(5271 S. K. m. 149) (353 S. K. m. 221) (2709 S. K. m. 141)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken sorun; sanığın sorgusu sırasında yanında bulunan müdafiine, müvekkilinin sorgu ve savunmasına ilave edeceği bir hususun olup olmadığının sorulmamasının hükmün usul yönünden bozulmasını gerektirip gerektirmediğidir.
Daire; hükmün özüne etkili olmayan söz konusu usul hatası nedeniyle hükmün bozulmasının, yargılamayı uzatmak dışında herhangi bir yarar sağlamayacağı görüşü ile hükmün usul yönünden bozulmasını gerektirmediğini kabul ederken,
Başsavcılık; 5271 sayılı CMK'nın 149/3 maddesine aykırı olan ve sanığın savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuran bu aykırılık nedeniyle mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 207/3-H maddesi uyarınca usul yönünden bozulması gerektiğini ileri sürmektedir.
353 sayılı Kanunun, Askeri Yargıtayca hükmün bozulması başlıklı 221/2'nci maddesi, Askeri Yargıtay, aleyhine temyiz olunan hükmü hangi yönden kanuna aykırı görmüş ise o yönden bozar. şeklinde iken, 29.6.2006 tarihli ve 5530 sayılı Kanunun 50'nci maddesi ile yapılan değişiklik sonunda anılan madde; Askeri Yargıtay, temyiz edilen hükmü, hükmü etkileyecek nitelikteki hukuka aykırılıklar nedeniyle bozar. şekline dönüştürülmüştür.
Anayasanın 14l/son maddesi; Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir... hükmünü amirdir.
Yukarıda yapılan yasal açıklamalar bağlamında somut olay incelendiğinde; askeri mahkemenin talimatı üzerine, İstanbul/Bakırköy 13'üncü Asliye Ceza Mahkemesince yapılan 8.5.2006 tarihli duruşma sırasında, sanığın usulüne uygun bir şekilde sorgusu tespit edildikten sonra, mahkemece, iddia makamına sanığın sorgusuna karşı bir diyeceği olup olmadığı hususu sorulduğu halde, sanıkla birlikte duruşmada hazır olduğu anlaşılan sanık müdafiine, bir diyeceğinin bulunup bulunmadığının, başka bir deyişle, müvekkilinin sorgu ve savunmasına ilave edeceği bir hususun olup olmadığının sorulmamasının usule aykırı olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamakta ise de, söz konusu usule aykırılığın, istinabe duruşması sırasında, yanında müdafii hazır olduğu halde, olayla ilgili detaylı savunmasını yapan ve ikrarda bulunan sanığın, müdafiinin her zaman söz alıp müvekkilinin savunmasını yapabileceği, delil toplanmasını talep edebileceği gibi, işbu davada, müdafiin sanığın sorgusuna karşı vaki olmuş bir talebinin mahkemece reddedilmesi gibi bir durumun olmaması, keza sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde, savunma hakkının kısıtlandığına yönelik herhangi bir iddia ve itirazının bulunmaması karşısında, 353 sayılı ASMKYUK'nın 207/3-H ve 5271 sayılı CMK'nın 149/3'üncü maddelerinde belirtildiği şekilde; sorgu süresince sanığın yanında olma ve hukuki yardımda bulunma hakkının engellenmesi ve savunma hakkının kısıtlanması anlamında bir ihlalin söz konusu olmadığı kabul edilmiştir.
Ayrıca, Anayasanın 141/son ve 353 sayılı Yasanın 221'inci maddeleri de dikkate alındığında, hükmün özüne etkili olmayan söz konusu usul hatası nedeniyle hükmün bozulmasının herhangi bir hukuki yarar da sağlamayacağı sonucuna varıldığından, mahkumiyet hükmünün onanmasına ilişkin Askeri Yargıtay 4'üncü Dairesinin 6.2.2007 tarih ve 2007/192-182 E.K. sayılı ilamında isabetsizlik görülmemiş ve Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy