(353 S. K. m. 170) (765 S. K. m. 59, 62, 230, 240) (5237 S. K. m. 257) (1632 S. K. m. 131/1) (647 S. K. m. 4)
2001 yılı atama döneminde başka bir garnizona tayini nedeniyle yürütmekte olduğu Sosyal Tesisler Kasa Sorumluluğu görevini devri sırasında, 31 Mayıs 2001 tarihinde kasasında olması gereken 19.469.621.262 TL nakit parayı teslim edemeyen sanık (Em.) J.Kd. Bçvş. M.D.'nin, 3.6.2001 tarihinde, 3.100.000.000 TL; 5.6.2001 tarihinde 5.800.000.000 TL; 24.6.2001 tarihinde de 7.835.648.582 TL olmak üzere 16.735.648.582 TL'yi nakit olarak elden vermek suretiyle; alınan mal karşılığı ödemesi yapılmış görünen, ancak ödenmemiş olan; 2.733.972.680 TL fatura bedelini de, 1.7.2001 tarihî itibarıyla ödediği sübuta eren olayda,
1) Zimmet suçundan ASCK' nın 131/1 (az vahim hal), TCK'nın 59'uncu maddeleri uyarınca verilen iki ay on beş gün hapis cezası, 647 sayılı Yasanın 4'üncü maddesi uygulanarak günlüğü 4.745.000 TL hesabıyla 355.875.000 TL ağır para cezasına çevrilen ve ASCK' nın 30/B maddesi uyarınca TSK dan çıkarılmasına karar verilen sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünün, Askerî Yargıtay 1'inci Dairesince esastan bozulduğu, ancak, mahkemece önceki kararda direnilerek kurulan hükümde (10.11.2005 tarihli) TCK 59'uncu maddesinin; 62, hapis cezasının dönüşümünde günlük para biriminin; 4 YTL hesabıyla; 300 YTL adli para cezasına hükmedilmesi, önceki hükümden farklı gibi görünmekte ise de; direnmenin sübuta yönelik olması, anılan farklılıkların, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın uygulanmasından kaynaklanması nedeniyle, incelemeye esas kararın, direnme niteliğini kaybetmeyeceği, incelemenin Daireler Kurulunda yapılması gerektiğine oyçokluğu ile karar verilmiş,
2) Usul konusu aşıldıktan sonra, kurulumuzca esastan sürdürülen inceleme ve müzakere sonucu sübutu yukarıda açıklandığı biçimde kabul edilen olayda,
a) Bazı Üyeler, sanığın eyleminin askerî mahkemenin kabul ettiği gibi zimmet suçunu oluşturduğunu; 31.5.2001 tarihi itibarıyla iddia konusu sorumluluğundaki parayı teslim edemeyen sanığın, 6.6.2001 tarihinde hırsızlık izlenimi vermek için, kasa anahtarını kaybettiğini söyleyip, bu yönde soruşturma yapılması için başvuruda bulunmak yerine, kasayı birlik dışına çıkartıp arkasını kaynakla açtırması, Bölge ve Alay Komutanlıkları ve bir kısım birlik yemek bedelleri alacağının açık miktarının ancak bir kısmını karşılaması, mükerrer fatura düzenlenmesi olgularının, sanığın mal edinme kastını ortaya koyduğunu kabul etmesine karşın,
b) Bazı Üyeler, Sosyal tesisler müdürü ve diğer görevlilerin de bilgisi dahilinde bazı birliklerin sosyal tesislere borcunun bulunması nedeniyle, bilançoların düzenlenmesinin ayın 15'inden sonrasını bulması, 31.5.2001 tarihinde kasa mevcudunu teslimi gereken sanığın, bu nedenle iddiaya konu açık miktarını oluşturan nakit paranın esasen, fiilen elinde bulunmaması, 3 ve 5 Haziran tarihlerinde toplam 8.900.000.000 Lirayı teslim etmesi karşısında, sözü edilen tesis alacaklarının geri kalan 10.569.621.262 TL'lik açık içerisinde yer alması, 24.6.2001 tarihinde bir bankadan 4.000.000 TL tüketici kredisi alan sanığın, bu tarihe denk düşen 7.835.648.582 TL ödemesinin bulunması, açık tespit edildiği tarihte birlik komutanlığınca soruşturma başlatılmaması olguları birlikte değerlendirildiğinde; teftişe tabi olmamakla birlikte, kasa sorumlusu olan sanığın, kasasında bulunması gereken nakit miktarını bilmesine yarayacak bir kasa defteri tutmaması, kasa miktarını ve tesisin kimden ne kadar alacağı olduğunu belgeleriyle anında ortaya koyamaması, 1999 yılından kalan alacağı olduğunu ileri sürmesi, bilirkişi tespitine göre günlük kasada bulunması gerekenden fazla parayı bankaya yatırmaması, ilgili yönergenin belirlediği bu usul ve esaslar çerçevesinde hareket etmeyen sanığın, oluşan açıkta "temellük kastı" kesin olarak ortaya konulamadığından, memuriyetinin gerektirdiği usul ve esaslara bilerek aykırı davranmak suretiyle memuriyet görevini kötüye kullanmak suçunu işlediği, mahkemesince durumun 765 sayılı TCK'nın 240 veya 5237 sayılı TCK'nın 257'nci maddesi kapsamında (lehe kanun) değerlendirilmesi gerektiği yönünde oy kullanmışlardır.
c) Bazı Üyeler; sanığın eyleminin 765 sayılı TCK'nın 230'uncu maddesi kapsamında memuriyet görevini ihmal suçunu oluşturduğunu, durumunun, askerî mahkemece 5237 sayılı TCK'nın 257'nci maddesi bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiş;
d) Bazı Üyeler; temellük kastı kesin olarak saptanamayan sanığın, açık miktarını da tamamen karşılaması nedeniyle, 5237 sayılı TCK'nın 257'nci maddesinde aranan kamu ve kişi zararı bulunmadığından beraatına karar verilmesi gerektiği yönünde oy kullanmışlardır.
Bu oylama sonucuna göre; suçu zimmet olarak vasıflandıran askerî mahkemenin bu kabulünü yerinde gören üyelerin sayısı (6) olup, geri kalan (7) üye değişik vasıflandırma ve gerekçelerle hükmün bozulması yönünde oy kullandıklarından, sanık hakkında zimmet suçundan direnme ile kurulan mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
Sanığın eyleminin suç oluşturduğunu kabul eden on üyeden, altısı, zimmet, ikisi, memuriyet görevini kötüye kullanmak; ikisi de, memuriyet görevini ihmal suçu olarak vasıflandırdığından, suç vasfı, 353 sayılı Kanunun 170'inci maddesindeki "...oylar dağılırsa sanığın en çok aleyhine olan oy, çoğunluk elde edilinceye kadar kendisine en yakın olan oya tâbi olur..." hükmüne göre memuriyet görevini kötüye kullanmak suçu olarak belirlenmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy