(5271 S. K. m. 215) (353 S. K. m. 159)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunda çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın konusu; ilk hükmün dosyada bulunan yazılı belgelerin okunmasından sonra, huzurda bulunan sanık müdafiine ne diyeceğinin sorulmamış olması sebebiyle bozulması üzerine, yeniden yapılan duruşma sırasında bu noksanlığın giderilmemiş olmasının, hükmün bozulmasını gerektirip gerektirmeyeceğine ilişkin bulunmaktadır.
Askerî Yargıtay Başsavcılığı, konunun usule aykırı görüldüğü ve Dairece hükmün bozulmasına karar verildiği, bozma ilâmına uyma kararı veren askerî mahkemenin, bozma gereğini yerine getirmediği görüşünü öne sürerken; Daire, yapılan hatanın hükmün özüne etkili olmadığını kabul etmiştir.
Dosya içeriğine göre; ilk hükmün kurulduğu 14.4.2003 tarihli oturuma sanığın gelmediği sanık müdafiinin katıldığı, duruşmada önce sanık hakkında düzenlenen ek raporun okunduğu, sanık müdafiinin rapor hakkında görüş beyan ettiği, daha sonra diğer yazılı belgelerin okunduğu, sanık müdafiine okunan belgelere karşı diyeceğinin sorulmadığı, sırasıyla askerî savcının esas hakkındaki mütalâasını bildirdiği, sanık müdafiinin savunmasını yaptığı, sanığın savunması ve son sözü yerine geçmek üzere dosyadaki ifadeleri okunduktan sonra hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Askerî Yargıtay 3'üncü Dairesi ilk ilâmında, huzurda bulunan sanık müdafiine okunan belgelere karşı diyeceğinin, sorulmamasını usule aykırı görmüş ve hükmün bozulmasına karar vermiştir. Sanık müdafii, bozmadan sonra yapılan yargılama sırasında ilk celseye katılmış, taleplerinin sorulması üzerine, bir talebi olmadığını beyan etmiş, yargılamanın daha sonraki oturumlarına katılmadığı görülmüştür.
Sanığın, Askerî Yargıtay bozma ilamına karşı diyeceklerinin tespiti için yazılan talimat üzerine, istinabe mahkemesinde yapılan duruşmaya yeni bir müdafi ile katıldığı, müdafiin bazı taleplerde bulunduğu ve bunların tutanağa geçirildiği saptanmıştır.
353 sayılı Kanunun 159'uncu maddesi; "Tanığın ve bilirkişinin veya suç ortağının dinlenilmesinden veya herhangi bir yazılı delilin okunmasından sonra, bunlara karşı sanığın bir diyeceği olup olmadığı sorulur." hükmünü içermektedir.
Yargılama faaliyeti iddia, savunma ve yargılama makamlarının ortak katkılarını öngören kolektif bir işlemdir. Yargılama faaliyetinin bu özelliği, sadece esas hakkındaki iddianın bildirildiği ve savunmanın yapıldığı aşamaya özgü olmayıp, yargılamanın diğer safhalarında da geçerlidir. Duruşmada ikame edilen delillere karşı, tarafların beyanda bulunmalarına fırsat tanınmak suretiyle, delillere nüfuz edebilmelerine ve maddi gerçeğin aydınlatılmasına katkıda bulunabilmelerine imkan sağlanmaktadır. Son soruşturmanın genel ilkelerinden olan "vicahîlik" ve "sözlülük" prensipleri de bunu gerektirmektedir.
14.4.2003 tarihli oturumda okunan belgelerin, hastaneye sevk yazısı, istirahat raporu, karakola müracaat tutanağı ve merkez komutanlığına teslim yazısı olduğu; adlî sicil kaydı, disiplin mahkemesi kararı, sağlık kurulu raporları ve ek raporun önceki oturumlarda okunmuş olduğu ve taraflara ne diyeceklerinin sorulduğu anlaşılmıştır.
Sanık müdafiinin, yüzüne karşı icra edilen duruşmada okunan belgeler, içeriği müdafii tarafından bilinen ve hiç bir şekilde ret ve inkar edilmeyecek nitelikte evraktan ibaret bulunmaktadır. Bu belgelerin neler olduğu, gerekçeli hükümde ve Askerî Yargıtay bozma ilâmında yazılı olduğundan, daha sonra sanık ve yeni müdafii tarafından da öğrenilmiştir. Esas hakkında mütalâadan sonra savunma yapan sanık müdafii, okunan belgeler konusunda hiçbir beyan ve itirazda bulunmamıştır. Özel konumu nedeniyle, bu konudaki beyan ve istemlerini belirtmesine engel bir durum bulunmamaktadır. Müdafiin bozmadan sonra yapılan ilk duruşmaya katıldığı ve kendisine söz verildiği gözetildiğinde, mevcut hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmiş olduğu, gerek sanığın ve gerekse müdafiinin temyiz dilekçelerinde savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin iddia ve itirazda bulunmadıkları, mutlak bozma sebebi olmaktan çıkarak, nispi butlan niteliğine dönüşen hukuka aykırılığın, olayına özgü sebeplerle hükmün bozulmasını gerektirmediği sonucuna varılmış ve Başsavcılığın itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy