(1632 S. K. m. 66, 70)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunda çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, sanığa yüklenen suçun unsurları itibariyle oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir. Daire sanığa yüklenen sözleşerek firar suçunun bütün unsurları yönünden oluştuğunu kabul ederken, Askeri Yargıtay Başsavcılığı suçun oluşmadığı görüş ve düşüncesindedir.
Daire; sanıkların, 26.7.2003 tarihinde akşam yat yoklamasını müteakip saat 22.00 sıralarında izin almaksızın kışladan ayrıldıkları, bir süre ilçe merkezinde dolaştıktan sonra saat 23.30 sıralarında kışlanın tel örgülerinden içeri girmeye çalışırken yakalandıkları, sanıkların aynı saatte birlik dışına çıktıkları, dışarıda bira içtikten sonra yine aynı saatte birlikte birliğe döndükleri göz önüne alındığında, aralarında önceden yapılmış bir anlaşmanın bulunduğu, bu suretle atılı suçun oluşumu bakımından yeterli unsurları taşıdığını kabul ederek mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar vermiş;
Başsavcılık ise, sadece bir-iki saatliğine çarşıya çıkıp bira içmek niyetiyle hareket eden sanıkların, bu amaçların gerçekleştirmek üzere, hizmetin bittiği yat saatini beklemeleri, bu saatten itibaren birliği terk edip çok kısa bir süre sonra birliğe dönmüş olmaları karşısında, birliklerinden kaçmak yönünde bir iradelerinin bulunduğundan söz etmenin mümkün olmadığı, bu itibarla, sanıkların kaçma iradesi ve buna bağlı olarak suç kastı mevcut olmadığından, sözleşerek firar suçunun oluşmadığı, görüş ve düşüncesini öne sürmüştür.
Sanıklar aşamalarda tespit olunan savunmalarında; sıkıldıkları için şehre çıkmak üzere aralarında anlaştıklarını, bu amaçla saat 22.00 sıralarında izinsiz şekilde birliği terk edip ilçe merkezinde bir parkta oturup birer bira içtikten sonra kışlaya dönüşlerinde yakalandıklarını, amaçlarının firar etmek olmadığını, sadece sıkıldıkları için şehre çıkmak istediklerini beyan ettikleri görülmektedir.
ASCK'nın 70'inci maddesinde düzenlenen sözleşerek firar suçu; ASCK'nın 66/1-a maddesinde düzenlenen firar suçunun, en az 3 askeri şahıs tarafından önceden sözleşerek işlenmesi halidir.
Askeri birliğin, önceden sözleşerek (anlaşarak) izinsiz ve toplu bir biçimde terk edilmesinin, birliğin muharebe gücü, emniyeti ve askeri disiplinin korunması açısından yaratabileceği olumsuz sonuçları dikkate alan kanun koyucu, bu doğrultudaki eylemlerin firar suçunun nitelikli (vasıflı) hali olduğunu öngörmüş ve sözleşerek firar suçunun unsurlarının bir kısmını ve müeyyidesini bireysel nitelikteki firar eyleminden farklı bir düzenlemeye tabi tutmuştur.
ASCK'nın 70'inci maddesinde; ikiden ziyade askeri şahsın, önceden anlaşarak topluca kaçmalarının sözleşerek firar suçunu oluşturduğu belirtilmesine karşın, kanun metninde nereden kaçılacağının açıklanmamış olmasından dolayı, bu husus ASCK'nın 66/1-a maddesinin düzenlediği unsur ve koşullar çerçevesinde çözümlenecektir.
ASCK'nın 66/1-a maddesi, kıtasından veya görevi icabı bulunmak zorunda olduğu yerden izinsiz olarak uzaklaşanların eylemlerinin firar suçunu oluşturduğunu düzenlemiştir.
Bu anlamda; sözleşerek firar eylemini gerçekleştirecek en az 3 asker şahsın, firardan önce veya firar anında topluca firar etmeleri konusunda fikir ve irade birliği içerisinde olmaları (anlaşmaları) ve birliklerini önceden verilen bu karar gereğince toplu ve izinsiz bir biçimde terk etmeleri gerekmektedir.
Diğer yandan, ASCK'nın 70'inci maddesinde (ASCK'nın 66/1-a maddesindeki düzenlemeden farklı olarak) sözleşerek firar suçunun oluşması için (gün) unsurunun gerçekleşmesine de gerek görülmemiştir.
ASCK'nın 70'inci maddesinde düzenlenen suçun teşekkülü için, firar eden en az 3 asker şahıstan her birinde görevi icabı bulunması gereken askeri mahalli izinsiz terk etmek şeklindeki şuur ve iradenin bulunması yeterlidir. Sözleşerek firar eylemini gerçekleştiren asker şahısların tamamının ya da bir bölümünün hangi özel nedenle (özel kast-saik) ya da hangi amacı gerçekleştirmek üzere birliklerinden ayrıldıklarının tespiti (bu hususların ASCK'nın 70'inci maddesinde unsur, artırım ya da indirim sebebi olarak düzenlenmemiş olmasından dolayı) atılı suçun oluşması açısından herhangi bir önem ve değer taşımamaktadır.
Somut olayda; sanıkların, 26.7.2003 tarihinde akşam yat yoklamasını müteakip aralarında anlaşarak, saat 22.00 sıralarında izin almaksızın kışladan ayrıldıkları, bir süre ilçe merkezinde dolaştıktan sonra, saat 23.30 sıralarında, kışlanın tel örgülerinden içeri girmeye çalışırken yakalanmaktan ibaret eylemlerinin, tüm yasal unsurları itibariyle ASCK'nın 70'inci maddesinde düzenlenen sözleşerek firar suçunu oluşturduğu, sanıkların bu eylemlerini hangi ihtiyaçlarını gidermek veya hangi yararları elde etmek maksadıyla gerçekleştirdiklerine ilişkin öznel ve psikolojik durumlarının (saik veya maksatlarının) genel kasta dayalı bir suç tipi olan sözleşerek firar suçunun oluşması yönünden herhangi bir etkisinin bulunmadığı sonucuna varıldığından, Askeri Yargıtay 1'inci Dairesinin aynı yöndeki 21.2.2007 tarih ve 2007/305-298 E.K. sayılı onama ilamında isabetsizlik görülmediğinden, Başsavcılığın itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy