(5237 S. K. m. 29)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın konusu, sanık S.Y. hakkında haksız tahrik sebebinin uygulanıp uygulanmayacağı noktasındadır.
Uzm. Çvş. misafirhanesinde kalmaları nedeniyle birbirlerini önceden tanıyan sanıkların, 23.11.2003 günü akşam saatlerinde Burdur merkezinde faaliyet gösteren "Mekan Büfe" isimli işletmeye sivil kıyafetli olarak beraberce gittikleri, 3-4 adet bira içen sanıklar arasında sözlü bir tartışmanın geçtiği, tartışma sırasında önce sanıklardan P.Uzm.Çvş. A.K.'nın Mekan Büfeden uzaklaştırıldığı, birbirlerinden ayrı olarak birkaç saat geçirmelerinden sonra saat 23.00 sıralarında önce sanık S.Y.'nin, bir süre sonra da P.Uzm.Çvş. A.K.'nın kalmakta oldukları Uzm. Çvş. Misafirhanesine geldikleri, akşam meydana gelen olayı tartışmak isteyen sanık S.Y.'nin diğer sanık A.K.'yi yanına çağırdığı, A.K.'nın çağrıyı duymaması üzerine sanık S.Y.'nin lavaboya kadar giderek A.K.' yı oturduğu televizyon odasına çağırdığı, sanık S.Y.'nin A.K.'ya hangi nedenle subaylara, astsubaylara ve Allah'a küfür ettiğini sorduğu, ancak sanık A.K.'nın böyle bir küfür etmediğini söylemesi üzerine, sanıkların tekrar tartışmaya başladıkları, tartışma sırasında sanık A.K.'nın hayata sitem eder tarzda "ben böyle hayatı si... rim" şeklinde söz sarf etmesine sinirlenen sanık S.Y.'nin kafa ile diğer sanık A.K.'ya vurduğu, kafa darbesinden sonra düşen sanık A.K.'nın yerden kalkmaya çalıştığı sırada, sanık S.Y'nin diğer sanığın yüzüne yumrukla vurduğu, daha sonra sanık P. Uzm. Çvş. A.K.' nın da diğer sanık Sağ. Astsb. S.Y.'nin muhtelif yerlerine vurmaya başladığı, bu esnada misafirhanenin resepsiyon sorumlusu olarak bulunan Top.Er S.B.'nin sanıkları ayırmaya çalıştığı ancak başarılı olamadığı, bir müddet daha karşılıklı olarak birbirlerine vurmaya devam eden sanıkların kendiliklerinden ayrıldıkları sabit olup, esasen bu konuda herhangi bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
Sanık Sağ. Astsb. Üçvş. S.Y.; askeri savcı ve askeri mahkeme tarafından tespit edilen sorgu ve savunmalarında, diğer sanık P.Uzm. Çvş. A.K.'nın kafeteryada tüm subay ve astsubaylar ile Allah ve Kurana yönelik sinkaflı küfürler sarf ettiğini, misafirhanede kendisiyle konuşmak istediğinde de Allah ve Kurana yönelik küfürlerini sürdürdüğünü ve ''burası uzman çavuş
misafirhanesi sen astsubaysın s.......ol git" şeklinde sözlerle kendisine hakarette bulunduğunu, bunun üzerine kendisinin de A.K.'ya vurduğunu beyan etmiştir.
İnceleme konusu uyuşmazlığın görgü tanığı durumundaki misafirhane görevlisi P.Er S.B., askeri savcılık ve askeri mahkeme tarafından tespit edilen yeminli ifadelerinde, sanıklardan Astsb. S.Y.'nin, Uzm. Çvş. A.K. ile aralarında birkaç saat önce meydana gelen tartışmayı kastederek "benim olduğum yerde nasıl küfredersin..." şeklinde sözler söylediğini, A.K.'nın ise "ben böyle hayatı si
.m" şeklinde sözlerle küfrettiğini, bu sözlere sinirlenen Astsb. S.Y.'nin A.K.'ya kafa ile vurduğunu beyan etmiştir.
Astsb S.Y 'ye karşı üste fiilen taarruz suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açılan ve hakkında verilen mahkûmiyet karan Dairece haksız tahrik sebebinin TCK' nın lehe olan hükümlerinin uygulanabilmesine imkân sağlanabilmesi bakımından bozulan sanık P. Uzm. Çvş. A.K.; askeri savcı ve askeri mahkeme tarafından tespit olunan sorgu ve savunmalarında, kafeteryada cep telefonu ile konuştuğu kız arkadaşına kızarak küfürlü ifadeler sarf ettiğini, S.Y Astsubayın da kendisini bu konuda uyardığını, bunun üzerine kendisine "şu anda sivil ortamdayız telefonda küfür ediyorum...bu sizi neden rahatsız ediyor...buradan çıkmayacağım..." şeklinde sözlerle karşılık verdiğini, misafirhanedeki küfürü ise S.Y. Astsubaya yönelik olarak söylemediğini beyan etmiştir.
Kurulumuzca öncelikle, kafeteryadaki tartışma esnasında orada bulunduğu belirtilen T. isimli şahıs ile Astsb M.K.' nın tanık sıfatıyla dinlenilmesinin gerekip gerekmediği konusu müzakere edilmiş olup, bu hususta yapılan değerlendirmeler sonucunda; hazırlık ve son soruşturma safhasında ifadeleri tespit edilmeyen bu kişilerin aradan geçen 23 aylık sürenin ardından verecekleri ifadelerin inceleme konusu olayın açıklığa kavuşturulması açısından, yargılamaya herhangi bir katkı sağlamayacağı, bu meyanda mevcut deliller ile yetinilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
İnceleme konusu olayın dış âleme yansıyış biçimi ve mevcut delil durumu dikkate alındığında, sanık P.Uzm. Çvş, A.K.'nın kendisi ile birlikte kafeteryada oturdukları süre içerisinde subay, astsubay, Kuran ve Allah'a yönelik küfürler sarf ettiğini ve misafirhanede konuşurken de "ben böyle hayatın si.......m" şeklinde hakaretimiz ifadeler kullandığı ileri süren sanık Shh. Astsb. Üçvş. S.Y.'nin, bir kısmı tanık S.B. ve bir kısmı da A.K. tarafından da teyit edilen bu beyanlarının; şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince, sanık S.Y. lehine sonuç doğuracak biçimde yorumlanması gerekmektedir. Ast rütbede olan bir kişinin, mensubu olduğu astsubay sınıfına ve dini inançlara göre kutsal sayılan değerlere kendisinin de bulunduğu bir ortamda açık ve ağır bir biçimde hakaret etmesinin ve yaklaşık 2 saat sonrada neden bu şekilde davrandığının sorulması üzerine, yine edep, adap ve ast-üst münasebeti ile bağdaşmayacak bir sözle karşılık vermesinin ortalama bir insan psikolojisinde haksız tahrik sebebi oluşturacağı sonuç ve kanaatine varılarak, Daire ilâmının bu bölümüne yönelik Başsavcılık itirazında isabet görülmüştür.
Bu itibarla; sanık P. Uzm. Çvş. A.K.'nın haksız tahrik teşkil eden sözlerinin, 765 sayılı TCK' nın 51 'inci maddesine oranla daha lehe hükümler içeren 5237 sayılı TCK' nın 29'uncu maddesi çerçevesinde değerlendirilmesine imkân sağlanabilmesi bakımından; Askeri Yargıtay 1' inci Dairesinin 21.9.2005 gün ve 2005/903-889 E.K. sayılı ilâmının, sanık S.Y. ile ilgili bölümünün kaldırılmasına, bu sanıkla ilgili mahkûmiyet hükmünün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy