(1632 S. K. m. 66)
Daire ile askeri mahkeme arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulu önüne getirilen uyuşmazlığın konusu; astsubay rütbesindeyken firar suçunu işleyen ve daha sonra TSK. ile ilişiği kesilen sanık hakkındaki dava zamanaşımı süresinin sona erip ermediği noktasındadır.
Daire ile askeri mahkeme arasındaki uyuşmazlık bu çerçevede ifade edilse de, firar suçunu işlediği ileri sürülen sanığın birliğinden ve askerlik hizmetinden ayrı kaldığı müddetin, ASCK'nın 66/1-a maddesinin öngördüğü 6 gün + 24 saatlik asgari süre koşulunu taşıyıp taşımadığının öncelikli mesele olarak ele alınıp tartışılması gerekmektedir.
Birliğinde görev yapan sanık Tnk.Astsb.Kd.Üçvş. F.G.Ö.'nün; 5.1.1994 Çarşamba günü mesaiye gelmediği, 12.1.1994 tarihinde ise kendiliğinden gelerek mesaiye katıldığı dosyadaki tutanakların içeriğinden anlaşılmaktadır.
Konuyla ilgili dönüş tutanağında, sanığın 12.1.1994 tarihinde mesaiye geldiği belirtilmesine karşın, bunun hangi saatte gerçekleştirildiğini ortaya koyacak herhangi bir bilgi veya açıklama yer almamaktadır.
Dava dosyasında sanığın görev yaptığı birlikte sabah mesaisinin hangi saatte başladığı belirtilmediğinden, bu anın 5.1.1994 tarihi itibarıyla (kıt'alarda kışlık mesai faaliyetlerinin başlangıcı olan) saat 08.00 olarak kabulü gerekmektedir.
12.1.1994 tarihinde kışlaya gelerek günlük mesai faaliyetine katıldığı belirtilen sanığın; mesai başlangıcından önce görev yerine gelerek kısa süreli hazırlıklarını tamamladığı ve ardından da mesaiye başladığının kabulü makul ve mantıksal bir izah tarzı olacaktır. Ayrıntıları Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 24.10.1996 gün ve 154-145 ve 2.10.1997 gün ve 111-117 E.K. sayılı ilâmlarında da açıklandığı üzere; mesai için görev yerine gelişin mesainin başlangıç saati ile dakikası dakikasına aynı olması düşünülmeyeceğinden, mesaiye başlayabilmek için, en azından görev yerinin bulunduğu kışla ve karargâh binasının giriş yeri ile çalışma odası arasındaki mesafenin kat edilmesi için (az da olsa) bir süreye ihtiyaç duyulacaktır.
Hâl böyle iken, 5.1.1994 günü saat 08.00 den itibaren birliğinden ayrılan sanık Astsb. F.G.Ö.'nün bir müddet birliğinden ayrı kalmasını takiben, 12.1.1994 günü saat 08.00 den önce kendiliğinden gelerek birliğine katıldığı, bu değerlendirme sonucunda da sübutunda tereddüt bulunmayan eylemin temadisinin (ASCK'nın 66/1-a maddesinin kanuni unsur olarak öngördüğü) 6 gün+24 saatlik asgari süreden az olduğu, dolayısıyla da sabit görülen eylemin firar suçunu değil, 477 sayılı kanunun 4895 sayılı kanunla değiştirilmeden önceki 50/A maddesinde düzenlenen kısa süreli kaçma suçunu oluşturduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu itibarla; Askeri Yargıtay 1 'inci Dairesinin 6.3.1996 gün ve 1996/149-147 E.K. sayılı ilâmı ile; yazılı emirle bozma isteminin reddi yerine, isabetsiz değerlendirmeler sonucu kabulüne karar verilmesi ve bozmaya istinaden de, firar suçunu oluşturduğu belirtilen eylem hakkında (dava zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle) düşme kararı verilmesinin, kanuna aykırı olduğu sonucuna varılmış ve direnmeye ilişkin bu hükmün esas yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy