(5271 S. K. m. 236)
Daire ile Başsavcılık arasında oluşan ve çözümü gereken uyuşmazlık, usule aykırılık bulunup bulunmadığı ve eylemin sübuta erip ermediğine ilişkindir.
29.5.2004 günü saat 21.30 sıralarında Ana Mayın Grup K.lığı emrindeki sanık (Ter.) Dz. Onb. H.Ü. ile Dz. Erler; M.Y. ve M.A.'nın İkmal Destek K.lığı önündeki kiraz ağacına çıktıklarını gören İkmal Destek K.lığında görevli Dz. Çvş. K.K.'nın, sorumluluğu altındaki alanı, kiraz toplayıp yere (dal, yaprak ve meyve artığı gibi) çöp dökerek kirletmemeleri, ağaçtan inmeleri konusunda uyarması nedeniyle, aralarında çıkan tartışmada, adı geçenleri yalancılıkla itham etmesi üzerine sanık Dz. Onb. H.Ü.'nün, Dz. Çvş. K.K.'nın sağ gözüne yumrukla vurmak suretiyle, üste fiilen taarruz suçunu işlediğine ilişkin kabulde, sadece, mağdur Çvş. K.K.'nın beyanı esas alınmayıp, olay anında yanında bulunan tanık Dz.Erler; E.D., F.Y. ve M.D.'nin; mağdura yumrukla vuranın sanık H.Ü. olduğunu gördüklerine; çevredeki ışıkların, kişileri tanıma ve üzerlerindeki rütbe ve işaretleri seçmede yeterli olduğuna... ilişkin açık ve net anlatımlarına dayanılması, sanığın ve yanındaki iki arkadaşının, olay yerinde olduklarını; mağdurla kiraz ağacına çıkıp çıkmadıkları hususunda tartıştıklarını kabul etmeleri, diğer erlerin mağdurla fiili temastan bahsetmemelerine karşın, sanığın, tartışan arkadaşı M.Y. ile Çvş. K.K.'yı ayırmak amacıyla iteklediğini söylemesi, mağdurun olaydan sonra müracaatı üzerine saat 21.40'da verilen doktor raporuyla sağ göz üst kapağında minimum ödem oluştuğunun saptanması karşısında, salt, Nöb. Sb. Dz. Kd. Ütğm. B.T.'nin düzenlediği olaydan sonra mağdurun kendisine vuranı teşhis edemediğine ilişkin tutanak ve içeriğini tekrarladığı beyanının, sanığın bu eylemi gerçekleştirdiği olgusunda kuşkuya neden olamayacağı açıktır. Kaldı ki, tutanağa geçirmemekle birlikte, adı geçen nöbetçi subayının şüpheli konumundaki üç kişiyle konuşması sırasında, sanığın yanındaki iki arkadaşının, mağdura vuranın sanık olduğunu söylediklerini ifade etmesi diğer kanıtlarla birlikte değerlendirildiğinde, sanığın üste fiilen taarruz suçunu işlendiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Mağdur tanık Dz. Çvş. K.K.'nın 29.11.2005 tarihli duruşmada yemin verilerek dinlenilmesi; 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 236/1'inci maddesindeki; mağdurun tanık olarak dinlenilmesi halinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır. kuralına aykırı ise de, yukarıda açıklandığı gibi, mahkûmiyet kararının sadece mağdurun bu beyanına dayanmaması, davaya katılma ve taraf olma olasılığı bulunan mağdurun, sanık gibi gerçeğe aykırı düşen beyanından dolayı yalan tanıklık suçlamasına maruz kalmaması için konulan, yeminsiz dinlenilmesi kuralı ihlalinin geriye dönülerek giderilmesinin, olaya bir katkı sağlamayacağı gibi, mağdurun davaya taraf olarak da katılmadığı gözetildiğinde, bu hatanın bozmayı gerektirmediği açıktır. Bu nedenlerle, sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünü kanun ve madde numarasını düzelterek onayan Daire ilâmına yönelik; usul ve esas yönünden bozma görüşünü içeren Askerî Yargıtay Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy