(353 S. K. m. 226) (5271 S. K. m. 223) (765 S. K. m. 176, 205, 226, 366, Ek m. 1)
Memuriyet görevini ihmal, memuriyet görevini kötüye kullanmak ve 765 sayılı TCK'nın 366'ncı maddesinde tanımlanan hileli vasıtalarla rekabeti menetmek suçlarından dolayı haklarında kamu davası açılan sanıklar Dz.İkm.Alb. B.Y.M., Dz.İkm.Bnb. A.H.E., Em.Dz.İkm.Bnb. C.E., Dz.İkm.Ütğm. U.E., Em.Dz.İkm.Bçvş. R.Ö., Svl.Şahıs F.T., Svl.Şahıs S.Ö.Ç. hakkında yapılan yargılamada, Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesince sanıkların eylemlerinin bir bütün hâlinde 765 sayılı TCK'nın 205'inci maddesinde tanımlanan ihaleye fesat karıştırmak suçunu oluşturduğu kabul edilip, bu suçun askeri bir suç olmaması, asker ve sivil kişiler tarafından birlikte işlenmesi nedeniyle 353 sayılı Kanunun 9, 12, 18, 19 ve 176'ncı maddeleri gereğince askerî mahkemenin görevsizliğine, hükmün kesinleşmesini müteakip dava dosyasının görevli ve yetkili Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine dair verilen kararın, asker kişi sanıklar ile müdafiileri ve askerî savcı tarafından, sadece asker kişiler yönünden ve sanıklar lehine olarak temyiz edilmesi üzerine Askerî Yargıtay 2'nci Dairesinin 03.10.2006 tarih ve 2006/989-1303 E.K. sayılı ilamıyla, eylemin ihaleye fesat karıştırma suçunu değil, memuriyet görevini kötüye kullanma veya görevi ihmal suçlarını oluşturabileceği kanaatiyle, davada askerî mahkemenin görevli olduğuna karar verilerek, askerî mahkemenin görevsizlik karan asker kişi sanıklar yönünden bozulmuş, ayrıca görevsizlik kararının bu karan temyiz etmeyen sivil sanıklar F.T. ve S.Ö.Ç.'ye sirayetinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.
Askerî Yargıtay Başsavcılığının 20 Ekim 2006 tarih ve 2006/3896 (İtiraz: 113) sayılı tebliğnamesi ile, askerî mahkemenin görevsizlik kararının, suç vasfının sanıklar lehine olacak şekilde değiştirilmiş olmasına dayalı olarak bozulmuş olması nedeniyle, 353 sayılı Kanunun 5 Ekim 2006 tarihinde yürürlüğe giren 5530 sayılı Kanunun 51'inci maddesi ile değişik 226'ncı maddesi uyarınca bozmanın sivil sanıklar F.T. ve S.Ö.Ç.'ye sirayet ettirilmesi gerektiği ileri sürülerek itiraz edilmiştir.
Konu ile ilgili yasa maddeleri incelendiğinde;
Hükmün bozulmasının diğer sanıklara etkisini düzenleyen 353 sayılı Kanunun 226'ncı maddesinde, "Hüküm, sanık lehine bozulmuş ise ve bu hususların temyiz isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanması olanağı varsa, bu sanıklar da temyiz isteminde bulunmuşçasına hükmün bozulmasından yararlanırlar" hükmü yer almaktadır.
Bu durumda öncelikle askerî mahkemece verilen görevsizlik kararının bir hüküm olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
353 sayılı Kanunun Ek-1'inci maddesinin atıfta bulunduğu 5271 sayılı CMK'nın 223/1 'inci maddesine göre; beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararlan birer hükümdür ve aynı maddenin son fıkrasına göre, adli yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararları, sadece kanun yolu bakımından hüküm sayılmıştır.
353 sayılı Kanunun 176'ncı maddesi "Duruşma sırasında sanığın veya suçun Askerî Yargıya tâbi olmadığı anlaşılırsa askerî mahkeme görevsizlik kararı verir.
Sanığın rütbesi veya sınıfı uygun değilse yetkisizlik kararı verilir. Bu kararlar temyiz olunabilirler ve iddianamenin bütün sonuçlarını meydana getirerek aynı şartlara tabi olurlar" hükmünü içermektedir.
Açıklanan bu yasa maddeleri karşısında, askeri mahkemenin verdiği görevsizlik kararının, CMK'nın 223'üncü maddesinde belirtilen ve davayı esas itibarıyla sonuçlandıran kararlar niteliğinde olmadığı ve dolayısıyla 353 sayılı Kanunun 226'ncı maddesinde öngörülen anlamda sirayeti mümkün bir hüküm olmadığı, iddianamenin bütün sonuçlarını doğuran ve iddianamenin tâbi olduğu şartlan ihtiva eden bir karar niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle, göreve ilişkin bozma; sanıklara isnat edilen suçun vasfında lehe olacak şekilde yapılan bir değişikliğe dayalı da olsa, bu bozmanın hükmü temyiz etmeyen sanıklara sirayet ettirilemeyeceği sonucuna varıldığından, Başsavcılığın aksi yöndeki itirazı yerinde görülmemiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy