(5252 S. K. m. 6, 9) (1632 S. K. m. 47, 81, 84, 130) (647 S. K. m. 4) (AYDK 30.11.2006 T. 2006/181 E. 2006/180 K.) (YCGK 21.02.2006 T. 2006/9-16 E. 2006/26 K.)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; lehe kanunun uygulaması yapılırken ağır hapis cezasının hapis cezasına dönüştürülmesinin gerekip gerekmediğidir.
Daire; yapılan yasal düzenleme nedeniyle ağır hapis cezasının hapis cezası olarak infaz edilmesinde bir duraksama olmadığı, sırf bu nedenle kesin hükme el atılarak dönüştürme kararı verilmesine gerek olmadığını kabul ederken;
Başsavcılık; lehe kanun uygulaması yapılarak, mahkûmiyet hükmünde yer alan ağır hapis cezasının hapis cezasına dönüştürülmesi gerektiğini ileri sürmektedir.
Kurulumuzca; öncelikle, 5530 sayılı Kanunla görevli yargı yeri değişen dava dosyalarından kesin hükme bağlanmış olanlarla ile ilgili olarak verilecek kararlarda, hangi mahkemenin görevli olduğu konusu tartışılmış; lehe kanun hükümlerinin saptanması ve uygulama koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine yönelik yargılama faaliyetinin belirlenen amaçlarla sınırlı ve kendine özgü bir yargılama niteliğinde bulunduğu, hüküm aşamasında görevli olan askerî mahkemenin, lehe kanun uygulaması nedeniyle hükmün dönüştürülmesine ilişkin tali dava sırasında da görevinin sürdüğü, 5530 sayılı Kanunla görevli yargı yeri değişen dava dosyalarından kesin hükme bağlanmış olanlarla ilgili olarak verilecek duruşmasız işlere ait kararlarda daha önce hüküm veren askerî mahkemenin görevli olduğu sonucuna varılmıştır (As. Yrg. Drl. Krl.'nun 30.11.2006 tarihli ve 2006/181-180 sayılı kararı da bu yöndedir).
Kamu düzenine ilişkin bulunan görev konusu açıklanan şekilde karara bağlandıktan sonra uyuşmazlık konusu olaya dönüldüğünde:
5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun "Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul" başlığını taşıyan 9'uncu maddesi;
(1) 1 Haziran 2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak Türk Ceza Kanununun lehe olan hükümlerinin derhâl uygulanabileceği hâllerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebilir.
(2) Birinci fıkra hükmü, 1 Haziran 2005 tarihinden önce verilip de Yargıtay tarafından lehe olan hükümlerin uygulanması hususunda değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle bozularak mahkemesine gönderilen hükümler hakkında da uygulanır.
(37 Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle (karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklindedir.
5252 sayılı Kanunun 5349 sayılı Kanun ile değişik 6/1'inci maddesi; "Kanunlarda öngörülen 'ağır hapis' cezalan, 'hapis' cezasına dönüştürülmüştür." hükmünü içermektedir.
Hükümlüye atılı askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçu, ASCK'nın Üçüncü Babının Dördüncü Faslında ve 81'inci maddesinde düzenlenmiş olup, belirtilen suçun unsurlarında ve öngörülen cezanın miktarında bir değişiklik yapılmamış olmakla birlikte, maddede yer alan gır hapis cezası da hapis cezasına dönüşmüş bulunmaktadır.
Suç tarihinde yürürlükte bulunan ASCK' nın 3823 sayılı Kanun ile değişik 47/A maddesi; "Askerî Mahkemelerden Askerî Ceza Kanununun Üçüncü Babının Üçüncü ve Dördüncü fasılları ile 84'üncü maddesi hariç olmak üzere beşinci ve 130'uncu maddesi hariç olmak üzere Sekizinci fasıllarında yazılı suçlardan dolayı verilen cezalar tecil edilemez..." hükmünü içermekte iken, 4551 sayılı Kanunla "Askerî Mahkemelerden Askerî Ceza Kanununun Üçüncü Babının Dördüncü Faslında yazılı suçlardan dolayı verilen cezalar tecil edilemez ve para cezasına veya tedbirlerden birine de çevrilemez ..." şeklinde değiştirilmiştir. Diğer taraftan; suç tarihinde yürürlükte bulunan 647 sayılı Kanunun 3506 sayılı Kanunla değişik 4'üncü maddesinde; ağır hapis hariç, kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların ağır para cezasına veya diğer tedbirlerden birine çevrilebileceği, 3'üncü maddesinde ise; bir yıl ve daha az süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların kısa süreli olduğu açıklanmaktadır.
Askerî mahkemece 17.3.2006 tarihli duruşmasız işlere ait kararda dava safahatı açıklanırken; hükümlü hakkında daha önce "bir yıl on beş gün hapis" cezasına hükmedildiği ve bu hükmün kesinleştiği belirtilmekle birlikte, hüküm fıkrasında, 5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe girmesinden önce 5329 sayılı Kanunla ASCK yönünden getirilen istisnalar nedeniyle hükümlü lehine uygulanabilecek herhangi bir hükmün bulunmadığı sonucuna varılarak, mahkûmiyet hükmünün aynen infazına karar verildiği görülmektedir. Ancak, askerî mahkemece, hükümlü hakkında yapılan yargılama sonunda, hapis cezasına değil, ağır hapis cezasına hükmedilmiştir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında; hükümlü hakkında verilen, "bir yıl on beş gün ağır hapis cezası"nın, "bir yıl on beş gün hapis cezası"na dönüştürülmesi gerekmekle birlikte, para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesine veya ertelenmesine olanak bulunmamaktadır.
Kesinleşen hükümler yönünden "Lehe kanun hükümlerinin hükümlerin uygulanmasına ilişkin yargılamanın kapsamı ve mahiyetinin ayrıntılı şekilde tartışılıp irdelendiği Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.2.2006 tarihli ve E: 2006/9-16, K: 2006/26 sayılı kararında; bu yargılamanın sonraki kanunun lehe hükümlerinin saptanması ve uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi ile sınırlı ve kendine özgü bir yargılama olduğu, lehe kanunun tespiti amacıyla yapılan yargılamada, mahkemelerce önceki karar dışına çıkılamayacağı, kesinleşen karardaki suça uygulanması olanağı bulunan 5237 sayılı TCK hükümlerinin tamamının uygulanması suretiyle bulunacak cezaların karşılaştırılıp, lehe Kanunun saptanması ile yetinileceği vurgulanmış olup, bu yargılamanın kesin hükme dokunmakla ilgisi bulunmamaktadır.
Somut olayda; istem üzerine askerî mahkemece hükümlü hakkında dönüştürme/uyarlama yargılaması yapıldığına göre, lehe kanun değerlendirmesi yapılarak; "Kanunlarda öngörülen ağır hapis cezaları hapis cezasına dönüştürülmüştür" şeklindeki amir hüküm karşısında, daha önce verilip kesinleşen mahkûmiyet hükmünde yer alan ağır hapis cezasının hapis cezasına dönüştürülmesine, hükmün diğer bölümlerinin aynen bırakılmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, Başsavcılık itirazının kabulü ile askerî mahkeme ve Dairece verilen kararların kaldırılmasına, mahkûmiyet hükmünde yer alan "1 yıl 15 gün ağır hapis" cezasının, "1 yıl 15 gün hapis" cezası olarak belirlenmesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy