(1632 S. K. m. 87)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunda çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, sanıklara yüklenen suçun sübuta erip ermediğine ilişkin bulunmaktadır.
Daire, sanıkların emre itaatsizlikte ısrar kastıyla hareket etmediklerini kabul ederek, mahkûmiyet hükümlerinin sübut yönünden bozulmasına karar vermiş; Başsavcılık ise, yasaklama emrinden haberdar olan sanıkların, kabul ettikleri cep telefonunu yetkili amirlerine teslim etmeyerek, birlik içinde aşama aşama on beş güne yakın bir süre bulundurmaya devam etmeleri nedeniyle, suçun manevî unsur yönünden oluştuğu görüş ve düşüncesini öne sürmüştür.
Birlik ve gemilere cep telefonu sokulmasını, bulundurulmasını ve kullanılmasını yasaklayan emirlerin, suç tarihinden önce sanıklara tebliğ edildiği, hakkındaki mahkûmiyet hükmü Dairece onanmak suretiyle kesinleşen Ö.G. tarafından birliğe sokulan cep telefonunun, adı geçenin ceza infazı için disiplin cezaevine gönderilecek olması nedeniyle, birlik dışına çıkartılması için sanık Z.V.'ye verildiği, Z.V.'nin de, N.A.'ya verdiği telefonun, 10.9.2003 tarihinde hakkındaki mahkûmiyet hükmü şekilde on beş güne yakın bir süre ile sanıklarda kaldığı anlaşılmakta, maddî olayın bu şekilde oluştuğu konusunda yargılanma makamları arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davaya konu olan ve sıralı komutanlıklarca yayımlanan kışla, karargâh ve kurumlarda cep telefonu bulundurulmasını ve kullanılmasını yasaklayan emirler, telefonun sadece basit bir haberleşme vasıtası olarak kullanılmasından ziyade; emniyet, istihbarata karşı koyma, sabotaj, saldın ve kazaları önleme, disiplin ve moral konulan esas alınmak suretiyle ve bu konularda doğabilecek zaaf ve tehlikeleri önlemek amacıyla düzenlenmiş bulunmaktadır.
Emre itaatsizlikte ısrar suçu, genel kasıtla işlenebilen, yani bilerek ve isteyerek emrin gereğinin yapılmamasıyla oluşan bir suçtur. Hizmete ilişkin bir emrin varlığı, emrin hiç yapılmamış olması ve suç kastının varlığı suçun oluşumu için yeterlidir. Suç emrin hiç yapılmaması suretiyle oluştuğuna göre, telefonun her bir sanık üzerinde kaldığı süre de önemli değildir.
Amirin bir şeyi yapmak veya yasak etmek arzu ve iradesinden (emrinden) haberdar olan sanıkların, emre karşı geldiklerini bilmelerine rağmen, kabul ettikleri cep telefonunu birlik içinde, aşama aşama on beş güne yakın bir süre ile bulundurmaya devam etmeleri şeklinde gelişen olayda, sanıklara yüklenen suçun unsurları yönünden oluştuğu sonucuna varılmış, Askeri Yargıtay Başsavcılığının yerinde görülen itirazının kabulüne, hükümlerin bozulmasına ilişkin Daire ilâmının kaldırılmasına ve dava dosyasının temyiz incelemesine devam edilmek üzere Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy