğu sonucuna varmış,
Başsavcılık ise, konunun görgü tanıklarının yeniden ifadelerine başvurularak araştırılması gerektiğini ileri sürmüş ve onamaya ilişkin Daire kararına karşı itirazda bulunmuştur.
Sanık J.Er Y.G.'nin; 8.4.2004 günü saat 07.00 sıralarında kendi temizlik bölgesine gitmek üzere birlik yemekhanesinden geçmek istediği esnada, yemekhanede temizlik yaptıran mağdur J.Onb M.A.'nın buna izin vermediği, sözlü olarak münakaşa eden her iki askerin Nöb.Astsb. M.Ö.'nün uyarısı sonucunda birbirlerinden uzaklaştıkları, sanık J.Er Y.G.'nin 5-10 dakika sonra tekrar mağdur J.Onb. M.A.'nın yanma geldiği ve yüzüne yumrukla vurmak suretiyle üste fiilen taarruz, suçunu işlediği sabit olup, esasen bu konuda Daire ile Başsavcılık arasında herhangi bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
1) Usule İlişkin Olarak Yapılan İnceleme:
İtiraz konusu uyuşmazlığın görüşülmeye başlanılmasından önce, mahkûmiyet hükmünün gerekçesinin 353 sayılı ASMKYUK'nın 173'üncü maddesinin öngördüğü unsurları taşıyıp taşımadığı hususu Kurulumuzca öncelikli mesele olarak tartışılmış olup, bu konuda yapılan tartışma ve değerlendirmeler sonunda; askeri mahkemenin, yargılamaya esas olan maddi
vakıayı dosyada yer alan delillerden yararlanmak suretiyle belirlemesi işlemi ile, sabit gördüğü bu eylemin kanunda yer alan hangi suç tipini oluşturduğuna ilişkin değerlendirmelerinin 353 sayılı ASMKYUK'nın 50 ve 173'üncü maddelerine uygun düştüğü sonucuna varılmıştır. Bir kısım üyeler ise; hükmün gerekçesinin gerek iddia konusu maddi vakıanın hangi deliller itibarıyla sabit sayıldığını ortaya koyabilmesi, gerekse eylemini mağdurun tahriki sebebiyle işlediğini ileri süren sanığın ,bu beyanlarının hangi neden ve gerekçelerle kabule değer bulunmadığıyla ilgili olarak herhangi bir açıklama içermediğini, bu yönüyle de mahkûmiyet hükmünün 353 sayılı ASMKYUK'nın 50 ve 207-3-G maddeleri doğrultusunda gerekçesizlikten ötürü bozulması gerektiğini ileri sürerek, çoğunluğun bu doğrultudaki kabul ve değerlendirmesine katılmamışlardır.
2) Esasa İlişkin Olarak Yapılan İnceleme
Sanık J.Komd.Er Y.G., olaydan hemen sonra birlik komutanlığı tarafından tespit edilen ilk ifadesi ile aynı doğrultudaki istinabe sorgusunda mağdur J.Onb. M.A.'nın "Senin yaşın kaç, benim yaşım kaç" diyerek kendisini itelediğini beyan etmiştir.
Olayın görgü tanığı durumundaki J.Er V.T., hazırlık ve aynı doğrultudaki yeminli son soruşturma ifadelerinde; sanık ile mağdur onbaşının karşılıklı olarak tartıştıklarını, ilk tartışmada sanığa 5 dakika sonra yemekhaneden geçebileceğini söyleyen mağdurun bu sürenin sonunda gelen sanığı yemekhaneden içeri sokmadığını beyan etmiştir.
Hükmün gerekçesinde, olay mahallinde olduğu belirtilen olay tespit tutanağında ismi yazılı olan Nöb.Astsb. J.Astsb.Kd-Çvş. M.Ö.'nün inceleme konusu olaya hangi safha ve süreçte ve ne şekilde müdahale ettiği net bir şekilde ortaya konamamış ve bu yönüyle bu kişinin sanık ile mağdur arasındaki karşılıklı bir itişme veya hakarete varan tartışmaya tanık olup olmadığı konusunda bilgi ve görgüsüne başvurulmamıştır.
Diğer yandan, görgü tanıkları olduğu anlaşılan J.Er V.T. ile B.M.'ye (Üste fiilen taarruz eyleminden önce) sanık ile mağdur arasında cereyan eden tartışmanın içerik ve mahiyeti hakkında olayın önem ve özelliğine ve münhasıran haksız tahrikin bulunup bulunmadığının belirlenmesine yönelik gerekli sorular sorulmamış ve mahkemece bu kişilerin genel nitelikteki açıklamalarına itibar edilerek, somut olayda haksız tahrik hükmü uygulanmamıştır.
Oysa, yargılamaya esas maddi gerçeğin tahmin, yorum ya da mukayeseye imkân vermeyecek biçimde çok yönlü bir biçimde araştırılması ceza yargılama hukukunun temel görevidir. Bu itibarla;
1) Görgü tanıkları durumundaki J.Er V.T. ile J.Er B.M.'nin eski ifadeleri ve iddianame kapsamında yeniden dinlenilerek, sanık ile mağdur J.Onb, M.A.'nın üste fiilen taarruz eylemi öncesinde ne şekilde tartıştıklarının, mağdurun sanığı itip itmediğinin ya da hakaret teşkil edebilecek bir söz sarf edip etmediğinin belirlenmesi,
2) Nöb.Astsb. olan ve olaya müdahale eden M.Ö.'nün de tanık sıfatıyla yeminli ifadesine başvurularak, yukarıda belirtilen (l'inci maddede) hususlar hakkında bilgi sahibi olup olmadığının açıklığa kavuşturulması,
3) Olay tarihi ve anı itibarıyla sanığın sorumlusu bulunduğu temizlik mıntıkasına (görev yerine) gidebilmesi için mağdur Onb.'nin temizlettiği yemekhaneden geçmesinin zorunlu olup olmadığının ortaya konabilmesi bakımından, konuya ışık tutabilecek ayrıntılar içeren olay yeri krokisinin dava dosyasına dâhil edilmesi gerektiği sonucuna varılmış ve Başsavcılığın isabetli görülen itirazının kabulü ile, onamaya ilişkin Daire kararının kaldırılmasına, mahkûmiyet hükmünün açıklanan nedenlere dayalı olarak noksan soruşturma sebebiyle bozulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy