(477 S. K. m. 7, 56) (1632 S. K. m. 87)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunda çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin, Askeri Ceza Kanununun 87/1'inci maddesinde yer alan emre itaatsizlikte ısrar veya 477 sayılı Kanunun 56'ncı maddesinde düzenlenen nöbet talimatına aykırı hareket etmek suçundan hangisine vücut verdiğine ilişkindir.
Daire; sanığın nöbet görevine hiç başlamadığı ve görevi kapsamındaki hizmet gereklerinden hiçbirini yerine getirmediği, bu konuda kendisinin nöbete kaldırılmadığı yönündeki savunmalarının tanık beyanları çerçevesinde gerçeği yansıtmadığı ve nöbet hizmetini hiç yerine getirmediğinin kendi beyanlarından açıkça anlaşılması karşısında, eyleminin Askeri Ceza Kanununun 87/1'inci maddesinde yer alan emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturduğunu kabul ederken;
Başsavcılık, sanığın, nöbetini devraldığı dikkate alındığında, eyleminin unsurları itibariyle 477 sayılı Kanunun 56'ncı maddesinde düzenlenen nöbet talimatına aykırı hareket etmek suçunu oluşturduğu, görüş ve düşüncesindedir.
Bu çerçevede yapılan incelemede;
Olay tarihinde, 01.00-03.00 saatleri arasında koğuş nöbetçisi olan sanığın, kendisinden önceki nöbetçi tarafından uyandırılmasına ve kalkıp üzerini giyinmesine rağmen, bilahare uyumaya devam ederek, koğuş nöbetçisi olarak yapması gereken faaliyetleri hiç yerine getirmediği dosya içeriğinden anlaşılmıştır.
Sanık savunmalarında; olay günü, nöbetçinin kendisini uyandırmadığı için, nöbetini tutamadığını, olayları tam olarak hatırlayamadığını ileri sürmüş ise de, bu iddialarının, tanık beyanları karşısında doğrulanmadığı görülmekle birlikte, sanığın, savunma niteliğindeki bu iddialarının dosya kapsamı itibarıyla desteklenmemesi, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına engel teşkil etmeyecektir.
353 sayılı Yasanın 96/3 üncü maddesinde; Sanık suçunu itiraf etse bile, öz vakıanın soruşturulması gerekir. hükmü yer almaktadır.
Bu bağlamda, sanığın işlediği iddia ve kabul olunan emre itaatsizlikte ısrar suçuna konu edilen koğuş nöbetinin hiç tutulmaması eyleminin konusu olan koğuş nöbetinin nasıl ve ne şekilde tutulmasının gerektiğine ilişkin ilgili İç Hizmet Yönetmeliği ve talimatların incelenmesinde;
İç Hizmet Yönetmeliğinin 397'nci maddesinde koğuş nöbetçi onbaşılığı; ...yat borusundan başlayarak hamam borusunda bitmek ve iki saatte bir değişmek üzere koğuşta yatan onbaşı veya liyakatli erler arasında sıra ile tutulur.... şeklinde düzenlenmiş,
Koğuş Nöbetçi Onbaşısının vazifeleri ise;
...1- Gece koğuştan kimsenin eksilmemesine dikkat etmek, teslim aldığı eşyalardan hiç birinin lüzumsuz koğuş haricine çıkmasına ve girip çıkanların da gerek kendilerine ve gerek başkalarına ait eşyaları götürüp götürmediklerine, vazife ve nöbete giren eratın ne gibi malzeme ve teçhizatla gitmişse avdetlerinde aynı eşyaları kusursuz ve noksansız olarak getirip getirmediklerine dikkat etmek ve noksan zuhurunda keyfiyeti nöbetçi çavuşuna bildirmek;
2- Soğuk mevsimlerde abdeste gitmek üzere koğuştan çıkacak erlerin giyinmiş ve göğsünü bağrını iliklemiş ve icabında kaputlarını giymiş olmalarına dikkat etmek;
3- Üzerleri açılan erleri örtmek veya örttürmek.
4- Lambaların, sobaların tütmesine ve ısıtma vasıtaları sıcaklığının bir kararda olmasına (18:20) dikkat etmek.
5- Bölüğün hususi nöbet yerleri varsa hazırlanmış Bl. K. tarafından tasdik edilmiş sıra defterine göre nöbetçileri kaldırıp bizzat değiştirmek.
6- Alarm veya yangın işaretinde veya verilen bir emir üzerine tekmil bölük er ve erbaşlarını uyandırmak.
7- Hamam borusunda nöbetçi onbaşısını kaldırıp vazifeyi devretmek ve hamama kalkan erleri hamama götürmek... olarak belirlenmiştir.
Dosyada yer alan Hizmet Birliği Koğuş Nöbet Talimatı'nda da anılan yönetmelik paralelinde, koğuş nöbetçisinin görev, hizmet ve faaliyetlerinin ve ayrıca, nöbetin, palaska belde olduğu halde, şapkasız ve kasaturasız olarak tutulacağı belirtilmiştir.
Koğuş nöbetçisinin, talimatta da açıkça belirtildiği gibi, sadece günlük askeri kıyafeti ile nöbet tutacağı, nöbet esnasında üzerinde, nöbetin özelliğine ilişkin başkaca herhangi bir silah, mühimmat veya malzemenin bulunmayacağı göz önünde bulundurulduğunda, koğuş nöbetçisinin, günlük yaşamının bir bölümünü geçirdiği koğuşunda nöbet tutarken, ayrıca üzerinde bulundurması gereken herhangi bir malzeme olmadığı gibi, nöbetçi olduğunu belirleyen bir işaret veya emareyi taşımasının da gerekmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda nöbetçinin, günlük askeri kıyafeti ile, koğuş içinde bulunması veya dolaşması, nöbet hizmetine başladığının bir göstergesi olacaktır. Bunun yanı sıra, 01-03 saatleri arasında nöbet tutan koğuş nöbetçisinin en belirgin ve aktif görevinin ise, 03-05 saatleri arasında nöbet tutacak olan er ve erbaşları kaldırmak (nöbet saatinden en az 15 dakika önce) olduğu göz önünde bulundurulduğunda, nöbetini teslim aldığı 01.00 saatinden itibaren koğuş içinde yukarıda sayılan faaliyetlerin tamamını gerçekleştiren koğuş nöbetçisinin nöbet hizmetini eksiksiz olarak gerçekleştirdiğinde kuşku duyulmayacaktır.
Koğuş nöbet hizmetini oluşturan ve koğuş nöbet talimatında belirtilen faaliyetlerin, bir evvelki nöbetçi tarafından uyandırılıp ayağa kalkan nöbetçinin, günlük askeri kıyafetini giyerek koğuş içinde fiilen bulunması ile başlayacağı hususunda herhangi bir tereddüt bulunmadığından, bu aşamadan sonraki zaman dilimi içinde nöbetçi tarafından yapılması gereken görev ve sorumlulukların yerine getirilmemesinin, söz konusu nöbet talimatına aykırılık teşkil eden eylem ve hareketler olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Askeri Ceza Kanununun 87/1inci maddesinde yer alan emre itaatsizlikte ısrar suçunun unsurları incelendiğinde; hizmete ilişkin bir emrin varlığı yanında, bu emrin hiç yapılmaması, itaatten fiilen veya söz ile açıkça imtina edilmesi, emrin tekrar edilmesine rağmen emrin yerine getirilmemesi hallerini kapsamaktadır.
477 sayılı Kanunun 56'ncı maddesinde düzenlenen nöbet talimatına aykırı hareket etmek suçu ise; ...nöbet görevlerini yaparken nöbet yerini terk etmek veya başka surette nöbet talimatına aykırı hareket etmek... eylemlerinin gerçekleşmesi ile oluşmaktadır.
Somut olayımızda; maddi vakıanın sübutu bakımından beyanları hükme esas alınan ve olayın en önemli görgü tanığı olan E.A., istinabe suretiyle alınan ifadesinde; ...olay tarihinde kendisinden sonraki nöbetçi olan sanığı nöbetine kaldırdığını, sanığın üstünü giyinip nöbeti devralmasından sonra kendisinin yattığını... beyan etmiştir. Aynı hususta tanık olarak dinlenilen K.K. yine istinabe suretiyle alınan ifadesinde; ...Sanık koğuş nöbetini tutacaktı, yataktan kalktığı için benim de nöbetim bittiğinden ben yattım... şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın, nöbet saatinde uyandırıldığı ve günlük askeri elbisesini giyerek koğuş içinde nöbetine başladığı (aksi ortaya konulamadığı üzere) anlaşılmakla, ASCK'nın 87/1'inci maddesinin birinci cümlesinde belirtilen suçun unsurlarından olan; Emrin hiç yapılmamış olması öğesinin gerçekleşmemiş olduğu görülmektedir.
Bu bağlamda, sanığın nöbet hizmetine başladıktan sonra, nöbet mahallinde uyuması şeklinde gerçekleşen eyleminin emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturmayıp, 477 sayılı Kanunun 56'ncı maddesinde düzenlenen nöbet talimatına aykırı hareket etmek suçunu oluşturduğu, bahse konu disiplin suçuna ait davaya 477 sayılı Kanunun 7'nci maddesi gereğince disiplin mahkemesinin bakmakla görevli olduğu sonucuna varılmakla. Dairenin, mahkumiyet hükmünü onaması isabetli görülmediğinden, Askeri Yargıtay Başsavcılığının yerinde görülen itiraz sebeplerinin kabulü ile, Askeri Yargıtay 4'üncü Dairesinin; mahkumiyet hükmünün onanmasına ilişkin 23.1.2007 tarih ve 2007/84-83 sayılı kararının kaldırılmasına ve hükmün, suç vasfına bağlı görev yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy