(765 S. K. m. 11, 20, 102, 218, 219) (353 S. K. m. 162) (YİBK 18.11.1936 T. 1936/26 E. 1936/35 K.)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, yargılamaya konu eylemin (suçun) dava zamanaşımı süresinin hesaplanmasına ilişkindir.
Sanığın, Diyarbakır Kabul ve Toplanma Merkezi Birlik Komutanlığı emrinde karşılama ve sevk kısım astsubayı olarak görev yaptığı sırada, başka yerde asker olup, memleket izni sırasında bulunduğu yer sağlık ocağından sevk işlemsiz aldığı (20) gün istirahat raporunu, tanıdığı bir kişi aracılığıyla izin belgesinin altına, icapsız ve yetkisiz bir şekilde sanığın yazı ve imzasıyla teyit ettiren erin, bu süre sonunda KTM' ye gittiğinde, sanığın keyfi davranışı sonucu şevkinin yapılmaması nedeniyle, birliğine geç katıldığı; hakkında izin tecavüzü suçundan soruşturmaya başlanması ve KTM' den gelen cevaba göre, istirahat süresi bitiminde KTM' ye başvuru kaydının bulunmadığının bildirilmesini öğrenen erin, yaptığı telefon görüşmesi üzerine; babasının, durumu sanığa anlatıp ne yapacağını sorduğunda sanığın, 2000 Mark verirseniz işinizi hallederim dediği, mağdurun, ancak 1000 Mark bulabileceğini söyleyip, ertesi günü 1000 Markı sanığa verdiği, böylece KTM karşılama ve sevk astsubayı olan sanığın, kendisine görev olarak yüklenmeyen bir işi bizzat yapmaya muktedir görünerek ve işi yapacağından bahisle, kandırıcı vaatlerle yarar temin etmek suçunu işlediği iddiasına konu eylemin sübutu halinde; izin tecavüzü suçundan hakkında soruşturma başlatılan ve kayıtlarla ilgili KTM' den gelen olumsuz cevabı bilen erin, yargılama sürecinde durumuna katkısı bulunmayan sanığın iddiaya konu eylemi, görevine girmeyen bir işi yapacağı kanaatini uyandırarak, menfaat sağlamak suçunu oluşturacağından, durumunun iddianamedeki sevk maddeleri olan 765 sayılı TCK'nın 218, 219/son maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Haziran-Temmuz 1995 tarihlerinde hakkında atılı suçu işlediği iddiasıyla dava açılan sanığın, askerî mahkemece 3.11.2004 tarihinde delil değerlendirmesi sonucu, hakkındaki isnadın şüpheli kaldığı, mahkûmiyeti için yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle beraatına karar verilmiştir.
Askerî savcının aleyhe temyizi üzerine, Askerî Yargıtay 1'inci Dairesince yapılan incelemede, yine delil değerlendirmesi yapılarak eylemin sübuta erdiği; TCK'nın 218'inci maddesindeki suçu oluşturduğu, beraat kararının yerinde olmadığı saptandıktan sonra; TCK'nın 218'inci maddesinde öngörülen ceza süresine göre, TCK'nın 102/4'üncü maddesine göre dava zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, TCK'nın 104'üncü maddesine göre dava zamanaşımını kesen son işlemin sanık hakkındaki 25.5.1999 tarihli mahkûmiyet hükmü olup, bu tarihten itibaren işleyen ve en fazla 7 yıl 6 ay sürecek olan dava zamanaşımı süresinin, 31.3.2003 tarihî itibarıyla dolduğu olgusuna yer verilerek, beraat hükmünün bozulmasına, sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı süresi dolduğundan düşmesine karar verilmiştir.
Askerî Yargıtay Başsavcılığınca TCK'nın 219/son maddesine göre, TCK'nın 218'inci maddesinden ceza alanlara müebbeten memuriyetten mahrumiyet cezası verileceğinden, TCK'nın 102/3'üncü maddesine göre, söz konusu suçun 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, zamanaşımını kesen mahkûmiyet karan nedeniyle, davası 15 yıllık zamanaşımına tabi olan, sanık hakkındaki davanın düşmesine ilişkin Daire kararının yerinde olmadığı ileri sürülmüştür.
353 sayılı Yasanın 162/3'üncü maddesi (Ek: 9.10.1996-4191/16 Mad.), Derhal beraat kararı verilecek hallerde, duruşmanın tatili veya düşme kararı verilemez. hükmünü içermekte olup, bunun karşı anlamından; derhal beraatı gerektirmeyen durumlarda şartlarının oluşması halinde, sanığın beraatı veya mahkûmiyetine ilişkin delil değerlendirmesine girilmeksizin, kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiği sonucunu çıkarmak, yasanın amacıyla uyumlu bir değerlendirme olacaktır. (Askerî Yargıtay 2'nci Dairesinin 16.11.2005 gün ve 2005/1171-1168 E.K. sayılı kararı da bu yöndedir.)
İddianamede sanık olarak gösterilen kişinin, esasen, o eylemin sanığı olmadığının anlaşılması, iddia konusu eylemin açıkça suç teşkil etmemesi veya daha sonra suç olmaktan çıkarılması hâllerine özgü derhal beraat kararının, inceleme konusu dava dosyası bakımından verilmesi söz konusu değildir.
Yukarıda açıklandığı gibi, sübutu halinde, sanığın eylemi bir yıldan beş yıla kadar hapis ve iki milyon liradan beş milyon liraya kadar ağır para cezasını öngören, TCK'nın 218'inci maddesindeki suçu oluşturacağının tespitinden sonra, dava zamanaşımı süresinin hesabında; sadece, anılan maddenin mi esas alınacağı, yoksa, bu maddeden mahkûmiyet halinde ayrıca, hükmedilmesi gereken müebbeten memuriyetten mahrumiyet cezasını içeren TCK'nın 219/son maddesinin de nazara alınması halinde, farklı bir sonuca ulaşılıp ulaşılamayacağının ortaya konulması gerekmektedir.
TCK'nın 218'inci maddesinde öngörülen hapis ve para cezasının, miktar ve niteliğine göre, TCK'nın 102/4'üncü maddesinde beş yıllık dava zamanaşımı süresine tabi olduğunda duraksama bulunmamaktadır.
Ancak, Başsavcılığın itirazının özünü oluşturan; TCK'nın 102/3'üncü maddesinde yer alan; ...hidematı ammeden müebbeten mahrumiyet (kamu hizmetlerinden ömür boyu yasaklama) cezasındaki on yıllık dava zamanaşımı süresinin, somut olaya uygun olup olmadığı değerlendirildiğinde;
TCKnın 219/son maddesinde yer alan ve inceleme konusu 218'inci maddenin de yer aldığı, bir kısım TCKnın maddeleriyle mahkûm olanlara aynı zamanda memuriyetten müebbeten mahrumiyet cezası da verilir hükmünün, TCK'nın 20'nci maddesinde nitelikleri sayılan hidematı ammeden memnuiyet (kamu hizmetlerinden yasaklanma) cezası bağlamında, TCK'nın 102/3'üncü maddesinde yer alan; hidematı ammeden müebeden mahrumiyet (kamu hizmetlerinden ömür boyu yasaklanma) cezasıyla ilgisinin bulunmadığı, kaldı ki, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 18.11.1936 gün ve 26-35 sayılı kararına göre, hapis cezası yanında fer'i ceza niteliğindeki diğer cezalara hükmedilmesi halinde, dava zamanaşımının hesaplanmasında hapis cezası süresinin dikkate alınmasının gerektiği, esasen, TCK'nın 11'inci maddesindeki ceza nev'i sıralamasının da, bu hususu açıkça belirttiği dikkate alındığında, sanık hakkındaki dava zamanaşımı süresinin TCK'nın 218inci maddesindeki üst sınır olan 5 yıl hapis cezası nedeniyle, TCKnın 102/4'üncü maddesine göre 5 yıl olduğundan, Dairenin buna uygun kabul ve değerlendirmesiyle sanık hakkındaki davanın, zamanaşımı nedeniyle düşmesine dair ilamı yerinde görüldüğünden, Askerî Yargıtay Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy