(1632 S. K. m. 67) (926 S. K. m. 127)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunda çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, sanığın hangi ülkeye gittiği konusunda noksan soruşturma bulunup bulunmadığı konusundadır.
Daire, sanığın yurt dışına çıktığının kendi beyanı ve resmi kayıtlardan anlaşılması karşısında, Kıbrıs'a giriş-çıkış kayıtlarının araştırılmasına gerek bulunmadığını kabul ederken; Başsavcılık, sanığın hangi ülkeye gittiği tespit edilmeden hükme varılmasında noksan soruşturma bulunduğu görüşünü öne sürmektedir.
Suç tarihinde yürürlükte bulunan ASCK'nın 67'inci maddesi; 1. Aşağıda yazılı askeri şahıslar, yabancı memlekete kaçmış sayılarak... Hapsolunurlar.
A) İzinsiz vatan hudutlarından dışarı çıkan askerî şahıslar gaybubetleri gününden üç gün sonra;
... şeklinde iken, 22.3.2000 tarihli ve 4551 sayılı Kanunla; Aşağıda yazılı fiilleri işleyen asker kişiler, yabancı ülkeye kaçmış sayılarak cezalandırılırlar.
B) Herhangi bir nedenle izinli olsa dahi, yabancı ülkeye gitme müsaadesi bulunmaksızın ülke sınırları dışında üç günü geçirenler.
... şeklinde değiştirilmiş, 22.1.2004 tarihli ve 5083 sayılı Kanunla da maddenin birinci fıkrasında yazılı cezanın alt sınırı indirilmiştir.
Yabancı ülkeye firar suçunun maddi unsuru, izinsiz vatan hudutlarından dışarı çıkmak ve orada en az üç günlük süreyi geçirmiş olmaktır. Maddi unsur açısından hiç izin almadan kıtasından yurt dışına kaçmakla, yurt içinde kullanmak amacıyla izin alıp, bu iznini yurt dışında geçirmek arasında fark bulunmamaktadır. Yurt dışına çıkış müsaadesi olmadan, ister yurt içi izin almak, isterse kıtasından izinsiz ayrılmak suretiyle yasal (pasaportla) veya yasa dışı yollardan yurt dışına çıkan ve yasanın öngördüğü süreden fazla yurt dışında kalan asker şahıs, sınıfı ve rütbesi ne olursa olsun, yabancı ülkeye firar suçunu işlemiş olur. Uyum ve kararlılık gösteren Askeri Yargıtay kararlarında konu bu şekilde vurgulanmış, yetkili makamlardan yurt dışına çıkış müsaadesi almadan (yurt dışı izni), yasal (pasaportla) veya yasa dışı yollarla üç günlük süreyi geçirmenin yabancı ülkeye firar suçunu oluşturacağı kabul edilmiştir (Drl.Krl.'nun 17.1.1991 tarihli ve 27-12 sayılı, 21.11.1991 tarihli ve 152-150 sayılı, 19.12.2002 tarihli ve 101-101 sayılı kararları bu doğrultuda bulunmaktadır).
Yurt dışı izinlerin hangi makamlar tarafından verileceği 926 sayılı TSK Personel Kanununun 127'nci maddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Buna göre; Türk Silâhlı Kuvvetleri personelinden general ve amirallere Genelkurmay Başkanlığınca, diğer personelden Genelkurmay Başkanlığına bağlı olanlara Genelkurmay Başkanlığınca, Milli Savunma Bakanlığına bağlı olanlara Milli Savunma Bakanlığınca, Kuvvet Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığına bağlı olanlara Kuvvet Komutanlıkları ve Jandarma Genel Komutanlığınca yurt dışı izni verileceği hükme bağlanmıştır. Ayrıca, yurt dışı izinlerin verilme şekline ilişkin prosedür TSK İzin Yönetmeliğinin 14'üncü ve müteakip maddelerinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Yönetmeliğin 15'inci maddesi, izin evrakının izin tarihinden en az bir ay önce personele yurt dışı izni vermeye yetkili komutanlıkta bulundurulacağı hükmünü içermektedir.
Bütün bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, sanığın görev yaptığı yer itibarıyla bağlı olduğu Genelkurmay Başkanlığından yurt dışına çıkmak için izin almadan, ülke sınırları dışına çıktığı ve burada üç günden fazla bir süreyi geçirdiği ikrarı ve Emniyet Genel Müdürlüğü kayıtlarından anlaşılmaktadır. Böylece, yüklenen suçu maddi unsuru yönünden oluştuğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Sanığın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gittiği konusundaki savunmasının mahkemece araştırıldığı, ülkemize giriş çıkış yapan şahısların hangi ülkeye gittikleri konusunda kayıt tutulmadığının, THY uçuş bilgilerinin de 36 ay muhafaza edildiğinin belirtildiği saptandığından, izinsiz olarak yurt dışına çıkan ve üç günden fazla bir süreyi ülke sınırları dışında geçiren sanığın hangi ülkeye gittiğinin araştırılmasının bir öneminin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Yabancı ülkeye firar suçu genel kasıtla işlenebilen şeklî bir suç olup, failin suç işlemedeki saikı suçun oluşup oluşmadığına ilişkin değerlendirmede dikkate alınmamaktadır. Genel kast ise; suçun kanunî tanımındaki unsurların bilerek ve isteyerek gerçekleştirilmesidir.
24.2.2000 tarihinde emeklilik dilekçesi veren sanığın 29.2.2000-31.3.2000 tarihleri arasındaki izinli olduğu ve emekliliğinin 24.3.2000 tarihinde onaylandığı gözetildiğinde; emekli olma iradesini açıkça ortaya koyan, emekliliğine yasal engel bulunmayan ve istemi kısa bir süre sonra onaylanan sanığın, yurt dışına çıkmak için izin almasındaki fiili imkansızlığın yanında, olayın özel koşulları nedeniyle suç işleme kastıyla hareket ettiği söylenemeyeceğinden, kurulan beraat hükmünün onanmasına ilişkin Daire ilamında isabetsizlik görülmemiş ve Başsavcılığın itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy