(1632 S. K. m. 67)
GATA K.lığı Acil Tıp A.D. Başkanlığında Anestezi Doçenti olan sanık Dz.Tbp.Alb. H.T.'nin, 6-11 Eylül 2004 tarihleri arasında Budapeşte /Macaristan'da yapılacak olan İleri Yaşam Desteği (ölüm halinde bir hastanın yeniden canlandırılması) kursu ile, 8'inci Avrupa Resusitasyon Konferansına (European Resuscitain Concil) katılma isteğinin, bu organizasyon tarafından kabul edilmesi üzerine, 12.7.2004 tarihinde 6-11 Eylül 2004 tarihlerinde iznini Macaristan'da geçirmek için, yurt dışı izin isteminde bulunduğu, bu başvurusu, Gülhane Askeri Tıp Fakültesi Dekanlığı ve TSK Sağlık Komutanlığınca uygun görülerek, 27.7.2004 tarihinde Genelkurmay Başkanlığı Merkez Daire Başkanlığına iletilen sanığın, 3.8.2004 tarihli yazı ile yurt dışına çıkmasında sakınca bulunup bulunmadığına ilişkin yazıya, 17.8.2004 tarihli; Dz.K.K.lığı Per.D. Bşk.lığınca olumsuz kanaat içeren yazıyla cevap verilmesinden sonra, Genelkurmay Başkanlığı Merkez Daire Başkanlığının 25.8.2004 tarihli yazısıyla, "yurt dışı izin isteğinin TSK İzin yönetmeliği gereğince uygun görülmediği"nin TSK Sağlık Komutanlığına bildirildiği, buna ilişkin evrakın, habercisi aracılığıyla GATA' ya gönderildiği; 3.9.2004 tarihinde (Cuma günü saat 15.00 sıralarında) GATA Personel Şube Müdürlüğüne ulaşan yazının, 6.9.2004 tarihinde GATA K.lığı Kurmay Başkanlığının imzasıyla Acil Tıp A.D. Başkanlığına gönderildiği ve 8.9.2004 tarihinde sanığın görev yaptığı Acil Tıp Kliniğine ulaştığı, ancak, 6.9.2004 günü Esenboğa-İstanbul-Budapeşte güzergâhını takiple; saat 07.55 uçağı ile İstanbul'dan hareket edip, aynı gün saat 09.15'de Budapeşte'ye varması, yukarıda sözü edilen kurs ve tebliğ sunduğu konferansa katılması nedeniyle, yurt dışında olduğundan "yurt dışı izin isteğinin uygun görülmediğine ilişkin yazının" kendisine tebliğ edilemediği, 10.9.2004 günü saat 16.45'de Budapeşte'den uçakla hareket eden sanığın, aynı gün saat 19.34'de İstanbul Atatürk Hava Limanından yurda giriş yaptığı belirlenen olayda,
926 sayılı TSK Personel Kanunun 127'nci maddesine göre, Genelkurmay Başkanlığına bağlı görev yeri nedeniyle, yurt dışına izine gitmesi ancak Genelkurmay Başkanlığının uygun görmesi halinde olanaklı bulunan sanığın, böyle bir onayı elde etmeksizin yabancı bir ülkeye gittiği ve Türkiye sınırlan dışında üç günü geçirmek şeklindeki eylemi, "herhangi bir nedenle izinli olsa dahi, yabancı ülkeye gitme müsaadesi olmaksızın ülke sınırlan dışında üç günü geçirenler." şeklinde düzenlenen (A) fıkrasına da gönderme yapan; ASCK'nın 67/1'inci maddesindeki, "Yabancı Ülkeye firar" suçunun maddi unsurunu oluşturduğunda duraksama yok ise de;
6-11 Eylül 2004 tarihleri arasındaki (kullanmak istediği) yurt dışı izin talebini, 12.7.2004 tarihli dilekçesiyle bildiren ve bu istemi yukarıda belirtilen yazılar ekinde 27.7.2004 tarihinde kendisine izin vermeye yetkili komutanlık olan Genelkurmay Başkanlığına 40 gün öncesinde ulaşan sanığın isteminin, TSK İzin Yönetmeliğinin 15'inci maddesindeki; izin evrakının, izin tarihinden en az bir ay önce personele yurt dışı izin vermeye yetkili komutanlıkta bulundurulacağına ilişkin hükme uygun olması,
GATA tarafından resmi bir sıfatla görevlendirilmemekle birlikte, katılacağı; uzmanlığı ile ilgili (Anestezi) uluslararası bilimsel kurs ve bildiri sunacağı konferans nedeniyle, uçak ve otel rezervasyonu ile, bu organizasyonla ilişkileri bağlamında izin onayını bekleyen sanığın, yurt dışı izinle ilgili evrakta görevli (G. Bşk.lığı Mrk. D.Bşk.lığında) Svl.Me. M.Y.'nin, sonuncusu 24.8.2004 tarihinde olmak üzere sanığın evrakını sormak için birçok kez kendisini aradığını doğrulaması, gerekçeli kararla belirtilen bir kısım çelişkili beyanlarına karşın, sanığın izin isteğinin reddinden sonraki süreçte telefon etmediğini, kendisinin de onu arayıp bunu bildirmediğini söylemesi,
3.9.2004 Cuma günü saat 15.00 sıralarında evrakı GATA personel kısmına ulaşan sanığın, telefonla amirine ulaşılamadığı ifade edilmekle birlikte, sanıkla aynı yerde görev yapan başka birine veya o gün ameliyathanede görev yapan sanığa bu durumun bildirilmemesi,
Yurt dışı izin planında ve GATA Acil Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Op.Dr. T.Ö.'nün muvafakat anlamında imzasını içeren ve başkanlık kaydına giren, izin istek formunda açıkça izine ayrıldığı tarihin 6.9.2004 olarak yer alması, tanık T.Ö.'nün, sanığın yurt dışı izninin onaydan çıktığını ilgili memurdan öğrendiğini söylemesi üzerine, bu belgeyi imzaladığını beyan etmesi,
Sanığın günlük personel yoklamasında 6-24 Eylül 2004 tarihleri arasında izinli gösterilmesi,
Yukarıda açıklandığı gibi; 12.7.2004 tarihli yurt dışı izin istek dilekçesi, 27.7.2004 tarihinde Genelkurmay Başkanlığına ulaşan sanığın, evrakının geri dönüşünde; 25.8.2004 tarihli yazı ile buradan gönderilerek, 8.9.2004 tarihinde görevli olduğu birime ulaşmasında geçen sürenin aynı olması (15 gün), sanığın bu sürece müdahale ettiğine ilişkin herhangi bir kanıt bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde, sanığın yurt dışı izin isteminin reddedildiğini bilerek ve evrakın dönüş sürecinin gecikmesini sağlayarak yurt dışına çıktığına ilişkin kabulle, sanığın suç kastının bulunduğuna ilişkin direnme gerekçesi yerinde görülmemiştir.
Diğer taraftan, 24.8.2004 tarihinden sonra evrakını sormayan sanığın, bu davranırım, aksi kanıtlanamayan savunmasına göre, bu tarihte ilgili memurla görüşmesinde onayının çıktığını öğrenmesinden kaynaklanabilmesi (uçak biletini de aynı gün aldığından) olasılığına yer verilmeksizin, aksine; izin isteminin reddedildiğini öğrenmesine bağlayan kabul de, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Kursa katılan ve konferansın kendisiyle ilgili sunum kısmından sonra sonucunu beklemeden yurda dönen sanığın, yabancı ülkeden hemen ayrılma istek ve olgusu, ayrıntısı yukarıda yazılı tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde; sanığın suç kastı ile hareket etmediği sonucuna ulaşılmıştır.
Askeri Yargıtay Daireler Kurulu,
29.4.1999/111-87 gün ve sayılı kararında; "...15.8.1994-30.9.1994 tarihleri arasında özel bir şirkette staj yaptığı izlenimi veren Müh.Tğm. Sanığın, izin almaksızın 22.8.1994 tarihinde Almanyada yaşayan ailesinin yanına gidip 22.9.1994-6.10.1994 tarihleri arasında burada bir klinikte tedavi gördükten sona yurda döndüğü..."
2.2.2006/29-25 gün ve sayılı kararında; "...Genelkurmay İstihkam Daire Başkanlığı emrinde görevli iken, 24.2.2000 tarihinde emeklilik dilekçesi veren Müh.Yb. sanığın, 29.2.2000-31.3.2000 tarihleri arasında izinli olduğu sırada yurt dışı izin onayı olmaksızın, 13-17 Mart 2000 tarihleri arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne gittiği, emekliğinin 24.3.2000 tarihinde onaylandığı..." örnek gösterilebilecek olaylarda sanıkların yabancı ülkeye firar suçlarının kasıt yönünden oluşmadığına karar vermiştir.
Somut olayda, suç kastının bulunmadığı sonucuna ulaşan Daire kararına aksi görüşle askeri mahkemece direnilmesi, doğal ve yasal bir hak olmakla birlikte, direnme gerekçesindeki; "...yerleşik Askeri Yargıtay içtihatlarındaki izin belgesi olmaksızın birlikten veya birliğinin bulunduğu garnizondan ayrılmakla firar suçunun oluşacağı ve bu suçun mazeret kabul etmediği görüşü ile çeliştiği için, yerleşik Askeri Yargıtay içtihatlarında yer alan bu ilkeden, Doç.Dz.Tbp.Alb. H.T. yönünden vazgeçilmesinin, objektif ve haklı bir nedeni olmadığından itibar edilmemiştir..." şeklinde kişiye özel bir koruma yapılıyormuş izlenimini çağrıştırabilecek yazım biçiminin, maksadını aşan ifadeler olduğu değerlendirilerek, gerekçeli kararların, kurum veya kişilerin saygınlığını zedeleyici ifadelerden arınması; karar etiğine uygun olması gerektiğine burada işaret edilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; yabancı ülkeye firar suçu kasıt yönünden oluşmayan, sanık hakkında direnme ile kurulan mahkûmiyet hükmünün esas yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy