(1632 S. K. m. 12, 87) (477 S. K. m. 47) (211 S. K. m. 6, 7, 13, 14, 18, 24)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın sübut bulan eyleminin emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturup oluşturmadığıdır.
Daire; sanığın eyleminin ASCK'nın 87/1'inci maddesinin 2'nci cümlesinde düzenlenen emrin yerine getirilmesini söz veya fiili ile açıkça reddetmek veya emir tekrar edildiği hâlde emri yerine getirmemek suretiyle emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturduğunu kabul ederken;
Başsavcılık; sübut bulan eylemin 477 sayılı Kanunun 47'nci maddesinde düzenlenen amire saygısızlık disiplin suçunu oluşturduğunu, belirtilen suçtan yargılama yapmanın disiplin mahkemesinin görevine girdiğini, görevsizlik kararı yerine, emre itaatsizlikte ısrar suçundan mahkûmiyet kararı verilmesinin yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek Daire kararına itiraz etmiştir.
Dava dosyasındaki delillere göre; sanık Hv. P.Uzm. Çvş. M.H.'nin, sivil şahıslar tarafından yapılan şikâyetler üzerine 2.2.2006 tarihinde bölük komutanı tarafından yanına çağrılarak ikaz edildiği, ancak sanığın, bu durumun sivillerle kendisi arasındaki bir sorun olduğunu, buna karışamayacağını söylediği, bölük komutanının, bu konunun görevi kapsamında olduğunu belirttiği, bunun üzerine sanığın, O zaman ben de uzman çavuş değilim, mesleği bırakıyorum diye tepki gösterdiği, bölük komutanının, o zaman tabur idari kısmına giderek dilekçe vermesini ve işlemlerini başlatmasını söylediğinde, sanığın, Ben Tümgeneral A.Ö.'nün akrabasıyım, siz beni tanımıyorsunuz, benim kim olduğumu göreceksiniz diye bağırarak izin almadan odadan çıktığı, sanığın arkasından koridora çıkan bölük komutanının, Hancı buraya gel diyerek sanığı yanına çağırdığı, ancak sanığın, Beni tutamazsınız Tümgeneral A.Ö. benim yakınım olur, bunu öğreneceksiniz şeklinde sözlerini sürdürerek uzaklaşmaya devam ettiği, bölük komutanının, durmasını istediğinde, sanığın Ben üs komutanına çıkıyorum, beni tutamazsınız, ben artık uzman çavuş değilim diye bağırdığı, bölük komutanının, durmasını, yoksa disiplini temin için kendisini yakalatacağını söylediğinde dahi sanığın durmayarak çıkış kapısına yöneldiği, bölük komutanının emri ile sanığın orada bulunan görevli uzman çavuşlar tarafından yakalandığı şeklinde gelişip sonuçlandığında kuşku bulunmamaktadır.
Bölük komutanı tarafından sanığa yöneltilen ve tekrarlanan emrin askeri hizmete ilişkin olup olmadığı eylemin nitelendirilmesi açısından önem taşıdığından öncelikle konu ile ilgili temel kavramların yasal düzenlemeler yönünden incelenmesinde yarar bulunmaktadır.
TSK İç Hizmet Kanununun 13/1'inci maddesinde; Disiplin: kanunlara, nizamlara ve amirlere mutlak bir itaat ve astının ve üstünün hukukuna riayet demektir. şeklinde tanımlandıktan sonra, aynı maddede; askerliğin temelinin disiplin olduğu açıkça vurgulanmış ve disiplinin korunması ve devamlılığının sağlanması için özel yasalarla cezai ve yine özel yasalar ve diğer düzenlemelerle idari tedbirlerin alınacağı ilkelerine yer verilmiştir.
TSK İç Hizmet Kanununun 6'ncı maddesinde; Hizmet: Kanunlarla nizamlarda yapılması veyahut yapılmaması yazılmış olan hususlarla, amir tarafından yazı veya sözle emredilen veya yasak edilen işlerdir. şeklinde açıklanmış;
ASCK'nın 12'nci maddesinde ise; Bu kanunun tatbikatında (Hizmet) tabirinden maksat gerek malûm ve muayyen olan ve gerek bir amir tarafından emredilen bir askeri vazifenin madun tarafından yapılması hâlidir. şeklinde benzer bir tanıma yer verilmiştir.
TSK İç Hizmet Kanununun 7'nci maddesinde; Vazife; Hizmetin icap ettirdiği şeyi yapmak veya menettiği şeyi yapmamaktır., 8'inci maddesinde; Emir; Hizmete ait bir talep ve yasağın sözle, yazı ile ve sair surette ifadesidir. tanımları yapılmıştır.
Aynı Kanunun 14'üncü maddesinde; astın; amir ve üstüne genel adap ve askeri usullere uygun tam bir saygı göstermeye, amirlerine ve yasa ve diğer düzenlemelerde gösterilen hâllerde üstlerine mutlak itaate zorunlu olduğu, yasalarda belirtilen görevleri ve verilen emirleri zamanında ve değiştirmeden yapması gerektiği, itaat hissini sarsacak her türlü davranışın cezai yaptırıma bağlandığı; 17'nci maddesinde, amirin, maiyetinin ahlâki, ruhi ve bedeni hâllerini daima nezaret ve himayesi altında bulunduracağı; 18'inci maddesinde, amirin maiyetine disiplini bozan davranışlarından dolayı disiplin cezası vereceği; 24'üncü maddesinde, disipline aykırı gördüğü her hâle müdahaleye ve emir vermeye her üstün görevli olduğu yönünde hükümlere yer verilmiştir.
ASCK'nın 87'nci maddesinde düzenlenen emre itaatsizlikte ısrar suçu ise; askeri hizmete ilişkin emrin gereğinin hiç yapılmaması, emrin yerine getirilmesinin sözlü veya fiili olarak açıkça reddedilmesi veya emir tekrar edildiği hâlde yerine getirilmemesi ve suç işleme kastıyla hareket edilmesi ile oluşmaktadır.
Yasal düzenlemeler ışığında somut olay incelendiğinde; sanık Hv. P.Uzm. Çvş. M.H. hakkında sivil şahıslar tarafından yapılan şikâyetler üzerine, amiri konumunda olan bölük komutanı Hv. P.Ütğm. Z.A. tarafından çağrılarak kendisine gerekli uyarılarda bulunulmuştur. Sivil şahıslarla sanık arasında geçen olay özel hukuk ilişkisi niteliğinde olmakla birlikte, bölük komutanının gerek şikâyet üzerine, gerek doğrudan ve kendiliğinden personelinin ahlâki, ruhi ve bedeni hâllerini daima kontrol, denetim ve koruma altında tutması komutanlık ve amirlik görevinin gereği olduğundan, şikâyet konusunda sanıktan bilgi alıp onu uyarmasının askeri disipline yönelik olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Bölük komutanı tarafından yasal görev ve sorumluluğu cümlesinden olarak uyarılan sanığın, askeri disiplinle bağdaşmayacak şekilde ve mesleği bıraktığı yönünde beyanlarda bulunması üzerine, bölük komutanı, sanıktan, sözlerinin gereğini yapmasını ve işlemleri başlatmasını istemiştir. Ancak, olay bu aşamada kalmamış, sanık, Ben Tümgeneral A.Ö.'nün akrabasıyım, siz beni tanımıyorsunuz, benim kim olduğumu göreceksiniz şeklinde tehditvari sözler sarf ederek izin de almadan odadan çıkmıştır. Bunun üzerine, bölük komutanı sanığa yanına gelmesini emretmiştir. Bölük komutanı, koridora çıkıp, emrini birkaç kez tekrarladığı hâlde sanık, diğer personelin de yanında aynı yöndeki söz ve davranışlarını sürdürüp üs komutanına şikâyette bulunacağını belirterek emir gereğini yerine getirmemiş, tüm uyarılara rağmen ancak yakalanarak durdurulabilmiştir. Bölük komutanının huzurunda gerçekleşen ve daha sonra diğer personelin de tanık olduğu olay nedeniyle bozulan askeri disiplinin yeniden oluşturulması için bölük komutanının sanığı yanına çağırması yönündeki emirlerin hizmete ilişkin olduğu açıkça ortadadır. Sanık, söz ve davranışlarıyla emrin yerine getirilmesini açıkça reddettiği gibi, emrin bölük komutanı tarafından tekrarlanmasına rağmen yerine getirmemiş, ancak yakalanarak durdurulabilmiş, olayın gelişimi içinde itaatsizlik kastını da açıkça ortaya koymuştur.
Tebliğnamede; dava konusu olayla benzerlik arz ettiği belirtilerek, ileri sürülen görüşü desteklemek açısından bir kısım Askeri Yargıtay kararları örnek olarak gösterilmiş ise de; anılan kararlara konu olan somut olayların; astın, amir ya da komutan tarafından yanına çağrılmasına veya gelmesi istenmesine rağmen gitmemek şeklinde geliştiği görülmekle birlikte; bu yöndeki emirlerin, askeri hizmetle irtibatlandırılamaması veya olayların gelişiminden de askeri hizmete ilişkin olduğunun anlaşılamaması halleriyle ilgili bulunduğu, yukarıda açıklanan nedenlerle bu yönüyle dava konusu olayla tam bir benzerlik göstermediği anlaşılmaktadır.
Sanığın askeri disipline aykırı söz ve davranışlarına görevi cümlesinden olarak müdahale eden amir konumundaki bölük komutanı tarafından, yanına gelmesi konusunda sanığa yöneltilen emrin askeri hizmete ilişkin olduğu, emir tekrar edilmesine rağmen dinlemeyerek uzaklaşan ve ancak görevlilerce yakalanmak suretiyle durdurulabilen sanığın bu eyleminin ASCK'nın 87/1inci maddesinde (2'nci cümle) düzenlenen emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturduğu sonucuna varıldığından; Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy