(765 S. K. m. 296) (353 S. K. m. 9, 11) (5271 S. K. m. 8, 9, 270, 281, 283)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın konusu, sanıklara isnat olunan cürüm delillerini yok etmek suçlarının sübuta erip ermediği noktasındadır.
E.Ord.Astsb.Bçvş. B.E., Ş.E., Svl. şahıslar İ.K. ve Z.K. haklarında KKK Askeri Savcılığınca ihtilâsen zimmet ve bu suça iştirak etmek suçlarıyla ilgili olarak başlatılan hazırlık soruşturmasının devam ettiği 29.4.2002 tarihinde B.E.'nin evvelce birlikte çalışmış olmalarından dolayı tanıdığı sanık Ord.Astsb. Bçvş D.K.K.'yı cep telefonundan arayarak, Ankara/Gölbaşında bulunan Emmioğlu isimli restorana gelmesini istediği, sanık Ord.Astsb.Bçvş. D.K.K. ve ihtilâsen zimmet ve bu suça iştirak etmek suçlarından dolayı haklarında mahkûmiyet karar verilen B.E., Ş.E., İ.K. ve Z.K.R. ile İ.K.'nın amcasının oğlu ve aynı zamanda Kaya Petrolün hissedarı olan sanık D.K.'nın yemekli olarak yapılan bu toplantıda bir araya geldikleri, yapılan bu görüşmelerde Kaya Petrolün ortağı İ.K.'nın, şirketinin ve isminin bu olaya karışmaması gerektiğini, B.E. ve Ş.E.'nin haklarında başlatılan hazırlık soruşturmasından kurtulabilmelerinin mümkün olmadığını söylediği ve bu kişilere 50'şer milyar TL ödeme yapılması karşılığında askeri savcılığa giderek, şahsının karıştığı akaryakıt yolsuzluğu ile ilgili tüm suçları üstlenmelerini teklif ettiği, bu öneriyi yapmasının ardından İ.K.'nın yanında bulunan yaklaşık 4,5 milyar TL tutarındaki Amerikan Doları cinsinden nakit parayı E.Astsb.Bşçvş. B.E.'ye elden teslim ettiği, ayrıca 50'şer Milyar TL'lik iki ayrı çekin düzenlenerek, bunların toplantıda bulunan sanık Ord.Astsb.Bşçvş. D.K.K.'ya verilmesi, düzenlenecek çeklerden bir tanesinin Ş.E.'ye derhâl teslimi, diğerinin ise ödeme tarihinde B.E.'nin eşine verilmesi konusunda taraflarca karşılıklı olarak anlaşmaya varıldığı, yapılan bu anlaşma sonucunda sanık D.K.K.'nın şahsına ait arabayla aynı gün Keçiören'e gittiği ve İ.K.'nın düzenlediği 50'şer milyar TL tutarındaki 10.6.2002 ve 16.8.2002 tarihli hamiline yazılı 2 adet çeki bu kişiden teslim aldığı, aldığı çeki Batıkent'de bulunan Ş.E.'ye götüren sanık D.K.K.'nın, bu kişinin çekte keşide yerinin yazılı olmamasından dolayı çeki kabul etmeyeceğini söylemesi üzerine, cep telefonundan İ.K.'yi arayarak çeklerdeki bu eksiklikleri tamamlamalarını istediği, İ.K. ile aynı gün saat 19.00'da buluşmak üzere randevulaşan sanığın İ.K. ile aynı araçta gelen diğer sanık D.K.'nın çeklerin üzerlerine keşide yerlerini yazmasının ardından oradan ayrıldığı, İ.K. tarafından düzenlenen bu çeklerden bir tanesini önceden yapılan anlaşma gereğince Ş.E.'ye elden teslim eden sanık Astsb. D.K.'nın, diğer çeki B.E.'nin eşine vermek üzere bir süre yanında muhafaza ettiği, bu tarihten iki ya da üç gün sonra İ.K.'nın sanık D.K.K.'yı işyerinden telefonla arayarak Anıttepede bulunan bir kafeteryada buluşmaları gerektiğini söylediği, sanığın bu teklifi kabul etmesi üzerine yapılan görüşmede İ.K.'nın, B.E. ve Ş.E.'nin sözlerini tutmamaları hâlinde bunları onların yanına bırakmayacağını söylediği, sanığın ise, "onlar yapacağını yapmışlar seni karıştırmazlar herhalde" şeklinde sözler sarf ettiği, 20.5.2002 tarihinde B.E. ve Ş.E.'nin KKK'lığı Askeri Savcılığına gelerek, askeri birliklere teslim edilmek üzere alınan akaryakıtların Kaya Petrol tesislerine boşaltılması eylemlerini tamamıyla kendilerinin işlediklerini, Kaya Petrol ve bu şirketin ortağı olan İ.K.'nın bu suçla herhangi bir ilgisinin olmadığını söyledikleri, soruşturmayı sürdüren askeri savcının talimatıyla ifadeleri alınmak üzere, Ankara Emniyet Müdürlüğüne gönderilen B.E. ve Ş.E.'nin burada ve daha sonra askeri savcılıkta tespit edilen hazırlık sorgularında gerçeği söyleyerek, İ.K.'dan aldıkları çekler karşılığında bu kişiye ait suçu üstlendiklerini itiraf ettikleri sabit olup, esasen bu konuda Daire ile Başsavcılık arasında herhangi bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır. Sanıklar Ord.Astsb.Bçvş. D.K.K. ve sivil şahıs D.K.'nın eylemlerinin mahiyeti ve oluş şekli çoğunlukça bu şekilde kabul edilmiş, Bazı Üyeler ise, sanık D.K.'nın İ.K. tarafından düzenlenen çeklerin keşide yerlerini imzaladığı konusunun sabit sayılamayacağını belirterek, çoğunluk değerlendirmesinin bu bölümüne katılmamışlardır.
1) Usul yönünden yapılan inceleme:
Sanıklardan Ord.Astsb.Bçvş. D.K.K. ile sivil şahıs D.K.'nın işledikleri iddia olunan mülga 765 sayılı TCK'nın 296'ncı maddesinde düzenlenmiş cürüm delillerini yok etmek suçunun, askeri mahkemelerin yargılama görevini belirleyen 353 sayılı ASMKYUK'nın 9 ve aynı kanunun asker olmayan kişilerin askeri mahkemelerde yargılanmasını düzenleyen 11'inci maddelerinde gösterilen nitelikte bir suç olmadığı anlaşılmakta ise de;
Gerek 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiillerinin bağlantılı suç sayılıp, bunların asıl eylemle birlikte yargılanması gerektiğini düzenleyen 8 ve 9'uncu maddeleri, gerekse cürüm delillerini yok etmek suçunun delillerinin ihtilâsen zimmet ve bu suça iştirak etmek eylemiyle ilgili kanıtlarla tam bir bütünlük içerisinde olması sebebiyle, birbiriyle irtibatlı durumdaki bu suçlarla ilgili son soruşturma faaliyetinin asıl suç yönünden yargılama yapmaya görevli ve yetkili askeri mahkeme tarafından sürdürülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla;
Mülga 765 sayılı TCK'nın 296'ncı maddesinde düzenlenen cürüm delillerini yok etmek suçunun irtibatlı suç sayılarak, askeri eşyayı zimmete geçirmek ve bu suça iştirak etmek eylemleriyle birlikte yargılama konusu yapılmasında ve askeri mahkemenin görevli kabul edilmesinde kanuna aykırı bir yön ve isabetsizlik görülmemiştir.
2) Esas yönünden yapılan inceleme;
Sanıklar Ord.Astsb.Bçvş. D.K.K. ile Svl. şahıs D.K.'nın, yukarıda açıklanan eylemlerinin ihtilâsen zimmet ve buna iştirak etmek suçlarıyla ilgili olarak sürdürülen hazırlık soruşturmasını yanlış yola sevk etmek niteliğinde olup olmadığının belirlenebilmesi ve bunun sonucu olarak da sanıkların hukuki durumlarının tayin ve tespiti gerekmektedir.
Suç tarihlerinde K.K.K. İk. ve Bkm.D.Aky.Ş. Müdürlüğünde Akaryakıt Astsubayı olarak görev yapan ve geçmişte Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bir kısım askeri birliklerin akaryakıt taşıma işlerini üstlenmesinden dolayı (ihtilâsen zimmet suçuna iştirak suçundan sanık), Kaya Petrol'ün ortağı İ.K.'yı tanıyan Ord.Astsb.Bçvş. D.K.K.'nın çağrıldığı Gölbaşı Emmioğlu restorandaki toplantıda kimlerin, hangi suçları, ne şekilde işlediklerini bizzat bu kişilerin açık ikrarı sonucu öğrenmiş olmasına ve ayrıca İ.K.'nın düzenleyeceği (50'şer milyar TL'lik) iki çek karşılığında B.E. ve Ş.E.'nin, bu kişinin iştirak ettiği suçu üstlenmeleri şeklindeki suç işlemeye yönelik bir anlaşmaya tanık olmasına rağmen, kendisini bu işin dışında tutacak hiçbir çaba ve faaliyet içerisinde olmadığı, bilâkis eylem bütünü içerisinde sanıklardan E.Ord.Astsb. B.E.'nin "Mutemedi" gibi hareket ettiği anlaşılmaktadır.
Sanığın herhangi bir zorunluluk içerisinde olmamasına rağmen, İ.K.'nın işlediği suçu üstlenmeleri karşılığında B.E, ve Ş.K.'ye ödenmek üzere düzenlediği 10.6.2002 ve 10.8.2002 tarihli 50'şer milyar TL'lik iki ayrı çekin İ.K.'dan alınıp Ş.E.'ye verilmesinde, bu kişinin keşide yerinin yazılmamış olduğu yönünde itirazda bulunması üzerine de, konuyu İ.K.'ya iletip bu kişilerle temas kurup yeniden buluşmak suretiyle sanık D.K.'nın çeklere keşide yerini yazmasında birinci derecede etkin rol oynadığı anlaşılmaktadır. Sanık D.K.K., keşide yeri yazılan çeki Batıkent'den Keçiören'e getirerek, Ş.E.'ye teslim etmiş, Ş.E.'ye ödenmek üzere düzenlenen diğer çeki ise, bu kişinin eşine vermek amacıyla 1 ay süreyle üzerinde taşımasının ardından (soruşturmanın gelişiminden endişe duyarak) yok etmiştir.
Sanık çeklerden birini Ş.E.'ye teslim edip, diğerini ise üzerinde taşıdığı günlerde İ.K. ile Anıttepe'de buluşmuş ve bu kişinin (B.E. ve Ş.E.'nin anlaşmaya riayet etmemeleri ve kendisinin işlediği suç üstlenmemeleri hâlinde bunları onların yanına bırakmayacağı yönündeki) tehditlerine karşılık olarak B.E. ve Ş.E.'nin sözlerini yerine getireceklerine dair İ.K.'ya sözlü garanti vermiştir. Sanık, İ.K.nın tehdit içeren sözlerini de B.E. ve Ş.E.'ye doğrudan nakletmiştir.
Nitekim, İ.K.'nın ciddi ve kararlı tutumundan etkilenen sanıklar B.E.ve Ş.E., 21.5.2002 tarihinde K.K.K.'lığı Askeri Savcılığına gelerek, akaryakıt yolsuzluğu ile ilgili tüm suçları kendilerinin işlediklerini, Kaya Petrol ile İ.K.'nın bu işle herhangi bir ilgilerinin olmadığı yönünde ifade vermek istemişlerdir.
Diğer sanık Svl. şahıs D.K. ise Gölbaşındaki restorantta konuşulan tüm hususlara sanık D.K.K. ile birlikte tanık olmasına ve B.E. ve Ş.E.'ye verilmek üzere düzenlenen çeklerin İ.K.'nın işlediği suçların üstlenilmesi karşılığında düzenlendiğini bilmesine rağmen, bu çeklere yazılmamış (eksik) olan keşide yerlerini bizzat yazmış ve bunların sanık D.K.K.'ya teslimini sağlamıştır.
Sanıklar Ord.Astsb. D.K.K. ile sivil şahıs D.K.'nın yukarıda açıklanan eylemlerinin; sürdürülen soruşturmanın yanlış yola sevk edilmesi amacını taşıyan B.E. ve Ş.E.'nin, bu maksatla askeri savcılığa müracaat etmelerinde doğrudan etken olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla;
Askeri mahkemenin, her iki sanık açısından mülga 765 sayılı TCK'nın 296/1 'inci maddesinde yer alan suçun oluştuğu yönündeki değerlendirmelerinin isabetli olduğu sonucuna varılmış ve Askeri Yargıtay Başsavcılığının bu hususa yönelik itirazı yerinde görülmemiştir.
Üyelerden bir kısmı, Başsavcılık itirazının kabulü ile, mahkûmiyet hükmünün her iki sanık açısından sübut yönünden bozulması gerektiğini belirterek, bir kısmı ise, sanıklardan D.K.'nın sürdürülen soruşturmayı yanlış yola sevk etmek şeklinde bir çaba ve faaliyetinin belirlenemediğini, bu sanıkla ilgili mahkûmiyet hükmünün Başsavcılık itirazı doğrultusunda sübut yönünden bozulması gerektiğini ileri sürerek çoğunluğun bu değerlendirmesine katılmamışlardır.
Sanıklar hakkında cürüm delillerini yok etmek suçundan mülga 765 sayılı TCK'nın 296/1 'inci maddesi uygulanarak verilen mahkûmiyet hükümlerinin, Askeri Yargıtay 4'üncü Dairesinin 10.5.2005 gün ve 2005/342-536 E.K sayılı kararları ile onanmasının ardından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 1.6.2005 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 4'üncü kısmının "Adliyeye Karşı İşlenen Suçlar" başlığını taşıyan ikinci bölümünde yer alan bir kısım suçların (Maddeler 270, 281 ve 283), 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 296'ncı maddesinin karşılığı olacak biçimde yeniden düzenlendiği ve ayrı birer suç tipi hâline getirilen bu hükümlerin bir kısmının (765 sayılı TCK'nın 296'ncı maddesine oranla), sanıklar açısından daha lehe ve elverişli cezalar içerdiği anlaşıldığından, sanıkların hukuki durumlarının 5237 sayılı TCK'nın konuyla ilgili hükümleri çerçevesinde yeniden değerlendirilebilmesinin temini için, Başsavcılık itirazının değişik gerekçeyle kabulü ile hükümlerin onanmasına ilişkin Daire kararlarının kaldırılmalarına ve mahkûmiyet hükümlerinin bozulmalarına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy