(1632 S. K. m. 11, 82) (765 S. K. m. 191) (5237 S. K. m. 106)
Sanık P.Uzm. Çvş. R.A.'nın, 18.9.2004 tarihinde mesainin bitimine yakın bankamatikten para çekmek için aynı bölükten Uzm. Çvş. D.Ç. ile nizamiyeye gittikleri sırada, karşılaştığı Bl.K. tarafından içtima yapılacağı için geri çevrildiği, Bl.K.'nın yanında bulunan mağdur/ müdahil Ütğm. H.G.' nin, içtima hazırlığı sırasında sanığın yanına gelerek, önce, niçin izinsiz ayrıldığını sorup, devamında ona küfür ve aşağılayıcı sözler sarf ettiği, bunun üzerine omzundaki çantayı yere sertçe atan sanığa yönelik hakaretlerinin, içerik ve yoğunluğunu arttırdığı ve Bl.K.'nın yanına gitmesini; kendisinin de oraya geleceğini söylediği, sanığa hakarete devam edince, Bl.K.'nın odasına doğru gitmek için yönelen sanık Uzm.Çvş R.A.'nın, Tk.K. müdahil Ütğm. H.G.'ye doğru dönerek, belindeki şahsî tabancasını kılıfından çıkardığı, namlusu mağdura yönelik olmayan (namlusu yere doğru) ve mermi sürülmeyen tabancanın, yanındaki Uzman Çavuşlar R.T. ve D.Ç. tarafından sanıktan alındığı, sanığın buna direnmediği yönündeki askerî mahkemenin kabulü ve buna ulaşmada gösterdiği kanıt ve gerekçelerin dosya içeriğiyle uyumlu olduğu görülmüş, Dairece, sanığın tabancaya mermi sürmeye çalıştığı yönündeki kabul kesin ve net olarak belirlenememiştir.
Bu bağlamda;
1) Bölük henüz içtima düzenine geçmediğinden, eylemin toplu asker karşısında olmadığına,
2) Olay sırasında sanığın üzerinde taşıdığı tabancanın, şahsî malı olması nedeniyle, durumunun, ASCK'nın 11 'inci maddesinde; hizmetin icabı silâh taşınması hâline özgü sayılan silahlı tanımına uymadığına,
3) Sanığın gerek omzundaki çantayı yere atması, gerekse tabancasını kılıfından çıkarması eylemlerini, mağdur Ütğm.'nin ağır hakaretlerinden sonra yapması nedeniyle, olay anında hizmet hâlinden veya hizmete ilişkin hâlden söz edilemeyeceğine,
Oluşa göre sanığın eyleminin, unsurları bulunmayan üste filen taarruz suçunu oluşturmayacağı gibi, yukarıda sayılan olgular dikkate alındığında, ASCK'nın 82/1'inci maddesindeki; toplu asker karşısında veya silâhlı iken hizmete veya hizmete ilişkin hallerde, amire veya üste zorunlu olduğu saygıyı göstermemek suretiyle üste saygısızlık ve ASCK'nın 82/2 2.cümlesindeki ; toplu asker karşısında veya silahlı iken veya hizmet sırasında üstü tehdit suçlarını oluşturmadığına karar verilmiştir.
Amir veya üstünü herhangi bir suretle tehdit... suçu, ASCK'nın 82/2'nci maddesinin birinci cümlesinde düzenlenmiş olup, unsurları, yerleşik uygulamaya göre 765 sayılı TCK'nın 191/1'inci maddesindeki; ...kanunda yazılı hâllerin haricinde, başkasının ağır ve haksız bir zarara uğratılacağı bildirilerek tehdit edilmesi... suçunda aranmaktadır. Yargıtay ve Askeri Yargıtayın içtihatlarıyla belirlenen anlam ve kapsamına uygun düzenleme ile, Tehdit suçu, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK' nın 106/1'inci maddesinde; bir başkasını kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldın gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden... şeklinde tanımlanmıştır.
Somut olayda; mağdur/müdahil Tk.K.Ütğm.'in, kendisine yönelik haksız davranış ve hakaret içeren sözleri ve onun isteğiyle bölük komutanına gitmek için o tarafa yönelen sanık Uzm.Çvş.'un, mağdurun arkasından da hakarete devam etmesi üzerine, geriye (Ütğm.'ne doğru) dönerek şahsi tabancasını kılıfından çıkartmasının, tehdit içeren bir söz sarf etmemekle birlikte, mağdura yönelik bir hareket olması, ateşli silah olan tabancanın, bu özelliğinden ötürü objektif kıstaslara göre başlı başına, onun, eline alanın dışındakilerde ürküntü ve çekince oluşturması, sanığın bu eylemi üzerine, etraftaki erlerin sakınmak için sağa sola kaçışması hali bir bütün olarak değerlendirildiğinde, iç huzuru bozan tehdit niteliğinde olması nedeniyle, sanığın eyleminin ASCKnın 82/2nci maddesinin linci cümlesindeki; üstü tehdit suçunu oluşturduğundan, sanık hakkındaki beraat hükmünü bu yönden bozan Daire kararına yönelik Başsavcılığın itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy