(1632 S. K. m. 131) (5237 S. K. m. 43, 142) (AYDK 05.07.2007 T. 2007/90 E. 2007/91 K.)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın sabit görülen eylemleri nedeniyle hakkında zincirleme suç hükmünün mü uygulanacağı, yoksa iki ayrı askeri eşyayı çalmak suçundan mı cezalandırılması gerektiği konularına ilişkindir.
Daire; sanık hakkında zincirleme suç hükmünün uygulanması ve As. Yrg. İç. Brl. Krl.'nun 5.3.2004 tarihli, 2004/1-1 esas ve karar sayılı kararı doğrultusunda hükmün bozulması gerektiğini kabul ederken;
Başsavcılık; sanığın sabit görülen eylemlerinin iki ayrı askeri eşyayı çalmak suçunu oluşturacağını, ancak aleyhe temyize gelinmediğinden hükmün onanması gerektiğini ileri sürerek Daire kararına itiraz etmiştir.
Dosya içerisindeki beyan ve belgelerden; ... sanık terhisli P.Uzm. Çvş. M.A. K. nın, 3'üncü Kolordu Muhabere Bölük Komutanlığı emrinde görev yaparken, Ayazağa kavşak inşaatı nedeniyle kışla içerisinde çalışan sivil bir firmanın çalışmalarını kontrol ve gözetimle görevlendirildiği, bu görevi sırasında; sivil firmanın çalışanlarından ikisi ile samimiyet kurduğu, bu arada kışla aydınlatma ve güvenlik kamera sistemlerinin değişiminde ortaya çıkan elektrik ve aydınlatma kablolarından yaklaşık 600 metrelik bölümünü bir araya toplayıp, daha sonra yola terk edilen araziye, kepçe operatörü sivil şahıs K.Ö.'ye çukur açtırarak gömdürdüğü, ayrıca 6.10.2006 tarihinde sivil firma yetkililerinin getirdiği boş benzin bidonunu alarak, çalışma yeri yakınında bulunan telsiz parkındaki askeri araçlardan hortumla 60 litre civarında mazot çekip, dolu bidonu sivil firma aracının yanına bıraktığı, görevli askerlerin şüphelenmesi üzerine dolu bidonun bu şekilde bulunduğu, sivil şahıs K.Ö. ve görevli askerlerin beyanı üzerine daha sonra kabloların da gömüldüğü (Henüz kışla içerisindeki) arazide 10.10.2005 tarihinde ele geçtiği... sübuta erdiği anlaşılmaktadır. Esasen, bu konuda ihtilaf da bulunmamaktadır.
Ancak, askeri mahkemece; kabloların birlik dışına çıkartılıp gömüldüğü şeklindeki kabulün maddi hata olduğu, keza sanığın iki ayrı eyleminin sabit görülmesine rağmen, neden tek suç kabul edildiğine dair bir değerlendirme yapılmaması da usulü bir noksanlık olduğu değerlendirilip, bu hatalara işaret edilmekle yetinilmesini müteakip, sanığın sabit görülen bu eylemlerinin tek suç mu, zincirleme suç mu, yoksa iki ayrı suç mu oluşturacağının irdelenmesine geçilmiştir.
Suç tarihi itibariyle sanık hakkında Askeri Ceza Kanununun yanında 5237 sayılı TCK'nın genel hükümleri uygulanacağından, anılan Kanun uyarınca inceleme yapılması gerekmektedir.
Sanığın aynı kişiye (Kamuya-MSB'ye) karşı farklı zamanlarda iki ayrı hırsızlık fiilini icra ettiğinin kabul edilmesi karşısında, bu fiillerin, askeri mahkemenin kabul ettiği şekilde tek askeri eşyayı çalmaya teşebbüs suçu olarak değerlendirilmesi ve vasıflandırılması mümkün değildir.
Zincirleme suçu düzenleyen 5237 sayılı Kanunun 43'üncü maddesinde;
(1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak, bu ceza, dörtte birinden dörtte üçe kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra uygulanır.
(2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiile işlenmesi (Fikri İçtima) durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Kasten adam öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında bu fıkra hükmü uygulanmaz.
Şeklinde tanımlanıp ne şekilde uygulanacağı gösterilmiştir.
5237 sayılı TCK'nın 43/(1) madde ve fıkrasının uygulanabilmesi için;
bir suç işleme kararı kapsamında,
bir kişiye karşı,
değişik zamanlarda,
aynı suçun birden fazla işlenmesi,
öngörülmektedir. Sanık hakkında iddia olunan ve sabit görülen eylemler itibariyle, zincirleme suç hükmünün uygulanabilmesi için aranan, Bir kişiye karşı, değişik zamanlarda, aynı suçun birden fazla işlenmesi unsurlarının gerçekleştiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
Sanığın eylemlerini bir suç işleme kararı kapsamında işleyip işlemediği irdelendiğinde;
Doç. Dr. İzzet Özgenç Türk Ceza Kanunu Gazı Şerhi-Genel Hükümler adlı eserinde, zincirleme suçun bu unsurunu ... Zincirleme suçun sübjektif koşulu ise, işlenen birden fazla suç arasında bir manevi bağın bulunmasıdır. Başka bir deyişle, bu fiiller, bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmektedir. Aynı suçun birden fazla işlenmesi halinde, bu suçlar arasında manevi bağın mevcut olup olmadığını, her bir olayın somut işleniş koşullarına göre takdir etme yetkisine sahip olan hakimdir... şeklinde açıklamıştır.
As. Yrg. Drl. Krl.'nun 5.7.2007 tarihli, 2007/90-91 esas ve karar sayılı kararında; suç işleme kararında birlik ... Her biri başka bir kastın sonucu olan, dolayısıyla ayrı ayrı suç oluşturan eylemleri birbirine bağlayan unsur olup, bu amaca yönelik olarak önceden kurulan genel bir plan ve niyeti ifade etmektedir. Sanığın işlemeyi düşündüğü suçu bir defada gerçekleştirmesi yerine, kısımlara ayırıp zamana yayarak gerçekleştirmesi, hareketinin, önceki hareketinin devamı olması ve hareketleri arasında sübjektif bir bağlantı bulunması halinde suç işleme kararında birlik olduğu kabul edilmektedir ... şeklinde açıklanmıştır.
Somut olaya döndüğümüzde, Ayazağa kavşak inşaatı nedeniyle kışla içerisinde çalışan sivil firmanın çalışmalarını kontrol ve gözetimle görevlendirilen sanık; firma çalışanlarından S.G. ve K.Ö. ile samimiyet kurmasının ardından, önce kışla aydınlatma ve güvenlik sistemlerinin değişimi sırasında sökülen kabloları toplayıp, daha sonra yola terk edilecek araziye, kepçe operatörü K.Ö.'ye çukur açtırarak gömdürmüş, bir süre sonra da sivil firma yetkililerinin getirdiği boş benzin bidonunu alarak, çalışma yeri yakınında bulunan telsiz parkındaki askeri araçlardan hortumla 60 litre civarında mazot çekip, dolu bidonu sivil firma aracının yanına bırakmıştır.
Tanık S.G.; Askeri mahkemece alınan yeminli ifadesinde sanığın kendisinden yemek parası istediğini,
Tanık K.Ö.; İstinabe mahkemesince alınan yeminli ifadesinde; sanığın kendisinden ve şantiyedeki arkadaşlarından borç para istediğini, öğlenleri bedava yemek talep ettiğini, hafta sonları kendilerinin yanında takılıp ya borç para ya da bir şeyler ısmarlamalarını istediğini anlatmaktadırlar.
Keza dosyadaki belgelerden sanığın maaşının icra takibinde olduğu anlaşılmakta, vaka ve kanaat raporunda da sanığın borçlarını ödeyemediği için sık sık icraya verildiği, parasal konularda zafiyeti bulunduğu belirtilmektedir.
Sanığın, içinde bulunduğu mali zorluk, mali konulardaki kişilik yapısı, iddia konusu, olayların cereyan tarzı ve zamanı birlikte dikkate alındığında, kavşak inşaatı sırasında kışla içerisinde çalışan sivil firmanın çalışmalarını kontrol ve gözetimle görevlendirilen sanığın, içinde bulunduğu mali kriz nedeniyle, bu görevi sırasında ortaya çıkan her fırsatı değerlendirmeye (Bu arada askeri malzeme olan elektrik ve aydınlatma kabloları ile mazotu çalmaya) karar verip, bu kararı doğrultusunda eylemlerini icra ettiği anlaşıldığından, kabloları ve mazotu çalmaya teşebbüs suçlarını bir suç işleme kararı kapsamında işlediğinin kabulü gerekmiş ve bu doğrultudaki Daire kararı isabetli bulunmuştur.
İtiraz tebliğnamesinde; sanığın iki suç teşkil eden eylemlerinin tarihlerinin ve konularının farklı olduğu ileri sürülmüş ise de;
Birden fazla fiilin farklı zamanlarda işlenmesi zaten zincirleme suçun unsurlarındandır. 5237 sayılı Kanunun 43/1inci maddesinde, suç konusunun aynı olması şeklinde bir kriter yer almayıp, suç işleme kararında birlik esas alınmıştır. Aynı fıkrada, ... Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri aynı suç sayılır. ... kuralına yer verilmek suretiyle, konuları farklı olan eylemlerde de zincirleme suç hükmünün uygulanacağına cevaz verilmiştir. Örneğin TCK'nın 142'nci maddesinin 1, 2 ve 3'üncü fıkralarında sayılan nitelikli hırsızlık fiillerinin, aynı suç işleme kararı kapsamında, bir kişiye karşı, değişik zamanlarda, birden fazla yapılması halinde, konuları farklı olmasına rağmen zincirleme suç hükmü uygulanabilecektir.
As. Yrg. İç. Brl. Krl.'nun 5.3.2004 tarihli, 2004/1-1 esas ve karar sayılı kararında, müteselsil suç hükmünün uygulanması gerekirken uygulanmaması durumunda, aleyhe temyiz olmasa da bu hata suç vasfını ilgilendirdiğinden bozma nedeni sayılacağı kabul edilmiştir.
İki ayrı fiilin tek suç değil de müteselsil suç kabul edilmesi suç vasfını ilgilendiriyorsa, aynı fiillerin, tebliğnamede ileri sürüldüğü şekilde iki ayrı suç teşkil ettiğinin kabulü halinde de (Aynı İBK. doğrultusunda), suç vasfını ilgilendireceği değerlendirilip, hükmün bozulması gerekecektir.
Bu nedenlerle, tebliğnamedeki itiraz sebepleri isabetli bulunmadığından reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy