(1632 S. K. m. 87) (211 S. K. m. 33) (926 S. K. Ek m. 2) (3269 S. K. m. 14) (Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m. 109) (Uzman Erbaş Yönetmeliği m. 20)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunda çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın, dava dosyasında noksan soruşturma bulunup bulunmadığına ve buna bağlı olarak suç vasfına ilişkin olduğu görülmektedir.
Daire, olayın bölük komutanı Yzb. M.T. ve Astsb. Z.D.'nin anlatımları ile açıklığa kavuştuğunu, sanığın da bu bilgileri doğrulandığını, bu nedenle dosyada noksan soruşturma bulunmadığını kabul ederken; Başsavcılık, sanığın garnizonu izinsiz terk edip etmediğinin, etmişse ne zaman terk ettiğinin, ne zaman geri döndüğünün, mesaiden uzak kalıp kalmadığının araştırılması ve eylemin başka bir suça vücut verip vermediğinin düşünülmesi gerektiği görüşünü öne sürmektedir.
15'inci P.Eğt.Tuğ. 22'nci P.Eğt.A.Hav.Çvş.Eğt.Tb.K.lığı emrinde görevli olan sanığın, 18.4.2004 Pazar günü Bl.Nöb.Uzm.Çvş.Yrd.lığı nöbetine gelmediği, bölük nöbetçi subayı ve merkez komutanlığınca kendisine ulaşılıp bilgi alınmaya çalışıldığı, yapılan araştırma sonunda, annesinin hasta olduğunu öğrenen sanığın, kimseye haber vermeden garnizonu izinsiz terk ettiğinin ve Malatya'ya gittiğinin saptandığı, Nisan 2004 ayma ait nöbetçi uzman çavuş yardımcılığı çizelgesinin, emirler levhasına asılmak ve kendisine tebliğ edilmek suretiyle sanığa duyurulduğu anlaşılmaktadır.
Tanık olarak dinlenilen Bl. Nöb. Astsubayı Astsb. Z.D.; sanığın nöbete gelmemesi nedeniyle araştırma yaptığını ve bir gün önce Malatya'ya gittiğini öğrendiğini, durumu merkez komutanlığına bildirdiğini, onların da aynı bilgiyi doğruladıklarını, olay günü akşam sanıkla telefon görüşmesi yaptığını, neden garnizonu izinsiz terk ettiğini ve nöbetine gelmediğini sorduğunu, sanığın da annesinin hasta olduğunu söylediğini;
Bölük Astsubayı Astsb. B.D.; olayı, Pazartesi günü mesaiye başladıklarında öğrendiklerini, Astsb. Z.D.'nin sanığın annesinin hasta olduğunu ve izin istediğini söylemesi üzerine, bölük komutanı Yzb. M.T.'nin beş gün izin verelim dediğini, cep telefonu ile durumu sanığa ilettiklerini, daha sonra olayın anlaşılması üzerine iznini iptal ederek birliğe çağrıldıklarını ifade etmişlerdir.
Bölük Komutanı Yzb. M.T.'de, sanığın Salı günü gelerek görevine başladığını söylemiştir. Sanığın savunmasının bu beyanları doğruladığı görülmüştür.
Bu durum karşısında, sanığın 17.4.2004 Cumartesi günü garnizonu izinsiz terk ettiği ve Malatya'ya gittiği, 18.4.2004 Pazar günü nöbetine gelmediği, 19.4.2004 Pazartesi günü mesaide bulunmadığı, 20.4.2004 tarihinde birliğine döndüğü dosya içeriği ile belli olduğundan; Başsavcılığın olayda noksan soruşturma bulunduğuna ilişkin itiraz sebebinin reddine karar verilmiştir.
Konu bu şekilde karara bağlandıktan sonra, oluş biçimi yukarıda açıklanan eylemin hangi suça vücut vereceği tartışılmıştır.
TSK İç Hizmet Yönetmeliğinin 109'uncu maddesi; erbaş ve erlerin amirlerinden izin almaksızın kışladan veya oturmaları, yatıp kalkmaları için gösterilmiş olan yerlerden ayrılmalarını yasaklamış olduğundan, bu gibilerin söz konusu yerlerden izinsiz ayrılmaları firar suçunu oluşturmaktadır.
TSK İç Hizmet Kanunun 33 ve TSK Personel Kanunun Ek-2'nci maddeleri; erbaş ve erler dışındaki nöbetçi veya vazifeli olmayan askerî personelin, mesai veya eğitimin bitiminden sonraki zamanları ile tatil günlerinin tamamını vazife mahalleri dışında geçirmelerine olanak tanımaktadır.
3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunun 14'üncü ve 20.9.2005 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Uzman Erbaş Yönetmeliğinin 20'nci maddeleri; uzman erbaşlardan isteyenlerin, TSK İç Hizmet Kanununun bu konudaki hükümleri saklı kalmak şartıyla, gece evlerine gidebilecekleri hükmünü içermektedir.
Bu düzenlemeler karşısında, uzman erbaşları mesai dışında ve tatil günlerinde de hizmet halinde görmek ve bulundukları garnizondaki ikametgâhlarının (evlerinin) görevi icabı bulunulması gereken yer olduğunu söylemek olanaklı görülmemektedir.
Ancak; tatil günü de olsa, asker şahıslara nöbet gibi hizmete ilişkin emirler verilebilmekte, bu emirlerin yerine getirilmemesi suç teşkil etmektedir.
Dava dosyasına göre sanık, 18.4.2004 Pazar günü nöbetçidir ve nöbetini bilmektedir. 17.4.2004 tarihinde kimseye haber vermeksizin Malatya'ya gittiği ve önceden bildiği nöbetine gelmediği, 18.4.2004 günü akşam saatlerinde kendisine ulaşıldığı, sanığın annesinin hasta olduğunu söylediği, ertesi gün mesaiye gelmemesinin de, önce verilip sonra iptal edilen izine dayandığı anlaşılmaktadır.
Bu şekilde gelişen olayda, sanığın kastının önceden bilmesine rağmen, tatil gününe rastlayan nöbetine gitmemeye yönelik olduğu sonucuna varılmış, sanığın eyleminin emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturacağına ilişkin Daire ilâmında isabetsizlik görülmediğinden, Başsavcılığın itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy