(353 S. K. m. 220)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı suçun işlendiği tarihler konusunda hüküm ve gerekçesi arasında çelişki bulunup bulunmadığı, suç bitim tarihine ilişkin hatanın sadece kısa karardaki hatadan ibaret olup olmadığı ve temyiz incelemesi sırasında düzeltilip düzeltilemeyeceğine ilişkindir.
Daire; duruşma tutanağındaki kısa karar ile gerekçeli hükmün hüküm fıkrasındaki suç bitim tarihinin farklı olması yanında, hükmün gerekçesinde de suçun başlangıç tarihinin hatalı belirlendiğini, gerekçede çelişki yaratıldığını, bu durumun temyiz incelemesi sırasında düzeltilemeyeceğini, hükmün usul yönünden bozulması gerektiğini kabul ederken;
Başsavcılık; kısa kararda yer alan suç tarihindeki yanılmanın yazım hatasından kaynaklandığını, zamansal olarak da böyle bir durumun gerçekleşme olanağının bulunmadığını, dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden suçun bitim tarihi açıkça belirlenebildiğinden, bu hatanın 353 sayılı Kanunun 220/2-F maddesi gereğince düzeltilebileceğini ileri sürerek Daire kararına itiraz etmiştir.
Dava dosyasındaki delillerden; sanığın, 4.9.2004 tarihinde gönderildiği çarşı izninden aynı saat 17.30'a kadar dönerek birliğine katılması gerekirken katılmadığı 9.8.2006 tarihinde kendiliğinden birliğine katıldığı anlaşılmakta olup; askeri savcılıkça sanık hakkında düzenlenen iddianamede ve yargılama sırasında bildirilen esas hakkındaki mütalaada da sanığın 4.9.2004-9.8.2006 tarihleri arasında firar suçunu işlediği ileri sürülmektedir.
Sanık hakkındaki iddia ve deliller bu yönde olmakla birlikte; askeri mahkemece, duruşma tutanağındaki kısa karara göre, 4.9.2004-9.8.2004 tarihleri arasında, gerekçeli hükmün hüküm fıkrasına göre, 4.9.2004-9.8.2006 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek hüküm kurulduğu görülmektedir.
Dairece de, sanığa atılı firar suçunun 4.9.2004-9.8.2006 tarihleri arasında işlendiğinde kuşku bulunmadığı kabul edilmektedir.
Sanık hakkındaki gerekçeli hüküm incelendiğinde; hüküm fıkrasında suç tarihlerinin, 4.9.2004-9.8.2006 şeklinde ve doğru olarak belirtildiği, gerekçeli hükmün başlık kısmında suç tarihleri belirtilirken, iddia bölümünde iddianame ve esas hakkındaki istem açıklanırken, deliler ve değerlendirilmesi bölümünde atılı suçun hangi tarihler arasında oluştuğu kabul edilirken de yine doğru suç tarihleri olan 4.9.2004-9.8.2006 tarihlerine yer verildiği, sadece, deliller ve değerlendirilmesi bölümünde bir yerde bu kez, sanığın, ... 4.9.2006 tarihinde çıktığı çarşı izninden bir daha dönmeyerek firar ettiği... şeklindeki ibarelerle, atılı suçun başlangıç tarihi olarak farklı bir tarihten söz edildiği görülmektedir.
Esas olanın duruşma tutanağındaki kısa kararda belirlenen tarihler olduğu, sonradan yazılan gerekçeli hükmün içeriği ve hüküm fıkrasının da duruşma tutanağındaki kısa kararla uyumlu olması gerektiği kuşkusuz olup, yargısal kararlar ve uygulama da bu yöndedir.
Somut olayda, duruşma tutanağındaki kısa kararda sanığın firar eyleminin 4.9.2004-9.8.2004 tarihleri arasında gerçekleştiğinin kabul edildiği görülmekle birlikte, böyle bir durumu zaman kavramı ile bağdaştırmak olanağı bulunmayıp, iddiaya ve dosya içeriğine uygun olarak suç tarihlerinin 4.9.2004-9.8.2006 tarihleri olduğu halde maddi hata sonucu kısa kararda 4.9.2004-9.8.2004 tarihleri şeklinde yer aldığı anlaşılmaktadır.
Gerekçeli hükümde, hüküm fıkrası da dahil olmak üzere suç tarihlerinin gerçeğe uygun olarak 4.9.2004-9.8.2006 şeklinde yer aldığı, delillerin değerlendirilmesi bölümünde sadece bir yerde suçun başlangıç tarihinin 4.9.2006 olarak gösterildiği, ancak bu durumun da zamansal olarak gerçekleşmesi olanağı olmadığı gibi, gerekçeli hüküm tümüyle değerlendirildiğinde suç tarihleri konusunda çelişki ve karışıklık yaratacak bir durumun söz konusu olmadığı açıkça ortadadır.
353 sayılı Kanunun 220'nci maddesinde 5.10.2006 tarihinde yürürlüğe giren 29.6.2006 tarihli ve 5530 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle; Askeri Yargıtayca, kanunun hükme esas olarak tespit edilen vakalara uygulanmasında yanlışlık yapılmasından dolayı hüküm bozulmuş ise, bizzat davanın esasına hükmedeceği haller arasına; Suçun hukuki niteliğinin tayinine ve ceza uygulamasına bir etkisi bulunmamak kaydıyla dosyadaki bilgi ve belgelerin dışında hiçbir araştırma yapılmasına ve takdire gerek duyulmayacak şekilde tespiti mümkün olan, suçun tarihinde hata yapılmışsa, şeklinde hüküm içeren (F) bendi eklenmiştir.
Birlik yetkililerince düzenlenmiş olan ve dosyada yer alan tutanaktan, sanığın, firar halinde iken 9.8.2006 tarihinde kendiliğinden birliğine katıldığı açıkça anlaşılmakta olup, bu konuda başkaca bir araştırma yapılmasına gerek kalmadığı, hükmün gerekçesinde de hükmün özüne etkili olacak nitelikte herhangi bir çelişki ve karışıklık bulunmadığı, suç bitim tarihindeki hatanın 353 sayılı Kanunun 220/2-F maddesi gereğince düzeltilebileceği sonucuna varıldığından; Başsavcılık itirazının kabulü ile Daire kararının kaldırılmasına, diğer yönlerden temyiz incelemesine devam olunmak üzere dava dosyasının Daireye iadesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy