(1632 S. K. m. 87) (353 S. K. m. 96) (477 S. K. m. 58) (AYDK 24.04.2003 T. 2003/44 E. 2003/43 K.) (AYDK 01.05.2003 T. 2003/46 E. 2003/46 K.)
Askeri Yargıtay Daireleri ile askeri mahkeme arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar; sanık J.Er İ.T. hakkındaki hükmün noksan soruşturma ile kurulup kurulmadığı ve sanık J.Er C.Ç.'nin eyleminin emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturup oluşturmadığı konularına ilişkindir.
Askeri Yargıtay 1'inci Dairesi; sanık İ.T. hakkında noksan soruşturma ile hükme varıldığını; Askeri Yargıtay 2'nci Dairesi; sanık C.Ç.'nin eyleminin disiplin tecavüzü niteliğinde olduğunu, atılı suçu oluşturmadığını kabul ederken;
Askeri mahkeme; sanık İ.T. hakkındaki davayla ilgili olarak noksan soruşturma bulunmadığı, sanık C.Ç.'nin eyleminin de disiplin tecavüzü niteliğinde olmayıp, emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturduğu gerekçesiyle her iki sanık hakkında direnmek suretiyle mahkûmiyet hükümleri kurmuştur.
Dava dosyasındaki delillerden; birlik komutanlığınca kışla içi veya dışı şeklinde bir ayrım yapılmaksızın bira ve alkollü içki içilmesinin yasaklandığı, bu yasağı içeren belgenin sanık İ.T.'ye 18.8.2004 tarihinde, sanık C.Ç.'ye 20.5.2004 tarihinde tebliğ edildiği hâlde, 1.1.2005 tarihinde saat 00.10 sıralarında nöbetçi astsubay J.Üçvş. A.İ.'nin sanık İ.T.'nin durumundan kuşku duyarak ağız kokusundan içki içtiği sonucuna vararak durumu soruşturduğu, sanık İ.T.'nin içkiyi diğer sanık C.Ç., J.Onb. S.Ü., J.Er M.A.Y., J.Er A.B. ile birlikte içtiklerini belirtmesi üzerine sanıklar ve diğer şahısların alkol muayenesine sevk edildiği, Aydın Devlet Hastanesinde yapılan muayene sonunda sanık İ.T.'nin 60 profil, sanık C.Ç.'nin 19 profil alkollü olduklarının, diğer şahıslar S.Ü., M.A.Y. ve Er A.B.'nin alkolsüz olduklarının belirlendiği anlaşılmakla birlikte; dava dosyasında sanıkların içkiyi nerede içtikleri konusunda kendi beyanları dışında herhangi bir bilgi ve belge yer almamaktadır.
Askeri mahkemece de sanıkların içkiyi nerede içtikleri konusunda bir araştırma yapılmamış, sorgu ve savunmalarının saptanmasından sonra, içkinin nerede içildiğinin önem arz etmediği belirtilip, sanıkların içkiyi kışla dışında içtikleri kabul edilerek, emre itaatsizlikte ısrar suçlarından cezalandırılmaları yönüne gidilmiş, bozma kararları üzerine de direnilmek suretiyle önceki hükümler yeniden kurulmuştur.
Ceza yargılamasında amacın maddi gerçeğe ulaşılması olup, bu amaca yönelik bulunan 353 sayılı Kanunun 96/3'üncü maddesi, Şüpheli suçunu itiraf etse bile, öz vakanın soruşturulması gerekir. hükmünü içermektedir. Askeri mahkemece; sanıklar hakkında açılan kamu davaları üzerine sorgu ve savunmalarının saptanmasından sonra maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yönelik başkaca bir soruşturma yapılmaksızın sanık beyanlarına dayanılarak hükme varıldığı görülmektedir.
Olay tutanağında, sanıkların alkollü içkiyi nerede içtikleri konusunda bir açıklık bulunmayıp, bölük komutanı tarafından düzenlenen vak'a kanaat raporlarında sanıkların içkiyi kışla dışında içtikleri yönünde açıklamalara yer verilmiştir.
Sanıkların içkiyi nerede içtiklerinin belirlenmesi maddi gerçeğin tüm yönleriyle ortaya çıkartması yanında, eylemlerinin vasıflandırılması ve buna bağlı olarak görevli mahkemenin belirlenmesi açısından önem arz etmektedir.
Birlik komutanlığınca kışlada içki içilmesinin yasaklanması hâlinde, bu yasağa aykırı olarak kışlada içki içilmesi eylemlerinin ASCK'nın 87'nci maddesinde düzenlenen emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturduğu konusunda kuşku bulunmayıp, Askeri Yargıtayın yerleşik kararları ve uygulama da bu yöndedir.
Ancak, birlik komutanlığınca yasaklanmış olsa dahi kışla dışında içki içilmesi eylemlerinin, bu konudaki emirlerin personelin birlik dışındaki davranışlarını düzenlemeye yönelik bir hatırlatma niteliğinde olması ve askeri hizmetin yürütülmesine ilişkin bulunmaması nedenleriyle emre itaatsizlikte ısrar suçlarını oluşturması söz konusu değildir. Kışla dışında içki içilmesi eylemleri, diğer unsurlarının da varlığı hâlinde, 477 sayılı Kanunun 58'inci maddesinde düzenlenen asarı gizlenemeyecek derecede sarhoş olmak suçunu oluşturabilir. (As. Yrg. Drl.Krl.'nun 24.4.2003 tarihli ve 2003/44-43 sayılı, 1.5.2003 tarihli ve 2003/46-46 sayılı kararları da bu yöndedir.)
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında hem, maddi olayın tüm yönleriyle açıkça ortaya konulması, hem de, sanıkların eylemlerinin vasıflandırılması ve buna bağlı olarak görevli mahkemenin belirlenmesi açısından; olayla ilgili olarak düzenlenen tutanakta isim ve imzaları bulunan birlik yetkilileri ile sanıkların içkiyi birlikte içtiklerini beyan ettikleri ancak yapılan muayene sonunda alkolsüz oldukları belirlenen diğer şahısların tanık sıfatıyla ifadelerine başvurularak, nöbetçi astsubayının sanıklara kışla dışına çıkmaları için izin verip vermediği, sanıkların içkiyi nerede içtikleri, olayın sanıkların anlatımlarında belirttikleri gibi gelişip gelişmediği açıkça ortaya konulmalıdır. Ayrıca, düzenlediği vak'a kanaat raporlarında sanıkların kışla dışında içki içtikleri yönünde açıklamada bulunan bölük komutanı J.Yzb. C.K.'nın, bu tespitinin neye dayandığı konusunda tanık sıfatıyla beyanları da saptanarak, toplanacak tüm delillerin etraflıca tartışılıp, maddi vakanın ve buna bağlı olarak suç vasfının belirlenmesinden sonra hüküm kurulması gerektiği sonucuna varıldığından; sanıklar hakkında direnilmek suretiyle kurulan mahkûmiyet hükümlerinin noksan soruşturma yönünden ayrı ayrı bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy