(353 S. K. m. 9, 13, 228, 254, Ek Geç. m. 6) (1632 S. K. m. 63) (5320 S. K. m. 4) (5252 S. K. m. 9) (5237 S. K. m. 61) (YCGK 21.02.2006 T. 2006/9-16 E. 2006/26 K.)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; 353 sayılı Kanunda 5530 sayılı Kanunla yapılan değişiklik nedeniyle, görevli yargı yeri değişen dava dosyalarından kesin hükme bağlanmış olanlarla ilgili olarak verilecek duruşmasız işlere ait kararlarda daha önce hüküm veren askerî mahkemelerin görevli olup olmadığıdır.
Daire; yapılan yasal düzenleme nedeniyle görevli yargı yeri değişen dava dosyalarından, kesin hükme bağlanmış olanlarla ilgili olarak yapılacak başvurular üzerine verilecek kararlarda, askerî mahkemelerin görevli olmadığı, bu nitelikteki bir başvuru nedeniyle verilen ve itiraz edilmekle incelenmek üzere Askerî Yargıtayda bulunan dava dosyalarının görevsizlik kararı verilmek üzere mahkemesine iade edilmesi gerektiğini kabul ederken;
Başsavcılık; görevli yargı yeri değişen dava dosyalarından kesin hükme bağlanmış olanlarla ilgili olarak, yapılacak başvurular üzerine verilecek tüm duruşmasız işlere ait kararların, askerî mahkemelerce verilmeye devam olunacağı ve bu kararlara karşı yapılan itirazlar üzerine incelemenin de Askerî Yargıtay tarafından yapılacağını ileri sürmektedir. 353 sayılı Kanunun 9'uncu maddesi; "Askeri mahkemeler kanunlarda aksi yazılı olmadıkça, asker kişilerin askerî olan suçlan ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerî mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler." hükmünü içermektedir.
5.10.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5530 sayılı Kanunla 353 sayılı Kanunda köklü değişiklikler yapılmış, genel olarak, asker olmayan (sivil) kişilerin askeri mahkemelerde yargılanmamaları esası benimsenmiş, sivil kişilerin askerî mahkemelerde yargılanmaları, asker kişilerle müştereken suç işlemeleri haliyle sınırlandırılmıştır.
ASCK'nın 63'üncü maddesinde düzenlenen bakaya suçuyla ilgili davalara, anılan Kanunla değişiklik yapılmadan önce, asker olmayan kişilerin ASCK'daki hangi suçlar nedeniyle askerî mahkemelerde yargılanacaklarının düzenlendiği 353 sayılı Kanunun 11/1-A maddesi gereğince askerî mahkemelerde bakılmakta iken; 5530 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, asker olmayan kişilerin asker kişilerle müştereken işledikleri askerî suçlar hariç olmak üzere barış zamanında askerî mahkemelerde yargılanmalarına son verilmesi nedeniyle, 11 'inci madde hükmü tamamen yürürlükten kaldırılarak; anılan maddede başlık ve içerik olarak farklı bir konu düzenlenmiştir.
353 sayılı Kanunun 13'üncü maddesi de, yine madde başlığı ile birlikte değiştirilip yeniden düzenlenmiş ve "Barış zamanında sivil kişilerin Askerî Ceza Kanununa tabi suçlarında yargılama mercii" başlığı altında, "Askerî Ceza Kanununun 55, 56, 57, 58, 59, 61, 63, 64, 75, 79, 80, 81, 93, 94, 95, 114 ve 131'inci maddelerinde yazılı suçlar, askerî mahkemelerin yetkisine tabi olmayan sivil kişiler tarafından barış zamanında işlenirse; bu kişilerin yargılanması, adlî yargı mahkemeleri tarafından Askerî Ceza Kanunu hükümleri uygulanmak suretiyle yapılır." şekline dönüştürülmüştür.
Anılan maddede sayılan suçlar yönünden görevli yargı yerinin değişmesi nedeniyle geçiş döneminde meydana gelebilecek hukukî sorunların giderilmesi için, 5530 sayılı Kanunun 63'üncü maddesiyle, 353 sayılı Kanuna Ek Geçici 6'ncı madde eklenmiştir.
353 sayılı Kanunun Ek Geçici 6'ncı maddesi;
"353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununun, bu Kanun ile değiştirilen ve yürürlükten kaldırılan hükümlerinin yürürlüğe konulmasına ve uygulanmasına ilişkin, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih esas alınarak 23.5.2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda belirtilen esaslar uygulanır.
Bu Kanun hükümleri, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren kesin hükme bağlanmış olanlar hariç, bütün soruşturma ve kovuşturmalarda uygulanır.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, askerî mahkemelerce karar verilmiş ve henüz kesinleşmemiş olan dava dosyalarından görevli yargı yeri değişenler hakkında, askerî savcının yazılı görüşü alınmak suretiyle, mahkemesince duruşma yapılmaksızın görevsizlik kararı verilir. Bu karara karşı, teşkilatında askerî mahkeme kurulan kıt'a komutanı veya askerî kurum amiri, askerî savcı, sanık ve varsa müdafi bir hafta içinde itiraz edebilir. İtirazlar en yakın askerî mahkemede incelenir. Bu dosyalardan temyiz ve itiraz edilmek suretiyle Askerî Yargıtay Başsavcılığında ve Askerî Yargıtayda inceleme aşamasında olan dosyalar mahkemesine iade edilir." hükümlerini içermektedir.
Anılan maddenin birinci fıkrasının atıfta bulunduğu 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun "Mahkemelerin görevleri" başlıklı 4'üncü maddesi ise; "Ceza Muhakemesi Kanunu, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, aşağıdaki maddelerin hükümleri saklı kalmak üzere, kesin hükme bağlanmış olanlar hariç, görülmekte olan bütün soruşturma ve kovuşturmalarda uygulanır..." şeklindedir.
Görüldüğü gibi yapılan yasal düzenlemede, geçiş döneminde görevli yargı yeri değişen dava dosyalan ile ilgili olarak esas alman kriter, "kesin hükme bağlanmış olanlar hariç" şeklinde olup, gerek 353 sayılı Kanunun Ek Geçici 6'ncı maddesinde, gerek bu maddenin atıfta bulunduğu 5320 sayılı Kanunun 4'üncü maddesinde bu husus açıkça vurgulanmıştır. Görevsizlik karan verilecek dava dosyalan, askerî mahkemelerce karar verilmiş ve henüz kesinleşmemiş dava dosyalandır.
Diğer taraftan; 353 sayılı Kanunun 5530 sayılı Kanunla değişik ve "Cezaların yerine getirilmesi sırasında alınması gereken kararlar ve bu kararlara itiraz" başlıklı 254'üncü maddesi; "Cezaların yerine getirilmesi sırasında, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran hâller nedeniyle geçirilmiş süreler ile, hastanede geçen sürenin cezadan indirilmesine, değişik hükümlerdeki cezaların toplanmasına ve mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksamaya ilişkin bir karar alınması, gerekirse hükmü veren askerî mahkemeden karar istenir. Bu kararlar duruşma yapılmaksızın verilir......İtiraz üzerine Askerî Yargıtay karar verir." hükmünü içermektedir.
Anılan madde gereğince, kesin hükme bağlanmış dava dosyalarıyla ilgili olarak, çektirilecek cezanın hesabında duraksamaya ilişkin bir karar alınması gereken hallerde, duruşma yapılmaksızın verilecek kararların, hükmü veren askerî mahkemeden isteneceği, verilen kararlara itiraz halinde de, Askerî Yargıtay tarafından karar verileceğinde kuşku bulunmamaktadır.
Konu ile ilgili diğer bir düzenleme olan 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun "Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul" başlığını taşıyan 9'uncu maddesi ise;
(1) 1 Haziran 2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak Türk Ceza Kanununun lehe olan hükümlerinin derhâl uygulanabileceği hâllerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebilir.
(2) Birinci fıkra hükmü, 1 Haziran 2005 tarihinden önce verilip de, Yargıtay tarafından lehe olan hükümlerin uygulanması hususunda değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle bozularak mahkemesine gönderilen hükümler hakkında da uygulanır.
(3) Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklindedir.
Kesinleşen hükümler yönünden "Lehe kanun hükümlerinin hükümlerin uygulanması"na ilişkin yargılamanın kapsamı ve mahiyeti konusu ise; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.2.2006 tarihli ve E: 2006/9-16, K: 2006/26 sayılı kararında ayrıntılı şekilde tartışılıp irdelenmiş olup; anılan kararda, "...kesin yargı haline gelmiş bir hükümde sonradan yürürlüğe giren ve lehte hükümler içeren yasaya dayalı bulunan değişiklik yargılaması, her iki yasanın ilgili tüm hükümleri, önceki hükümde sabit kabul edilen olaya uygulanmak suretiyle belirlenmeli, bu belirleme herhangi bir inceleme, araştırma, kanıt tartışması ve takdir hakkının kullanılmasının gerekmediği; eylemin suç olmaktan çıkarılması, ceza sorumluluğunun kaldırılması, önceki hükümle belirlenen cezanın bir değerlendirme ve takdir değerlendirmemesi gibi hâllerde, evrak üzerinde; sonraki yasa ile; suçun unsurlarının ve özel hâllerinin değiştirilmiş olması, cezanın tayininde 5237 sayılı TCK'nın 61'inci maddesi gözetilerek cezanın tayin ve takdirinin gerekmesi, önceki hükümde cezanın asgarî haddin üzerinde tayini nedeniyle bu olguların 5237 sayılı Yasanın 61'inci maddesi uyarınca tartışılmasının gerekmesi, artırım ve indirim oranlarının takdiri gerektirmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihinin gerekmesi, seçenek yaptırımların ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hâllerin değerlendirilmesinin gerekmesi, durumlarında ise, duruşma açılarak değerlendirme yapılmasını zorunlu kılmaktadır... Ancak duruşma açılarak yargılama yapılsa da, bu yargılamanın sonraki yasanın lehe hükümlerinin saptanması ve uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi ile sınırlı ve kendine özgü bir yargılama olduğu unutulmamalı, lehe yasanın tespiti amacıyla yapılan yargılamada, mahkemelerce önceki karar dışına çıkılmamalı, kesinleşen karardaki suça uygulanması olanağı bulunan 5237 sayılı Yasa hükümlerinin tamamının uygulanması suretiyle bulunacak cezaların karşılaştırılıp, lehe yasanın saptanması ile yetinilmelidir." şeklinde gerekçelere yer verilmiştir.
Askeri Yargıtay 1 'inci Dairesinin 4.6.2006 tarihli ve 2006/630-621 sayılı, 2'nci Dairesinin 18.10.2006 tarihli ve 2006/1484-1474 sayılı, 4'üncü Dairesinin 17.10.2006 tarihli ve 2006/1328-1326 sayılı kararlarında da; hükmün kesinleşmesinden sonra yapılan yasa değişiklikleri nedeniyle, hükümlülerin hukuki durumlarının incelenmesi ve değerlendirilmesinin, hükmü veren hâkim veya mahkeme tarafından yapılmasının, bir hüküm değiştirme yöntemi olup, kendine özgü bir tali dava niteliği taşıdığı, sonraki yasanın lehe hükümler içermesi halinde, kesinleşmiş olan önceki hükmü yeniden ele almaya olanak tanıyan bu istisnaî yetkinin, hükmü veren hakim veya mahkemeye sadece lehe hüküm konusuyla sınırlı bir uyarlama yetkisi verdiği, bu yolla olağan veya olağanüstü kanun yolu denetimine konu olabilecek hukuka aykırılıkların giderilmesi ve kesin hükümle ilgili yargılama aşamasında geçerli olan yargılama kurallarının değiştirilmesinin mümkün olmadığı, kesin hükmün kurulması sırasında görevli olan askerî mahkemenin uyarlama tali davası sırasında da görevli olduğu vurgulanmıştır.
Askerî mahkemelerce verilen ve kesinleşen hükümlerle ilgili olarak, 353 sayılı Kanunun 228 ve müteakip maddeleri gereğince olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunulması ve başvurunun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan veya daha sonra yürürlüğe giren kanuna göre görevli yargı yerinin değişmiş olması hâlinde de, belirtilen istem hakkında görevsizlik kararı verilmeyip, As.Yrg.Drl.Krl nun 10.7.1986 tarihli ve 1986/77-73 sayılı, 10.7.1986 tarihli ve 1986/78-74 sayılı kararlarında ayrıntılı olarak tartışılıp irdelendiği üzere Askerî Yargıtay tarafından karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan yasal düzenlemeler ve yargısal kararlar karşısında; lehe kanun hükümlerinin saptanması ve uygulama koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine yönelik yargılama faaliyetinin, belirlenen amaçlarla sınırlı ve kendine özgü bir yargılama niteliğinde bulunduğu, hüküm aşamasında görevli olan askerî mahkemenin, lehe kanun uygulaması nedeniyle hükmün uyarlanmasına dönüştürülmesine ilişkin tali dava sırasında da görevinin sürdüğü, 5530 sayılı Kanunla görevli yargı yeri değişen dava dosyalarından kesin hükme bağlanmış olanlar ile ilgili olarak verilecek duruşmasız işlere ait kararlarda daha önce hüküm veren askerî mahkemenin görevli olduğu sonucuna varıldığından, Başsavcılık itirazının kabulü ile Dairenin "itiraz konusunda bir karar verilmesine yer olmadığına" ilişkin kararının kaldırılmasına, Dairece hükümlünün itirazı nedeniyle olumlu veya olumsuz bir karar verilmediğinden, bu konuda karar verilmek üzere dava dosyasının Daireye iadesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy