(353 S. K. m. 115, 165, 225) (AY. 15.1.1998 T.1998/8 E. 1998/11 K.) (AY. 20.5.1999 T. 1999/ 83 E. 1999/107 K.) (AY. 22.2.2001 T. 2001/ 21 2001/24 K.)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunda çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, hükümle iddianamenin aynı maddî olaya ilişkin olup olmadıkları konusundadır.
Daire, iddianamede birliğe alkollü içki sokulması ile ilgili herhangi bir ibare bulunmadığı halde, hükümde bu şekildeki kabulün iddianamenin genişletilmesi anlamına geldiği görüşünü öne sürerken; Başsavcılık, sanığın hem aile kantinine gitmesinin, hem de buradan bira almak suretiyle alışveriş yapmasının dava konusu edildiği görüşünü savunmaktadır.
353 sayılı Kanunun 115'inci maddesi; "İddianame, sanığın kimliğini, suç teşkil eden eylemin neden ibaret bulunduğunu ve kanuni unsurları ile delillerini, uygulanması istenen kanun maddelerini ve varsa hazine zararını ve duruşmanın hangi askerî mahkemede yapılacağını gösterir";
165'inci maddesi ise; "Hükmün konusu, duruşmanın sonucuna göre iddianamede gösterilen eylemden ibarettir. Eylemin değerlendirilmesinde askerî mahkeme; iddianame, iddia ve savunmalar ile bağlı değildir." hükümlerini içermektedir.
Şu halde, hüküm ile iddianamenin aynı maddî olaya ilişkin olması gerekmektedir. Bir başka ifadeyle, iddianamede dava konusu yapılmayan bir eylemden dolayı hüküm verme olanağı yoktur. Bununla beraber, iddianamede açıklanan ve kanunî unsuru gösterilen maddî olayın sınırlan aynı kalmak koşuluyla, duruşma sırasında ortaya konulan delillere göre hükümde; eylemin nitelendirilmesinde, işleniş biçiminde, yer ve zamanında değişiklik yapılabilir. Zira, suç teşkil eden eylemin belirtilmesinden maksat, dava konusu olan olayın başka olaylardan ayırt edilebilecek şekilde sınırlandırılmasıdır. Ancak, olayın sınırlandırılmış olması esaslı olmayan noktalarda değişiklik yapılmasına engel değildir. Eğer yepyeni bir olay meydana çıkmıyorsa, mahkeme olayın teferruatını yani hâl ve şartını tespitte serbesttir. Bir başka ifadeyle, fail ve fiil hakkında dava açılmıştır. Bunlar değiştirilemez. Bunun dışında suçun vasıtalarında, suçun işlendiği yer ve zamanda, vasfında duruşma sırasında ortaya konulan delillere göre değişiklik olabilir. Bu değişikliğin mahkemece göz önünde bulundurulması ve buna göre hüküm kurulması zorunludur (Askerî Yargıtay Drl.Krl.'nun 15.1.1998 tarihli ve 8-11 sayılı, 20.5.1999 tarihli ve 83-107 sayılı, 22.2.2001 tarihli ve 21-24 sayılı kararları da bu doğrultuda bulunmaktadır).
İddianamede sanığa yüklenen eylem; "kendisine tebliğ edilen aile kantininden alışveriş yapmayacağına ilişkin hizmet emrine aykırı olarak, kantinde çalışırken giydiği kantinci elbisesini giyerek aile kantinine gitmek ve beş kutu bira almaktır.
Bu nedenle; erlerin lojmanlar bölgesinde bulunan aile kantininden alışveriş yapmalarını yasaklayan emre aykırı hareket ettiği iddia ve kabul edilen sanığın, bu bağlamda; "aldığı beş kutu birayı askerî birliğe soktuğu" biçimindeki kabul, olayın işleniş biçiminin ve teferruatının hikâye edilmesi olarak görülmüş, askerî mahkemenin iddianameyi genişletmediği sonucuna varılarak, Askerî Yargıtay Başsavcılığının itirazının kabulüne, Daire ilâmının kaldırılmasına ve dosyanın temyiz incelemesine devam edilmek üzere Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Müzakere sırasında, erbaş ve erlerin lojmanlar bölgesinde bulunan kantinden alışveriş yapmalarını yasaklayan emrin, hizmete ilişkin olup olmadığının tartışılması gerektiği yönünde görüşler öne sürülmüş ise de; uyum ve kararlılık gösteren Askeri Yargıtay kararlarında benimsendiği gibi, ilgili Dairesince incelenmeyen bir konunun, ilk defa Daireler Kurulunda incelenmesine olanak bulunmamaktadır. Hükmün usul yönünden bozulmasına ilişkin Daire ilâmı kaldırılarak, dosya temyiz incelemesine devam edilmek üzere Dairesine gönderildiğine göre, esas yönünden incelemenin de ilgili Dairece yapılması gerekmektedir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy