(353 S. K. m. 136, 227) (AYGK 09.06.1995 T. 1995/1 E. 1995/1 K.)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunda çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, Askeri Yargıtay bozma ilâmına karşı beyanının tespiti gereken sanıkla ilgili olarak, 353 sayılı Kanunun 227/Son maddesinde öngörülen "bulunmama" koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin bulunmaktadır.
Daire, bozma ilamına karşı diyeceklerinin sorulması için dosyada bulunan tüm adreslerinden aranmasına rağmen bulunamayan sanığın, daha ağır ceza içermeyen kanun hükmünün tatbiki suretiyle cezalandırılmasında herhangi bir isabetsizlik görmemiş; Başsavcılık ise, başka amaçla da olsa, aranıp bulunan sanık hakkında, bulunmama koşulunun gerçekleşmediği görüşüyle Daire ilamına itiraz etmiştir.
Sanığın mahkûmiyetine ilişkin olarak kurulan ilk hükümler, Askerî Yargıtay 4'üncü Dairesinin 30.9.2003 tarihli ve 828-824 E.K. sayılı ilâmı ile, istemi dışında duruşmadan vareste tutulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması ve 16.9.2002 tarihli duruşma tutanağının tutanak katibi tarafından imzalanmamış olması sebepleriyle, usul yönünden bozulmuştur. Askerî mahkemece, sanığın bozma ilamına karşı beyanlarının saptanması için Laçin Asliye Ceza Mahkemesine talimat yazıldığı, anılan mahkemece sanığın Ankara Yenimahalle, Toptancılar Sebze Hali, No. 101de çalıştığı belirlenerek talimatın gereği yapılmaksızın iade edildiği, bildirilen yeni adres itibarıyla Jandarma Genel Komutanlığı Askerî Mahkemesine talimat yazıldığı, talimatın adli yetki açısından Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Askerî Mahkemesine yönlendirildiği, anılan mahkemece sanığın bildirilen adreste bulunamaması nedeniyle, talimatın gereği yapılmaksızın iade edildiği, bu kez sanığın adresinin belirlenmesi için Laçin İlçe Jandarma Komutanlığına müzekkere yazıldığı, yapılan araştırma sonunda sanığın Laçin İlçesi Gözü büyük Köyünde Babası ile birlikte ikamet ettiğinin bildirildiği, bildirilen adres itibarıyla Osmancık Asliye Ceza Mahkemesine talimat yazıldığı, anılan mahkemece sanığın çalışmak için Ankara'ya gittiği, Yenimahalle Toptancılar Sebze Halinde çalıştığı belirtilerek, talimatın gereği yapılmaksızın iade edildiği, bildirilen adres itibarıyla Jandarma Genel Komutanlığı Askerî Mahkemesine yeniden talimat yazıldığı, talimatın adlî yetki açısından Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Askerî Mahkemesine yönlendirildiği, anılan mahkemece sanığın bildirilen adreste bulunamaması nedeniyle, talimatın gereği yapılmaksızın iade edildiği, 19.12.2005 tarihinde yapılan duruşmada, bildirilen adreslerde bulunamaması nedeniyle bozma ilamına karşı beyanları saptanamayan sanık hakkındaki duruşmaya devam edilerek, 353 sayılı Kanunun 227/Son maddesi uyarınca davanın gıyabında bitirilmesine karar verilerek, aynı oturumda hüküm kurulduğu, bu arada sanığın askerî savcılıkça yazılan müzekkere üzerine bilinen adresinden celp edilerek 23.12.2004-28.12.2004 ve 16.9.2005-21.9.2005 tarihleri arasında iki kez Merzifon Asker Hastanesinde gözlem altına alındığı, mahkemece imza noksanı ile ilgili bozma sebebi konusunda işlem yapılmadığı ve son hükmün sanığa Laçin Gözü büyük Köyünde bilinen adresinde tebliğ edildiği saptanmıştır.
353 sayılı Kanunun 227'nci maddesine, 11.8.1983 tarihli ve 2875 sayılı Kanun ile eklenen son fıkra; "Sanık veya müdahilin bulunmamaları nedeni ile bozmaya karşı beyanları tespit edilememişse, duruşmaya devam edilerek dava gıyapta bitirilebilir. Ancak, sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise, sanığın her halde dinlenilmesi gerekir." amir hükmünü içermektedir. Bu maddede geçen "bulunmama" kavramı, hükümet teklifinde "bulunamama" şeklinde kaleme alınmış iken, Milli Güvenlik Konseyi Milli Savunma Komisyonunda "bulunmama" biçiminde kabul edilerek kanunlaşmıştır. Oysa bozmadan önceki devreye ilişkin 353 sayılı Kanunun 136'ncı maddesine yine, 2875 sayılı Kanun ile son fıkra eklenirken, "bulunamama" unsuru korunmuş ve iki madde arasında farklılık yaratılmıştır. Bu farklılığın hukuki sonuçlarını değerlendirmek bakımından, aşağıda sıralanan yasa ve tasarı maddeleri ile yüksek yargı kararları dikkate alınmalıdır.
353 sayılı Kanunun 136'ncı maddesinin son fıkrasındaki "bulunamama" şartına açıklık getiren Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 9.6.1995 tarihli ve 95/1-1 E.K. sayılı kararında; "...Bilinen adreslerden aranması ve buna rağmen bulunamaması şeklinde değerlendirmek gerekmektedir. Belki, bu aşamada bir yoruma gitmekten söz edilebilir. Ancak, o durumda dahi konuyu var olan adresler dışında aranmaya kadar götürmek, kanunun ruh ve esprisine aykırı olur. Çünkü, 2875 sayılı Kanunun genel gerekçesinde de belirtildiği üzere amaç; askerî mahkemelerin ve özellikle sıkıyönetim mahkemelerinin daha hızlı ve etkin çalışabilmesini sağlamaktır." saptamasına yer verilmiş, Daireler Kurulunun 353 sayılı Kanunun 227'nci maddesine ilişkin 27.11.1986 tarihli ve 1986/138-118 E.K. sayılı kararında; "Bu hükmü, geçici adreslerinde bulunamayan sanığın dosyadaki bilinen ikamet adresinden son bir defa daha aranarak, buna rağmen davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen, duruşmaya gelmemesi hâlinde davasının gıyabında bitirilebileceği şeklinde anlamak gerekir." denilmek suretiyle uygulamaya yön verilmeye çalışılmıştır.
Bozma ilamına karşı beyanının saptanması için aranan ve bulunamadığı kabul edilen sanığın, askerî savcılıkça yazılan müzekkere üzerine, bilinen adresinden celp edilerek 23.12.2004-28.12.2004 ve 16.9.2005-21.9.2005 tarihleri arasında iki kez Merzifon Asker Hastanesinde gözlem altında tutulduğu, Laçin İlçe Jandarma Komutanlığınca daimî olarak Laçin Gözü büyük Köyünde babası ile birlikte oturduğunun bildirildiği, ikinci hükmün bu adreste bizzat sanığa tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Daimi adresinden geçici olarak ayrılan, ancak adli müşahede işlemleri nedeniyle iki kez aynı adreste bulunan sanık hakkında bulunmama şartı gerçekleşmemiş olduğundan, bulunmaması sebebiyle bozma ilamına karşı beyanı saptanmadan hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde görülmüştür. Kaldı ki, askerî mahkemece duruşma tutanağının tutanak kâtibi tarafından imzalanmamış olmasına ilişkin ikinci bozma sebebi hakkında, hiçbir işlem yapılmamış olması da usule aykırı bulunmuştur.
Bu sebeplerle, Askeri Yargıtay Başsavcılığının itirazının kabulüne, hükümlerin onanmasına ilişkin Daire ilamının kaldırılmasına ve mahkûmiyet hükümlerinin usule aykırılık nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy