(353 S. K. m. 173) (5271 S. K. m. 230)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunda çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın; yargılama sırasında dinlenilen 24 tanıktan beş tanığın ifadelerine, hükmün gerekçesinin sözlü deliller kısmında yer verilmemesinin usule aykırı olup olmadığı ve dava dosyasında sanığın cezai ehliyetinin tespitine yönelik noksan soruşturma bulunup bulunmadığı konularına ilişkin olduğu görülmektedir.
353 sayılı Kanunun 173'üncü maddesi; "Sanık mahkûm olursa, hükmün gerekçesinde mahkemece suçun kanuni unsurları olarak, sabit ve gerçekleşmiş sayılan vakıalar gösterilir. Eğer delil başka vakıalardan çıkarılmış ise, bunlar da hükümde gösterilir.
Bundan başka, hükümlülüğe dair hükmün gerekçesi ceza kanununun uygulanan maddesini ve ceza miktarının tayinine askerî mahkemeyi götüren halleri kapsar.
Ceza Kanunu genel olarak, daha hafif bir cezanın uygulanmasını, hafifletici bir halin varlığına bağlı kılmış ise, bu sebeplerin kabul ve reddolunması halinde, hükmün gerekçesinde bunlar da gösterilir." düzenlemesini içermektedir.
Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklanmasıdır. "Yargıcın hükmünü dayandırdığı nedenlerdir" biçiminde tanımlandığı da görülmektedir.
Dava konusu olayda, sanığa yüklenen suçun sübuta ilişkin delillerin Yzb. N.Ü., Ütğm. B.K. ve Astsb. M.D.'nin anlatımları yanında, görev tanım formu, Yabancı Madde Hasan (YAMAHX) Önleme Üs Özel Yönergesi, ceza kararlan ve infaz belgelerinden ibaret olduğu, hükümde bu delillerin tartışılıp değerlendirildiği ve bu yönü ile hükmün yeterli gerekçeyi içerdiği görülmüştür.
Yargılama sırasında dinlenilmiş olan yirmi dört tanıktan beşinin, ifadelerinin hükmün gerekçesinde yer almadığı ve değerlendirilmediği anlaşılmakta ise de; bu tanıkların olaya ilişkin bilgi ve görgülerinin bulunmadığı, anlatımlarının suçun oluşumundan sonraki aşamaya ilişkin olduğu gözetildiğinde, hükmün özüne (esasına) etkili olmayan bu noksanlık, gerekçesizlik olarak değerlendirilmemiştir.
Öte yandan; dosya içerisinde sanığın akıl hastası olduğu kuşkusunu doğurabilecek herhangi bir bilgi veya belge bulunmadığı gibi, bu konuda bir iddianın da mevcut olmadığı görülmektedir. Geçmişte sabıkası bulunmayan sanığın, görülen davadan 1,5 ay sonra başka bir suç işlemiş olması akıl hastası olduğunu göstermeyeceğinden, Başsavcılığın itiraz sebeplerinin reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy