(5271 S. K. m. 64, 219, 221, 222) (353 S. K. m. 62, 65, 126, 127, 145, 151, 155, 177, 178, 179) (5320 S. K. m. 3)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunda çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, adlî yargı adalet komisyonu bilirkişi listesinde yer almayan bilirkişilerin görevlendirilmesi hâlinde, bilirkişiye yemin verildiğine dair yemin tutanağının hakim, zabıt kâtibi ve bilirkişi tarafından imzalanmamasının hükmün bozulmasını gerektirip gerektirmeyeceğine ilişkin bulunmaktadır.
Daire, bilirkişi ile ilgili işlemlerin yapıldığı tutanağın, mahkeme hakimi ve zabıt katibi tarafından imzalandığı, bilirkişinin bu zaptı imzalamasının bir şekil şartı olduğu, raporunu yazılı olarak verirken imzalanmak suretiyle, bu eksikliği tamamladığı görüşünü öne sürerken; Başsavcılık, düzenlemede yer alan tutanağın duruşma tutanağı değil, ayrı bir yemin tutanağı olduğu ve bilirkişiye yemin verildiğine dair yemin tutanağının hakim, zabıt katibi ve bilirkişi tarafından imzalanmamasının yasaya aykırı olduğu görüşünü savunmaktadır.
Dosya içeriğine göre; 26.10.2005 tarihinde yapılan oturumda bilirkişi olarak tayin edilen psikiyatri Uzmanı Tbp.Yb. A.M.Ü.'nün geldiğinin tutanağa geçirildiği, kimliğinin tespit edildiği, bilirkişilik yapacağı hususun anlatıldığı ve yemin ettirildiği, sanığı muayene eden bilirkişinin el yazısı ile hazırlamış olduğu mütalâayı, mahkemeye verdiği ve duruşmada mütalâayı tekrar ettiği görülmüştür.
Uyuşmazlık konusu ile ilgili olarak, sağlıklı bir yargıya varılabilmesi için, bu konudaki yasal düzenlemelerin incelenmesi ve irdelenmesi gerekmektedir.
353 sayılı Kanunun 62'nci maddesi; Çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hâllerde, bilirkişinin rey ve mütalâasının alınmasına karar verilir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukukî bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez. Bilirkişinin tayini ve zorunlu olmadıkça üçten fazla olmamak üzere adedinin tespiti, hazırlık soruşturmasında askeri savcıya, son soruşturmada askerî mahkemeye aittir.
Adli tıbba ilişkin konularda, mümkün olduğu kadar askerî tabipler bilirkişi olarak tayin edilirler. Bilirkişi mütalâaları yazı ile beyan olunacak ise, rapor bilirkişiler tarafından birlikte; eğer görüş ayrılığı varsa, her biri tarafından ayrı ayrı düzenlenir.
Belli hususlarda oy ve mütalaalarını beyan ile görevlendirilmiş resmi bilirkişi mevcut ise, özel sebepler olmadıkça başkası tayin edilemez.;
65'inci maddesi de; Bu Kanunda aksi yazılı olmadıkça, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun bilirkişi... hakkındaki hükümleri askerî mahkemelerde de uygulanır. düzenlemesini içermektedir.
1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun bilirkişi olarak atanabilecekler ile ilgili 64'üncü maddesi;
(1) Bilirkişiler, il adli yargı adalet komisyonları tarafından, her yıl düzenlenen bir listede yer alan gerçek veya tüzel kişiler arasından seçilirler. Cumhuriyet savcıları ve hakimler, yalnız bulundukları il bakımından yapılmış listelerden değil, diğer illerde oluşturulmuş listelerden de bilirkişi seçebilirler. Bu listelerin düzenlenmesine veya listelerde yer verilenlerin çıkarılmalarına ilişkin esas ve usuller yönetmelikte gösterilir.
(2) Atama kararında gerekçesi de gösterilmek suretiyle, birinci fıkrada belirtilen listelere girmeyenler arasından da bilirkişi seçilebilir.
(3) Kanunların belirli konularda görevlendirdiği resmî bilirkişiler öncelikle atanırlar. Ancak kamu görevlileri bağlı bulundukları kurumla ilgili davalarda bilirkişi olarak atanamazlar.
(5) Listelere kaydedilen bilirkişiler, il adlî yargı adalet komisyonu huzurunda, Görevimi adalete bağlı kalarak, bilim ve fenne uygun olarak, tarafsızlıkla yerine getireceğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim sözlerini tekrarlayarak yemin ederler. Bu bilirkişilere görevlendirildikleri her işte yeniden yemin verilmez.
(6) Listelerde yer almamış bilirkişiler, görevlendirildiklerinde kendilerini atamış olan merci huzurunda yukarıdaki fıkrada öngörülen biçimde yemin ederler. Yeminin yapıldığına ilişkin tutanak hâkim veya Cumhuriyet savcısı, zabıt kâtibi ve bilirkişi tarafından imzalanır.
(7) Engel bulunan hallerde, yemin yazılı olarak verilebilir ve metni dosyaya konulur. Ancak, bu hâle ilişkin gerekçenin kararda gösterilmesi zorunludur, şeklinde düzenleme getirmiş bulunmaktadır.
Kanunda sözü edilen ve her yıl için il adlî yargı adalet komisyonları tarafından düzenlenecek olan bilirkişi listelerinin hazırlanmasında; uzmanlık alanlarının belirlenmesini, başvurabilecek olanların niteliklerini, müracaat usulünü, değerlendirme esaslarını, listelerin oluşturulmasını ve gerekli durumlarda, bu listelerde yer verilenlerin çıkarılma usul ve esaslarının düzenlenmesini içeren Ceza Muhakemesi Kanununa Göre İl Adli Yargı Adalet Komisyonlarınca Bilirkişi Listelerinin Düzenlenmesi Hakkında Yönetmelik , 1.6.2005 tarihli ve 25832 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Gerek 353 sayılı Kanunun 65'inci ve gerekse 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 3'üncü maddeleri düzenlemeleri gözetildiğinde; askerî mahkemelerde bilirkişinin hazır bulunma, duruşmada açıklama yapma ve yemin etme yükümlülükleri ile ilgili olarak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerinin uygulanacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Yine, adlî tıbba ilişkin konularda mümkün olduğu kadar askerî tabiplerin bilirkişi olarak atanacaklarına ilişkin, 353 sayılı Kanunun 62/2'nci maddesi hükmü karşısında, sanığın şuurunun tetkiki için psikiyatri uzmanı askeri tabibin bilirkişi olarak atanması da, yasaya uygun bulunmaktadır.
Kovuşturma (son soruşturma) aşamasında sözlülük kuralı geçerli olup, 353 sayılı Kanunun birçok maddesinde bilirkişinin dinlenilmesinden söz edilmektedir (Mad.: 126, 127, 145, 151, 155, 178).
353 sayılı Kanunun 177/1'inci maddesi; Duruşma için bir tutanak düzenlenir. Bu tutanak duruşmayı yöneten askerî hâkim ile tutanak kâtibi tarafından, duruşmayı yöneten askerî hâkimin engeli varsa kuruldaki diğer askerî hâkim tarafından imzalanır. ;
178'inci maddesi; Tutanak, duruşmada geçen iddia ve beyanları ve sanığın sorgu ve savunmasını ve dinlenilen tanık ve bilirkişilerin ad ve soyadlarını, yaşlarını ve yerlerini ve sanıkla olan ilişkilerini, yeminli veya yeminsiz dinlenildiklerini... kapsar; ve duruşmada yargılama usulünün esaslı kurallarına uyulduğunu da açıkça gösterir.
179'uncu maddesi de; Duruşmanın nasıl yapılacağı hakkındaki kanunî kurallara uyulup uyulmadığı, ancak tutanakla ispat olunabilir. Tutanağın bu kısımlarına karşı yalnız sahtelik iddiası ileri sürülebilir. ;
Düzenlemelerini içermektedir. Benzer hükümlerin 5271 sayılı CMK'nın 219, 221 ve 222'nci maddelerinde de yer aldığı görülmektedir.
Mahkemenin veya hakimin yargılama görevi içerisinde icra ettiği faaliyetler, sadece kovuşturma (son soruşturma) aşaması ile sınırlı bulunmamaktadır. Soruşturma (hazırlık soruşturması) evresinde; aramaya ve zapta karar verilmesi, tutuklama, tutuklama kararı ile ret kararına itirazın incelenmesi, tutukluluk hâlinin incelenmesi, tutuklunun veya yakalanan kimsenin sorguya çekilmesi, kovuşturmaya yer olmadığı kararları ile, soruşturmanın geçici olarak tatiline dair kararlara yapılan itirazın incelenmesi;
Duruşma hazırlığı aşamasında; duruşmanın yapılacağı günün ve subay üyenin tespiti, sanığın, müdafiinin, tanıkların ve bilirkişinin çağrılması, diğer sübut delillerinin toplanmasına karar verilmesi, tanıkların ve bilirkişilerin naip ve istinabe yoluyla dinlenilmesi;
Son soruşturma (kovuşturma) aşamasında ise; sözlü işlemler (sözlü gerçekleşen duruşma işlemlerinin tutanağa geçirilmesi) yanında, eylemli işlemler (tespit ve keşif) de yürütülmektedir (Prof. Dr. Nur CENTEL/Doç. Dr. Hamide ZAFER; Ceza Muhakemesi Hukuku, 3.Bası, Aralık 2005, s: 468-471).
Uyuşmazlık konusu bu açıklamalar ve düzenlemeler ışığında değerlendirildiğinde; duruşmanın işleyişi duruşma tutanağına yazıldığına ve tutanağın sadece sahteliği öne sürülebildiğine göre, anılan düzenlemenin savcılık işlemleri ile, mahkemenin sözlü işlemleri dışındaki işlemlerini kapsadığı sonucuna varılmış ve;
1) Adlî yargı adalet komisyonları tarafından düzenlenen listelerde yer almamış bilirkişilerin görevlendirilmeleri halinde, kendilerini atamış olan merci huzurunda yemin ettiklerine ilişkin tutanağın hâkim, zabıt kâtibi ve bilirkişi tarafından imzalanacağına ilişkin, 5271 sayılı CMK'nın 64/6'ncı maddesinin, mahkemenin/hâkimin duruşmada yapılan işlemlerini kapsamadığına, duruşma dışında yapılan işlemleri içerdiğine karar verilmiştir
2) Dava konusu olayda, bilirkişiye mütalaasını bildirmeden önce, yemin ettirildiğinin duruşma tutanağına yazıldığı, tutanağın duruşmayı yöneten askeri hâkim ve tutanak kâtibi tarafından imzalandığı, bilirkişi raporunda bilirkişinin imzasının mevcut olduğu, yasada belirlenen şekil şartlarını taşıdığı görülen tutanaktan, duruşmanın yöntemine uygun olarak yapıldığının anlaşıldığı ve duruşma tutanağının sahteliğinin öne sürülmediği gözetildiğinde; bilirkişi için ayrı bir yemin tutanağı düzenlenmemesinin, duruşma tutanağının geçerliliğini etkilemeyeceği sonucuna varılmış ve Başsavcılığın yerinde görülmeyen itirazı reddedilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy