(5252 S. K. m. 9)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın konusu;
5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 9'uncu maddesi gereğince, yapılması gereken lehe olan kanunun hangisi olduğuna (765 sayılı TCK' mı yoksa 5237 sayılı TCK' mı) ilişkin tespit ve değerlendirme işleminin. Başsavcılık tebliğnamesinde ileri sürüldüğü üzere hükmü veren askeri mahkeme tarafından mı veya Daire ilâmında belirtildiği şekliyle temyiz incelemesini yapan Askeri Yargıtay tarafından mı yapılacağı noktasındadır.
İtiraz konusu ile doğrudan ilişkisi olması bakımından Kurulumuzca 5237 sayılı TCK' nın yürürlüğe girdiği 1.6.2005 tarihinden evvel haklarında 765 sayılı TCK hükümleri uygulanarak mahkûmiyet kararı verilen sanıklarla ilgili temyiz incelemelerinin hangi usul, esas ve kapsam dâhilinde yapılması gerektiği tartışılmış olup, bu konuda yapılan görüşme ve değerlendirmeler sonucunda; Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun Temyiz ve Karar Düzeltme başlığını taşıyan 8'inci maddesinin, temyiz edilen dava dosyalarının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bir yazı ile yerel mahkemelere iadesine olanak tanıyan (2) numaralı bendine paralel bir düzenlemenin, 353 sayılı ASMKYUK' da yapılmamış olmasından ve bu değişikliğin uygulanmasına imkân veren bir hükmünde getirilen değişiklikte yer almamasından ötürü Askeri Yargıtayca yapılacak temyiz incelemelerinin;
1) Yargılamanın yürürlükle bulunan 353 sayılı ASMKYUK' nın hükümleri çerçevesinde yapılıp yapılmadığının tespiti ile bu kapsamda hüküm mahkemesinin öncelikli olarak yargılama yapmaya görevli olup olmadığının belirlenmesi,
2) 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK' nın lehe olan hükümlerinin belirlenip tatbik edilmek sureliyle; dosya içeriğinde şikâyet, izin gibi kovuşturma şartlan ile dava zamanaşımı, kesin hüküm, ön ödeme, sanığın ölümü, af gibi dava ve ceza ilişkisini ortadan kaldıran kanuni sebeplerin bulunup bulunmadığının saptanması,
3) İddianameye konu edilen eylemin sübuta erip ermediğinin belirlenmesinin ardından, sanık lehine olan kanun hükmünün, 765 sayılı TCK' mı, yoksa 5237 sayılı TCK' mı olduğu konusunda hüküm mahkemesince değerlendirme yapabilmesine imkân sağlanabilmesi amacıyla hükmün bozulması gerektiği, sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, incelemeye esas olan kararın herhangi bir değerlendirme yapılmadan bozularak hüküm mahkemesine gönderilmesi gerektiğine ilişkin Başsavcılık itirazında isabet görülmemiştir.
Yapılan bu müzakerenin ardından, eylemin sübuta erip ermediğinin incelenmesine geçilmiştir. Sanığın 1.7.2002 tarihinde l6.Zh.Tug. merkez kantinine bağlı topçu tb. kantin şubesinde satış elemanı olarak görevlendirildiği, kantin şubesinin dışında görülebilecek şekilde fiyat listesinin asılı olduğu, fiyat listesinin kantin başkanlığınca fiyatlar değiştikçe güncelleştirildiği, kantin içinde malzemelerin konulduğu reyonlarda her bir mala ait fiyat etiketi bulunduğu, fiyat etiketlerinin dışarıdan görülmediği, sanığın listede yazılı fiyatlara uygun satış yapmadığı, fiyat listesinde yazılı fiyatların üzerinde satış yapması üzerine, alış-veriş yapan erlerin listedeki fiyatları kemlisine hatırlattıklarında listenin güncel olmadığını, gerçek fiyatın kendisinin satış yaptığı fiyat olduğunu söylediği, sanıktan alışveriş yapan erlerin kendilerine satış yapılan fiyatlarla merkez kantinindeki fiyatları karşılaştırdıklarında, muhtelif malzemelerde fiyat farklılığı olduğunu anladıkları w bu durumu 14.7.2002 tarihinde nöbetçi subayına bildirdikleri, kantin nöbetçi astsubayı ile görüşülerek, sanığın gerçek fiyatın üzerinde satış yapıp yapmadığını tespit etmek için sanıktan alış veriş yapıldığı ve sanığın gerçek fiyatın üzerinde satış yaptığının tutanakla tespit edildiği, böylece sanığın alış veriş yapan personelden kantin heyetince belirlenen fiyatlardan fazla para aldığı, dava dosyası içeriği itibarıyla anlaşıldığından, askeri mahkemenin isnat konusu eylemin sübuta erdiğine ilişkin kabul ve değerlendirmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmış ve yukarıda açıklanan görüş ve düşünceler doğrultusunda, sübutunda tereddüt bulunmayan eylem hakkında, lehe olan kanun hükmünün hangisi olduğuna ilişkin değerlendirme yapılmak üzere, düzelterek onamaya ilişkin 2'nci Daire ilâmının itiraza atfen kaldırılmasına, lehe olan kanunun hüküm mahkemesince tespit ve uygulanmak üzere mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy