(6183 S. K. m. 51) (5237 S. K. m. 7, 52, 62) (5252 S. K. m. 5, 9) (1632 S. K. m. 47, Ek m. 8) (765 S. K. m. 59) (647 S. K. m. 5, 6) (5275 S. K. m. 122)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunda çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın konusu, hükümlü hakkında yoldan savuşmak suçu nedeniyle tesis edilen hükümdeki 288.925.000 Lira ağır para cezasının, 5237 sayılı TCK'nın 7/2 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5 ve 9'uncu maddesi gözetilerek, 225.00 YTL adli para cezasına dönüştürülmesine ilişkin kararın duruşmasız olarak verilmesi halinde, bu durumun söz konusu kararın kaldırılmasını gerektiren bir usule aykırılık olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine ilişkin bulunmaktadır.
5237 sayılı TCK'nın 7/2'nci maddesi; "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." düzenlemesini içermektedir. Bu düzenlemenin, kesinleşen cezasının infazı henüz tamamlanmamış olan hükümlünün durumuna uyduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Lehe olan hükümlerin uygulanmasındaki usulü düzenleyen 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 9/1'inci maddesi; "1 Haziran 2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak, Türk Ceza Kanununun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da karar verilebilir." hükmü ile uyulması gereken usul kuralını belirlemiş bulunmaktadır.
Buna göre, lehe hükmün tespiti ve uygulanması için duruşma yapılması asıldır. Ancak, lehe hükmün derhal uygulanabileceği hâllerde, istisnaî olarak, duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden karar verilmesi olanağı bulunmaktadır. Başka bir anlatımla, mahkemece bir değerlendirme yapılarak, suçun unsurlarının tahlili, seçimlik cezalardan birinin tercihi, takdir hakkı kullanılarak ceza süresinin belirlenmesi veya kişiselleştirilmesinin gerektiği hallerde duruşma yapılacak; herhangi bir inceleme, araştırma, tartışma ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmeden uygulama yapma imkânı varsa, duruşma yapılmaksızın karar verilebilecektir.
İnceleme konusu olayda, hükümlü hakkında yoldan savuşmak suçu nedeniyle, ASCK'nın 63/1-B maddesi uyarınca temel ceza olarak hapis cezası tayin edilmiştir. ASCK'nın 63/1-B maddesi halen yürürlükte olup, yasada hükümlü lehine herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. Yine, hükümlü hakkında uygulanan 765 sayılı TCK'nın 59/2'nci maddesinde öngörülen 1/6 indirim oranı, 5237 sayılı TCK'nın 62'nci maddesinde aynı şekilde benimsenmiştir. Bu nedenle, temel cezanın değiştirilmesini gerektiren bir neden bulunmamaktadır.
ASCK'nın 47/A ve Ek-8'inci maddeleri düzenlemeleri karşısında, cezanın ertelenmesi de olanaklı görülmemektedir.
Diğer taraftan; hükümlü hakkında geç iltihak (sevk) bakayası suçu nedeniyle, kesinleşen hükümle ilgili olarak yeniden yapılacak duruşma sonunda, sadece sonuç ceza yönünden değerlendirme ve uygulama yapılacağı, yeniden davanın esasının irdelenmeyeceği gözetildiğinde, ASCK'nın 63/1-B maddesinin uygulanabilirliğinin 63/1-A maddesi ile yapılarak uygulamaya bağlı olduğuna ilişkin düşünceye de iştirak edilememiştir.
Bu sebeplerle; işlemiş olduğu yoldan savuşmak suçu nedeniyle, ASCK'nın 63/1-B, TCK'nın 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4 ve 5'inci maddeleri uyarınca, yirmi beş gün hapis cezasından çevrilme 288.925.000 Lira ağır para cezası ile mahkûmiyetine karar verilen ve mahkûmiyet hükmü 27.4.2004 tarihinde kesinleşen hükümlünün bu cezasının, sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 7/2 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 5 ve 9'uncu maddeleri gözetilerek, 225.00 YTL adlî para cezasına dönüştürülmesi, takdir ve değerlendirmeye ihtiyaç göstermediğinden; bu kararın duruşma açılmaksızın verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiş ve Başsavcılığının itiraz sebebi oy birliğiyle reddedilmiştir.
Ancak; lehe kanun uygulamasında karşılaştırma yapılabilmesi için, iki ayrı düzenlemenin mevcudiyeti gerekli görülmektedir. 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 122'nci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Mülga 647 sayılı Kanunun 5'inci maddesine 4786 sayılı Kanunla eklenen 5'inci fıkrada yazılı "Mahkeme, ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir ay sürenin sona erdiği veya takside bağlanıp da taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi nedeniyle, geri kalan miktarın tamamının muaccel olduğu tarihten başlayarak ödenmeyen para cezasına, 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51'inci maddesinde belirlenen gecikme zammı oranının yansı oranında gecikme zammı uygulanmasına karar verir." şeklindeki düzenlemeye, 5237 sayılı TCK'nın 52'nci maddesinde yer verilmemiştir. Yürürlükten kaldırılan bir hükmün uygulanması söz konusu edilemeyeceğinden, itiraza atfen Daire kararının gecikme zammı ile ilgili kısmı kaldırılmak suretiyle düzeltilmesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy