(3269 S. K. m. 19) (Uzman Erbaş Yönetmeliği m. 14) (1632 S. K. m. 13) (3466 S. K. m. 10, 11)
Daire ile askeri mahkeme arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulu önüne getirilen uyuşmazlığın konusu; askerî mahkemenin maddî vak'anın ortaya konulması ile ilgili olarak gösterdiği gerekçelerin yeterli olup olmadığı ve huzurda bulunan sanığın ek savunmasının tespitinin ardından son söz hakkından mahrum bırakılıp bırakılmadığı noktasındadır.
Ancak, Dairenin bozma ilâmından sonra dava dosyasına giren belgeye göre, sanık Shh.Uzm.Çvş. E.S., "Sicil notundan dolayı kademe ilerlemesi yapmaması" sebebine bağlı olarak, 28.6.2004 tarihinden itibaren Türk Silâhlı Kuvvetlerinden terhis edilmiştir. İsnat konusu üste hakaret ve üste mukavemet eylemlerinin askerî yargının görev alanına girebilmesinin temel koşulu olması sebebiyle, sanık ve mağdur arasında ASCK'nın 13'üncü maddesinin belirlediği anlamda ast-üst veya amir-maiyet münasebetinin bulunup bulunmadığının öncelikli mesele olarak ele alınıp tartışılması gerekmektedir.
3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 19'uncu maddesi, aralarında uzman çavuşların astlık-üstlük münasebetlerinin de bulunduğu bir kısım nitelik, koşul ve müracaat yollarının Millî Savunma Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle gösterileceğini belirtmiştir. Uzman Erbaş Kanununun 19'uncu maddesine dayanılarak çıkartılan 18.3.1986 tarihli ilk yönetmelik, 20.9.2005 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanan yeni bir yönetmelikle yürürlükten kaldırılmıştır.
Hâlen yürürlükte olan ve Uzman Erbaş Kanununun 19'uncu maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkartılan Uzman Erbaş Yönetmeliğinin "Uzman Çavuşların Tâbi Oldukları Statü ve Haklar" başlığını taşıyan 14'ncü maddesinin ilk fıkrası "...Uzman erbaşlar, onbaşı ve çavuş rütbesini taşıyan asker kişi sayılırlar. Uzman erbaşın aynı rütbedeki diğer, bir uzman erbaşla astlık üstlük ilişkisi yoktur..." hükmünü içermektedir.
Diğer yandan, Uzman Erbaş Kanununun 6'ncı maddesinde de, uzman erbaşların onbaşı ve çavuş rütbesini taşıyan asker kişi sayıldıkları, muvazzaflık hizmetinde ve yedeklik döneminde iken hizmete çağrıldıklarında er ve emsal rütbedeki erbaşların üstü oldukları açık bir biçimde belirtilmiştir.
Uzman Jandarma Çavuşların Türk Silâhlı Kuvvetlerine intisap edildikleri tarihin, uzman jandarma çavuşlar arasında astlık-üstlük münasebetini oluşturacağına ilişkin olan 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanununun 10 ve 11 'inci maddelerinin (Uzman Erbaş olarak TSK.'ya katılan ve ayrı bir kanunla statüleri belirlenen) uzman erbaşlar hakkında uygulama imkânı bulunmamaktadır.
İnceleme konusu olayımızda, sanık Shh.Uzm.Cvş. E.S. ile kendisinden 5 yıl önce Türk Silâhlı Kuvvetlerine intisap eden Vard.Uzm.Çvş. E.A. arasında ASCK'nın 13'üncü maddesinin öngördüğü biçimde ast-üst veya amir-maiyet ilişkisi olmadığından, sanığın kendisine eşit konumdaki mağdura karşı gerçekleştirdiği iddia edilen eylemlerinin, üst veya amire hakaret ya da üst veya amire mukavemet kapsamında değerlendirmesine yasal imkân bulunmamaktadır.
Bu itibarla; sanığın isnat konusu eylemlerinin 765 sayılı TCK ve 5237 sayılı TCK'nın konuyla ilgili olan ve lehe düzenlemeler içeren hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. 28.6.2004 tarihinde terhis edilmek suretiyle TSK.'dan ilişiği kesilen sanığa isnat olunan suçların askerî bir suç olmaması, askerî bir suçla da irtibatlarının bulunmaması nedeniyle, sanığın askeri mahkemelerde yargılanmasını gerektiren ilgi bağının 353 sayılı kanunun 17'nci maddesinin amir hükmü uyarınca kesildiği sonucuna varılmış ve mahkûmiyete ilişkin direnme hükümlerinin suç vasfının değişmesine bağlı olarak görev yönünden bozulmalarına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy