(5271 S. K. m. 170, 225) (353 S. K. Ek m. 1)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı üste hakaret suçunun hizmet esnasında işlenip işlenmediğinin belirlenmesine yöneliktir.
Daire; olay sırasında sanığın hizmet halinde olmadığı gibi, mağdurun da her türlü kuşkudan uzak bir şekilde fiilen hizmet halinde olduğunun kabul edilemeyeceği görüşünde iken;
Başsavcılık; olay sırasında sanığın da, mağdurun da hizmet halinde olduğunu, kaldı ki, üste hakaret suçunun hizmet esnasında işlendiğinin kabulü için, sanık veya mağdurdan birinin hizmet halinde olmasının yeterli olduğu görüş ve düşüncesiyle Daire kararına itiraz etmiştir.
Uyuşmazlık konusu açıklandığı şekilde uygulamaya yönelik olmakla birlikte, sanığın suç oluşturduğu ileri sürülen sözlerinin dava konusu olup olmadığının belirlenmesi açısından hüküm öncelikle usul yönünden incelenmiştir.
353 sayılı Kanunun 5530 sayılı Kanunla değişik Ek-1'inci maddesinin atıfta bulunduğu 5271 sayılı CMK'nın Kamu Davasının Açılması başlıklı bölümünde yer alan 170'inci maddesinin 3 ve 4'üncü fıkraları, görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenecek iddianamede; diğer unsurların yanında yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri, yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi ile suçun delillerinin de gösterileceği, yüklenen suçu oluşturan olayların, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanacağı yönündedir.
Aynı Kanunun Ek-1'inci maddesinin atıfta bulunduğu 5271 sayılı CMK'nın Hükmün konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisi başlıklı 225/1'inci maddesi ise; Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. hükmünü amir bulunmaktadır.
Somut olayda; sanık hakkında düzenlenen iddianamede sanığa atılı suçu oluşturan sözlerin neler olduğu mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanmadığı, ortada gerek sanığın sorgu ve savunmasının saptanmasına, gerek kamunun bilgilenmesine yönelik yasal unsurları içeren bir iddianamenin bulunmadığı, sanığın soruşturma evresinde hangi sözleri nedeniyle hakkında soruşturma yapıldığını bilmediği gibi düzenlenen iddianamede de bu konuda bir açıklık bulunmayıp, öfkeli bir şekilde küfretti şeklindeki soyut bir kavrama yer verildiği, askeri mahkemece mağdura yönelik olarak sarf ettiği kabul edilen seni de s.k. ederim, asteğmeni de s.k. ederim şeklindeki sözler belirlendikten sonra sorgu ve savunmasının saptanması yönüne de gidilmediği, iddia ve dava konusu edilmeyen seni de s.k. ederim, asteğmeni de s.k. ederim şeklindeki sözlerin hüküm konusu yapıldığı, oysa iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin eylem hakkında hüküm kurulabileceği yasal zorunluluk olduğundan; belirtilen eksikliklerin usule aykırılık oluşturduğu sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan; sanığın olayın başlangıcında kendisinin gazino temizliğinde görevlendirilmesi konusunda tartıştığı P.Er M.Ö.'nün ifadesine başvurularak, olayın ortaya çıkış şekli ve nedenlerinin tüm yönleriyle belirlenmeden hüküm kurulması da isabetli bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; uygulamaya yönelik olan Başsavcılık itirazına atfen ve resen Daire kararının kaldırılmasına ve mahkûmiyet hükmünün usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy