(353 S. K. m. 209) (2709 S. K. m. 40) (5271 S. K. m. 34) (AYDK 23.10.2003 T. 2003/91 E. 2003/85 K.)
Yoklama-kaçağı ve geç iltihak suretiyle bakaya suçlarından sanık (Ter.) J.Er A.Ü. hakkındaki 21.12.2001 tarihinde yokluğunda kurulan mahkûmiyet hükümlerinin, Temyizi kabil olmak üzere karar verildi. Verilen işbu karar sanığın yokluğunda... okunup usulen tefhim kılındı. şeklindeki yazılımla tefhim edildiği, buna ilişkin kararın gönderme yazısında; ...ekte gönderilen gerekçeli kararın sanığa imzası karşılığı tebliği ile tesliminin... istendiği, 14.3.2002 tarihli sanığın imzasını içeren tebliğ tebellüğ belgesinde de, sadece gerekçeli kararın tarih ve sayısına yer verildiği ve askerî mahkeme kıdemli hakiminin 2.4.2004 tarihli işbu hüküm süresi içinde taraflarca temyiz edilmemek suretiyle kesinleşmiştir. İnfazına işaret olunur. kaydı ve onayı ile, mahkûmiyet hükümlerinin infazının askerî savcılıktan istendiği, 5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe girmesinden sonra askerî savcılığın istemi üzerine, askerî mahkemece verilen 9.11.2005 tarihli duruşmasız işlere ait kararının, işbu müteferrik kararın hükümlüye tebliğ tarihini takip eden günden itibaren yedi gün içerisinde birliği komutanlığına, en yakın askerî mahkemeye veya adliye mahkemesine müracaat ederek dilekçe marifetiyle itirazı kabil olmak üzere karar verildi. şeklindeki açıklamayı içerdiği, 8.12.2005 tarihli tebliğ mazbatası kaydı ile kararı alan sanığın (hükümlünün), müteferrik kararın kayıt ve karar numaralarına yer vererek, 13.12.2005 tarihli; Mahkemenizce hakkımda verilen yukarıda numarası yazılı 9.11.2005 tarihli kararınıza eski ifadelerim doğrultusunda ve beraatıma karar verilmesi için itiraz ediyorum gereğini arz ederim şeklindeki dilekçesiyle kanun yoluna başvurduğu belirlenmiştir.
3.10.2001 gün ve 4709 sayılı Yasanın 16'ncı maddesiyle T.C. Anayasasının temel hak ve hürriyetlerin korunması başlıklı; Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. şeklindeki 40'ncı maddesine; Devlet, işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yollan ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. hükmü eklenmiştir.,
1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 34/2'nci maddesiyle de; kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, merci ve şekilleri belirtilir. hükmü getirilmiştir.
Sanığın iki suçtan mahkûmiyetine ilişkin kararın, temyize tabi olduğu belirtilmesine karşın, başvurunun süresi, merci ve ne şekilde yapılacağına ilişkin açıklamayı içermediği; kararın 3.10.2001 tarihli Anayasa hükmü hâline gelen düzenlemeden sonra, 21.12.2001 tarihinde verilmesi nedeniyle, Anayasada belirtilen temel hak kapsamında, başvuru hakkının kullanılmasının sanık tarafından açık bir biçimde kullanılmasına olanak sağlayıcı içerik ve şekilden yoksun olması karşısında, usulüne uygun bir gerekçeli karar tebliğinden söz edilemeyeceği açıktır. Kıdemli hakimin, mahkûmiyet hükümlerine kesinleştirme kaydı koyması, idarî bir işlem olup, tebliğ işleminin eksikliğinin belirlenmesi hâlinde bunun, herhangi bir geçerliliği bulunmamaktadır.
Bu nedenle, esasen, kesinleşmemiş mahkûmiyet hükümlerinin açıklanmasını içeren ceza dönüşüm kararlarına yönelik olup, itiraz olarak betimlenen 13.12.2005 tarihli başvuru, mahkûmiyet hükümlerini temyiz niteliğinde olduğundan, (Benzer durumlara ilişkin Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun; 23.10.2003/91-85, 6.11.2003/92-91, 11.10.2005/1047-1041 ve 29.12.2005/104-117 gün ve E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.) sanığın başvurusunun temyiz incelenmesine konu edilmesi gerekirken, 1'inci Dairece itiraz olarak incelenmesi, Başsavcılığın ilk tebliğnamesinde belirtilen bu hususa değinilmeden karar verilmesi nedeniyle, karar düzeltme isteminin yine sanığın (hükümlünün) başvurusunun itiraz olduğu gerekçesiyle reddine dair kararının, Başsavcılığın itirazının kabulü ile, kaldırılmasına ve dava dosyasının temyiz incelemesi için Daireye iadesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy