(1632 S. K. m. 66) (AYGK 12.04.1996 T. 1996/1 E. 1996/1 K.)
Rahatsızlığı sebebiyle Kıbrıs'taki birliğinden Ankara GATA Hastanesine sevk edilen sanığın, 20-23.12.2004 tarihleri arasında hastanede yatarak tedavi gördüğü, 23.12.2004 tarihinde kıtası hastanesinde takip ve tedavi edilmek üzere, on gün istirahatla kıtasına taburcu edildiği, Ankara-Mersin-Kıbrıs arası iki günlük dönüş yol süresi sonunda birliğine dönmeyen sanığın, 2.1.2005 tarihinde Mersin Konak Kısım Komutanlığına, 3.1.2005 tarihinde de birliğine katıldığı anlaşılmaktadır.
Maddi olayın, yukarıda özetlenen şekilde gerçekleştiği konusunda yargılama makamları arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlığın, istirahat süresi içerisinde birliğine dönen sanığın suç kastına ilişkin olduğu görülmektedir.
Daire, savunmasında rahatsızlığını öne süren sanığın, henüz istirahat süresi dolmadan birliğine dönmüş olması nedeniyle, suç işleme kastıyla hareket etmediği sonucuna varırken; Başsavcılık, Kıbrıs'a olan antipatisi nedeniyle birliğine dönmediğini ifade eden sanığın, suç işleme kastıyla hareket ettiği görüş ve düşüncesini savunmaktadır.
TSK Personelinin Sağlık Muayene Yönergesinin 3'üncü Bölümünün 2'nci maddesi; yirmi güne kadar istirahatı erde, personelin gideceği adresi birliğine bildirmek ve komutanlığından izin almak koşulu ile istirahatlarını garnizon dışında bir yerde geçirebilecekleri düzenlemesini içermektedir.
Bu şekilde istirahat alanların, birlik komutanlığından izin almaksızın istirahat sürelerini kıtaları dışında geçirmelerinin suç teşkil edip etmediği ve suç sayıldığı takdirde, hangi suçu oluşturacağı uygulamada tereddütlere ve farklı kabullere yol açmış, Askeri Yargıtay Daireleri ve Daireler Kurulu kararlan arasında oluşan içtihat aykırılıkları, Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 12.4.1996 tarihli ve 1996/1-1 sayılı kararıyla giderilmiştir.
Bu kararda; erbaş ve erlerin, kıtalarının bulunduğu garnizon dışındaki askeri hastanelerden aldıkları, kıtasına taburcu kaydını içeren yirmi güne kadar istirahat sürelerini, kıtasına gitmeden veya kıtası komutanlığından izin almadan memleketlerinde geçirmeleri halinde, eylemlerinin firar suçunu oluşturacağı kabul edilmiştir. Bununla birlikte, istirahatlarını birliği dışında geçirenler yönünden manevi unsurun gerçekleşip gerçekleşmediği, her olayın özelliği, gerçekleşme biçimi, failin kişiliği ve sair ayrıntılar göz önünde bulundurularak, mahkemelerce serbestçe değerlendirilebilecektir. Dolayısıyla, bu tür eylemlerde başlangıçtan beri suç kastı bulunmayan sanığın, istirahatını birliği dışında geçirmesi halinde suçun oluşmadığına karar verilebilecek, buna karşılık manevi unsur gerçekleşmiş ise, yani sanık firar kastıyla hareket etmiş ve suç diğer unsurları itibarıyla da oluşmuş ise, suçun başlangıç tarihi, hastaneden taburcu edildiği tarihe, birliğine katılması için tanınması gereken yol süresinin ilavesi suretiyle belirlenecektir.
Dava konusu olayda, tedavi gördüğü GATA Hastanesinden on gün istirahatla taburcu edilen sanık, iki gün Ankara'da bir akrabasının yanında kaldığını, akrabasının birliğine telefon ettiğini ve bölük astsubayının sanığın hemen birliğine dönmesi gerektiğini söylediğini, Kıbrıs'a olan antipatisi nedeniyle birliğine dönmek istemediğini, birkaç gün Taşucu'nda ve Mersin'de kaldığını, banklarda yattığını ifade etmektedir.
İstirahatını, daha iyi şartlar altında birliği dışında geçirmek veya tedavisini sürdürmek düşüncesinde olmayan sanığın, savunması, öğrenim durumu (üniversite terk) ve birliğine telefon edilmiş olduğu birlikte gözetildiğinde, baştan beri firar kastıyla hareket ettiği sonucuna varılmış, Başsavcılığın isabetli görülen itirazının kabulüne, Dairenin bozma ilâmının kaldırılmasına ve dava dosyasının temyiz incelemesine devam edilmek üzere Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy