(5271 S. K. m. 226) (2709 S. K. m. 36) (353 S. K. m. 207) (AİHS m. 6)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulu önüne getirilen uyuşmazlığın konusu, afet izninin veriliş amaç ve şartları ile, süresine ilişkin Bakanlar Kurulu Kararının ve Genelkurmay Başkanlığının uygulama enirinin dosyaya getirtilmesi, sanığın durumunun bu karar ve uygulama emrine göre değerlendirilerek, suç tarihinin saptanması ve sanığın depremden zarar görüp görmediğine ilişkin beyanının belirlenmesi ve buna göre soruşturma yapılmasının gerekip gerekmediğine ilişkindir.
"11.3.1998 tarihinde 9+6 gün yol süresiyle izine gönderilen sanığın, 26.3.1998 tarihinde birliğine katılması gerekirken buna uymadığı, 24.3.2004 tarihinde yol emniyet kontrolü sırasında yakalandığı, böylece; 26.3.1998-24.3.2004 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği iddiasını içeren iddianameye göre, talimatla sorgu ve savunması saptanan sanığın, yokluğunda sürdürülen yargılamada; 11.3.1998 - 8.7.1998 tarihleri arasında, yakalanmakla sona eren izin tecavüzü suçundan yargılanıp mahkûm olduğu, cezasının kesinleştiği saptamasına yer verilerek; 18.8.1999 tarihinde meydana gelen deprem nedeniyle, 19-29 Ağustos 1999 tarihleri arasında gönderildiği afet izninden dönmediği, 18.10.1999 tarihinde sivil bir suçtan tutuklanırken, asker olduğunu açıkladığı kabulüne dayanılarak, değişen iddia nedeninden haberdar edilmeksizin, 4.9.1999-18.10.1999 tarihleri arasında yasal bir mazereti bulunmadığı gerekçesiyle, izin tecavüzü suçundan sanığın mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmaktadır.
"Suçun mahiyet ve niteliğinde değişme" başlıklı 226/1'inci maddesindeki; "sanık, suçun mahiyetinin değişmesinden önce haber verilip de, savunmasını yapabilecek bir halde bulundurulmadıkça, iddianamede kanuni unsurları ile gösterilen suça ilişkin kanun hükmünden başkası ile mahkûm edilemez." hükmü, T.C. Anayasasının 36/1 'inci maddesinde yer alan; "Adil yargılanma hakkı"nın bir gereğidir.
"İnsan hakları ve Temel Özgürlüklerin korunmasına İlişkin Sözleşme" (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi)'nin "Adil Yargılanma Hakkı"nı düzenleyen 6'ncı maddenin 3'üncü fıkrasında; "her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir." kuralına yer verildikten sonra, beş madde olarak sıralanan bu haklardan ilkinin; "a) Kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve nedeninin en kısa zamanda, anladığı bir dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek" olduğu belirtilmiştir.
"Nitelik", "vasıf anlamı yanında, "öz", "asıl", ve "esas" manasına da gelen, "mahiyet" sözcüğünün (Türkçe sözlük/Türk Dil Kurumu -19989.Baski-s.1485) 353 sayılı Kanunun 166'ncı maddesinde "mahiyet ve nitelik" şeklindeki yazılım karşısında, "nitelik" ve "vasıf anlamında kullanılmadığı açıktır. Bu duruma göre; "öz", "asıl", "esas" anlamı yüklenmesi gereken "mahiyet" sözcüğü ile; "suçun özü/esası"nın ifade edilmek istendiği açıktır. Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesinin 6/3 (a) maddesinde nitelik yanında yer alan; "suçlamanın nedeni" tümcesiyle de aynı olgu ifade edilmektedir.
Bu düzenleme ve açıklamalara göre, somut olayda; sanığın, iddianın özünü (esasım) nedenini oluşturan, tamamen farklı bir olgu ile ilk kez mahkûmiyet hükmünde karşılaşması; yöneltilen suçlamanın değişen nedenine göre savunmasının alınmaması; ek savunması belirlenmeden hükme varılması, savunma hakkının kısıtlanması anlamında 353 sayılı Yasanın 207/3-H maddesine göre usule aykırı bulunmuştur.
İddianamede ve hükümde yer alan suçun aynı olması (izin tecavüzü), mahkûmiyete esas alınan izin tecavüzü süresinin (4.9.1999-18.10.1999), iddianamedeki; 26.3.1998-24.3.2004 tarihleri arasında yer alması ve sanığın iddianameye karşı ayrıntılı savunma yapması, suçun niteliği yanında; yukarıda açıklanan çerçevede mahiyetinin de değişmesinden haberdar edilme zorunluluğunu ortadan kaldırmayacağından (Askerî Yargıtay 1'inci Dairesinin 18.11.1998/470-545 gün ve sayılı kararı da bu yöndedir), anılan aykırılık nedeniyle sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünün usulden bozulması gerektiğinden Askerî Yargıtay Başsavcılığının itirazına atfen Dairenin onamaya ilişkin karan kaldırılmış, bu bozma nedeni karşısında esastan incelemeye geçilmemiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy