(5271 S. K. m. 216) (353 S. K. m. 160, 207, 208) (AYDK 22.04.2004 T. 2004/11 E. 2004/67 K.)
Sarkıntılık ve tehdit suçlarından sanık Astsubay hakkında, yerel mahkemece verilen beraat kararlarının aleyhe temyizi üzerine yapılan inceleme sonucu, Dairece sübut yönünden bozulmasından sanık ve savunucusunun hazır bulunduğu duruşmada, önce sanıktan, sonra savunucusundan diyecekleri sorulup, direnilmesi yönünde istemde bulundukları tutanağa geçirildikten sonra, askerî savcının: "Dairenin bozma kararına katılıyoruz, bu nedenle bozma ilamına uyulması taraftarıyız" şeklindeki, sanığın mahkûmiyeti istemini içeren beyanından sonra, tekrar sanığa söz verilmeden yerel mahkemece direnme ile hüküm kurulduğu görülmektedir.
Kesin hükme ulaşılıncaya kadar geçen sürecin yargılama evresini oluşturduğu; bozmadan sonra yapılan yargılamanın, öncekinin devamı olması nedeniyle, aynı usul hükümlerine tâbi olduğu açıktır.
Bu bağlamda; 353 sayılı Yasanın 160'ıncı maddesinin,
1'inci fıkrasındaki; "Delillerin ikamesi ve tartışması bittikten sonra, söz davacıya ve davaya katılana, onlardan sonra da, iddiasını bildirmek üzere askerî savcıya ve daha sonra da sanığa verilir".
3'üncü fıkrasındaki; "... son söz sanığındır".
4"üncü fıkrasındaki; "Sanık namına müdafii tarafından savunmada bulunulsa da, savunmaya ekleyecek bir şey olup olmadığı sanığa sorulur." şeklindeki usul kuralının, direnme kararından önce de uygulanması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Askerî Yargıtayın yaygın ve yerleşik uygulamasıyla; "son söz" kavramının duruşma tutanağına yazılması şart olmayıp, karar verilmeden önce en son konuşanın sanık olması yeterli kabul edilmektedir.
"Son söz" kuralı, savunma hakkını korumaya yönelik emredici bir usul hükmü olup, adil yargılanma ilkesiyle de doğrudan ilgilidir. Beraata ilişkin hükümler, askerî savcı veya komutan tarafından sadece bu usul hatası olarak ileri sürüldüğünde bile, bunun, 353 sayılı Kanunun 208'inci maddesinde düzenlenen temyiz/bozma yasağı ile karşılanması olanaklı değildir. Kaldı ki, inceleme konusu dava dosyasında askerî savcının ve komutanın beraat hükmüne yönelik temyizleri suçların oluştuğu yönündedir.(As. Yrg. Drl. Krl.'nun 22.4.2004/11-67 gün ve sayılı kararı buna örnektir.)
Bu nedenle, son söz hakkı tanınmadan kurulan beraat hükümlerinin, 353 sayılı Kanunun 160 ve 207/3-H. maddelerine göre, savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle usulden bozulmasına karar verilmiş, bu bozma nedeni karşısında esastan incelemeye geçilmemiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy