(353 S. K. m. 227)
Dava nedeniyle ortaya çıkan ve çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın sübuta erdiği kabul edilen eyleminin, memuriyet görevini kötüye kullanmak suçunu mu, yoksa müteselsilen zimmet suçunu mu oluşturacağına ilişkin ise de;
Daire, sanığın eyleminin, memuriyet görevini kötüye kullanmak suçunu oluşturduğunu kabul ederek hükmü bozmuş; askeri mahkeme ise, bozma ilamına uyduktan sonra yine sanığın eyleminin zimmet suçunu oluşturduğunu kabul ederek aynı mahkumiyet hükmünü kurmuştur.
Sanık ve sanık müdafiinin temyizleri üzerine Daire, ara kararında, söz konusu hükmün eylemli direnme kararı niteliğinde olduğunu kabul etmesi nedeniyle Daireler Kuruluna intikal ettirilen dosyadaki uyuşmazlık konusunun irdelenmesine geçilmeden önce, inceleme konusu hükmün direnme niteliğinde mi, yoksa, yeni hüküm niteliğinde mi olduğunun açıklığa kavuşturulması gerekmiştir.
Dairenin bozma kararından sonra, askeri mahkemece, bozma ilamına uyup uymama konusunda bir karar vermek üzere icra edilen 18.10.2005 tarihli duruşmada; bozma ilamı okunup, sanığın, sanık müdafiinin ve askeri savcının bozmaya karşı diyeceklerinin tespit edilmesinin ardından bozmaya uyulduğu;
Uyma kararı verildikten sonra dosya içindeki belgelerin ilk sıradan son sıraya okunduğu, okunan belgelere karşı tarafların diyeceklerinin sorulduğu, soruşturmanın genişletilmesi hususunda sanığın ve sanık müdafiinin beyanları tespit edildikten ve soruşturmanın genişletilmesine mahkemece de gerek görülmediği tutanağa geçirildikten sonra, istemi üzerine bu husustaki taleplerini bildirmek üzere askeri savcıya mehil verilerek ve istemi üzerine sanığın duruşmalardan vareste tutulmasına karar verilerek, duruşmanın 8.11.2005 tarihine bırakılmasına karar verildiği;
8.11.2005 tarihli duruşmada; askeri savcının, soruşturmanın genişletilmesi yönündeki beyanlarının ve ardından esas hakkındaki görüşünün alındığı, duruşmada hazır bulunan sanığın ve sanık müdafiinin, esas hakkındaki görüşe karşı savunmaları ve diyecekleri tespit edilip, sanığın hazırladığı bir sahifeden ibaret yazılı savunmasının alınıp okunduktan sonra dosyaya dahil edildiği, daha sonra sanığa son sözünün verildiği ve ardından duruşmanın bırakıldığı 6.12.2005 tarihli duruşmada, bozulan ilk hüküm gibi, sanığın eyleminin müteselsilen zimmet suçunu oluşturduğu sonucuna varılmak ve önceki hükümden farklı olarak, ağır hapis cezasının hapis cezası olarak, ödetme kararı verilen işletme zararının TL yerine YTL cinsinden tayin edildiği, ayrıca, 492 sayılı Kanuna göre nispi harca hükmedilmek suretiyle mahkumiyet kararı verildiği görülmektedir.
Bu durumda; Askeri mahkemece, bozmadan sonra 18.10.2005 tarihinde yapılan duruşmada bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş olmakla önceki mahkumiyet hükmünün ortadan kalkmış olması, aynı duruşmada yazılı belgelerin okunup tarafların bu belgelere ve soruşturmanın genişletilmesine ilişkin beyanlarının tespit edilmesi, ardından duruşmanın bırakıldığı 8.11.2005 tarihli oturumda askeri savcının esas hakkındaki görüşünü bildirmesinden sonra sanık ve sanık müdafiinin savunmalarının tespit edilmesi ve sanığın bu doğrultudaki dilekçesinin alınarak dosyaya konulması gibi yeni yargılama faaliyetine girişilmiş olması; bozmadan sonraki hükümde açıkça bozma kararına direnildiğinden veya bir direnme kararı verildiğinden söz edilmemesi ve Tnk.Bçvş. M.D. ile sanığın eylemlerinin aynı olması nedeniyle zimmet suçundan bu kişi hakkında verilen ve onanan mahkumiyet hükmündeki gerekçeler doğrultusunda sanık hakkında da aynı hükmün verildiği şeklinde önceki hükümde yer almayan yeni bir gerekçeye yer verilmesi dikkate alındığında, bozma ilamına uyulduktan sonra yapılan yargılama faaliyetinden sonra aynı suç vasfıyla kurulan mahkumiyet hükmünün direnme niteliğinde olmayıp, yeni bir hüküm olduğu sonucuna varıldığından, temyiz incelemesinin Dairece yapılabilmesi için dosyanın Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy