(353 S. K. m. 1, 9, 12, 17, 18) (5271 S. K. m. 8) (765 S. K. m. 455) (AYDK 01.07.1999 T. 1999/130 E. 1999/145 K.) (Uyuşmazlık Mahkemesi 25.12.1998 T. 1998/55 E. 1998/56 K.)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunda çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; askeri mahkemede görülmekte olan ASCK'na tabi olmayan taksirli suçlara ilişkin davalarda, davanın sanıklarından birinin emekli olması nedeniyle adliye mahkemesinde yargılanması karşısında, 353 sayılı Kanunun 12'nci maddesi dikkate alınarak, halen asker olan davanın diğer sanıklarını yargılama görevinin askeri mahkemeye mi, yoksa adliye mahkemelerine mi ait olduğuna ilişkindir.
Daire; Sanık Ord. Tek. Kd. Bçvş. İ.K. hakkında kamu davası açıldıktan sonra, sanık Astsb. Bçvş. T.A.'nın da, İs.Er H.A.E.'nin ölmesi sonucunun meydana gelmesine kusurlu davranışlarıyla katkıda bulunduğu bilirkişi raporuyla belirlenerek hakkında açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sırasında, emekli olması nedeniyle görevsizlik kararının verildiği anlaşıldığından, bu durumda yüklenen suçla ilgili yargılama görevinin, 353 sayılı Kanunun 12'nci maddesi uyarınca, Adliye mahkemesine ait olacağı, Görev hususunun ise, kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle yargılamanın her aşamasında askeri mahkemece resen dikkate alınması gerektiği dikkate alındığında, mahkumiyet hükmünün görev yönünden bozulmasına karar vermiş;
Başsavcılık ise, Taksirli suçlarda iştirakin mümkün olmaması, taksirli hareketi yapmak bakımından dahi bir işbirliğinin bulunmaması, sanıkların her birinin birbirlerinden bağımsız ancak beraber bulunan ve sonucu doğuran kusurlu hareketlerinin varlığı karşısında, sanık T.A. hakkında verilen görevsizlik hükmünün 353 sayılı Kanunun 1'inci maddesi kapsamında, halen görevine devam eden sanık İ.K.'nın askeri mahkemede yargılanmasını etkilemeyeceğini, ileri sürerek Daire kararına itiraz etmiştir.
Dava konusu olayda; Bir adet tank kanal geçiş vasıtasının, yenileştirme ve tadilatı amacıyla, 500'üncü İstihkam Ana Depo ve Fabrika Komutanlığına gönderilmesi emrinin yerine getirilebilmesi için, 28.2.2002 tarihinde Yzb. G.K. (bu sanık hakkındaki mahkumiyet hükmü temyiz edilmemekle kesinleşmiştir), TAMAY tank kurtarıcı operatörü olan sanık Astsb. İ.K., ayrıca Astsubaylar T.A., M.B., H.Ö. ve A.G. ile 6 erbaş ve erin Edirne Garına geldikleri, K.G.V.'nin (kanal geçiş vasıtasının) ters çevrilerek vagona yüklenebilmesi için önce vince bağlandığı, vinç operatörü olan sanık İ.K.'nın K.G.V.'yi vinç vasıtası ile ters çevirdiği, ters çevrildikten sonra K.G.V.'nin trene yüklenmesi için bağlantı yerlerinin incelenerek zincir ile bağlandığı, vinç ile kaldırma sırasında Astsb. T.A.'nın işlemi sevk ve idare ettiği, K.G.V.'nin bir ucunun 1,5-2 metre yukarı kalkmasına rağmen diğer ucunun yerden tam kalkmadığı, bu şekilde beklenmesi anında rütbeliler ile er ve erbaşların K.G.V.'nin ucu yukarıda bulunan kısmından asıldıkları, K.G.V.'nin tekrar yere indirilip yeniden bağlanması kararının verilmesi ve indirilme işleminin başlaması sırasında K.G.V.'nin yere düştüğü ve altında kalan İs. Er H.A.E.'nin kaldırıldığı hastanede vefat ettiği, ölüm ile sonuçlanan bu kaza nedeniyle 3'üncü Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı Askeri Savcılığınca sanıklar G.K. ve İ.K. hakkında kamu davası açıldığı, yargılamanın devamında, dinlenen bilirkişilerin verdikleri raporlar doğrultusunda, olayda kusurlu olduğu saptanan ve daha önce tanık olarak ifadesi tespit edilen Astsb. Bçvş. T.A. hakkında da aynı maddi olay çerçevesinde suç duyurusunda bulunulduğu, suç duyurusu sonucunun beklenerek Astsb. Bçvş. T.A. hakkında hazırlanan 3'üncü Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı Askeri Savcılığının 19.4.2004 gün ve 2004/46-157 E. K. sayılı iddianamesinin bir suretinin de dava dosyasına konulduğu, Astsb. T.A.'nın emekli olması nedeniyle açılan davaya Edirne 3'üncü Asliye Ceza Mahkemesinde devam edildiği anlaşılmaktadır.
353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununun Genel Görev başlıklı 9'uncu maddesinde; Askeri mahkemeler kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler denilmektedir.
Askeri suç ise öğretide ve uygulamada;
a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanununda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,
b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanununda kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,
c) Türk Ceza Kanununda atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalaa edilmektedir.
353 sayılı Kanunun Müşterek suçlar başlıklı 12'nci maddesinde; Askeri mahkemelere ve adliye mahkemelerine tabi kişiler tarafından bir suçun müştereken işlenmesi halinde eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı bir suç ise sanıkların yargılanmaları askeri mahkemelere; eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı olmayan bir suç ise adliye mahkemelerine aittir., Askeri mahkemelerde yargılamayı gerektiren ilginin kesilmesi başlıklı 17'nci maddesinde; Askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak suçun; askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması halinde askeri mahkemenin görevi sona erer., Bağlı suçlar başlıklı mülga 18'inci maddesinde (yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın Bağlantı kavramı başlıklı 8'inci maddesinde de benzer düzenleme yer almaktadır); Bir kimse birkaç suçtan sanık olur veya bir suçta ne sıfatla olursa olsun birkaç sanık bulunursa bağlılık var sayılır. şeklinde düzenleme yer almaktadır.
Somut olayda, sanıklar G.K. ve İ.K. hakkında tedbirsizlik, dikkatsizlik, meslek ve sanatta acemilik, nizam ve talimatlara riayetsizlik sonucu ölüme sebebiyet vermek suçundan mülga TCK'nın 455/1-3'üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile açılan kamu davasının, başlangıçta, askeri mahkemede görülmesi konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Zira, yargılanan sanıkların asker kişi oldukları ve suçun, askerlik hizmet ve görevlerinin icrası sırasında işlendiği açıktır.
Yargılama sırasında dinlenen bilirkişilerin, taksirle ölüm olayının meydana gelmesinde, birden fazla failin kusurunun mevcut olduğu ve müteveffanın da müterafık kusurunun bulunduğuna ilişkin raporlar düzenledikleri görülmektedir.
Her ne kadar, TCK'nın iştirake ilişkin hükümlerinin taksirli suçlar bakımından uygulanması mümkün değil (İzzet Özgenç, Suça İştirakin Hukuki Esası ve Faillik, İstanbul, 1996, s. 316) ise de, Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün 25.12.1998, 55-56 sayılı kararı (R.G. 4.2.1999-23601), Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 1.7.1999 tarih ve 1999/130-145 esas-karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 353 sayılı Kanunun 12'nci maddesinde yer alan bir suçun müştereken işlenmesi halinin iştirak hükümlerini de içine almakla beraber, daha geniş bir mana ifade ettiğinde, bir eylemin birlikte-beraber işlenmesi durumunu da kapsadığında duraksama bulunmamaktadır.
Ortak kusurla işlenen suçlarda esas olan, kusurlu sanıkların birlikte yargılanmalarıdır. Kanunların genelliği kuralı da birlikte yargılanmayı zorunlu kılmaktadır. Aksi halde, yani sanıkların ayrı ayrı mahkemelerde yargılanmaları halinde, kanıtların değerlendirilmesinde, ceza miktarlarının saptanmasında ve cezaların kişiselleştirilmesinde telafisi kabil olmayacak çelişkilerin doğabileceği, kamu vicdanının rahatsız olacağı kesindir.
Ord. Tek. Kd. Bçvş. İ.K. hakkında kamu davası açıldıktan sonra, sanık Astsb. Bçvş. T.A.'nın da, müteveffa İs. Er H.A.E.'nin ölüm olayının meydana gelmesine kusurlu davranışlarıyla katkıda bulunduğu bilirkişi raporuyla belirlenerek, hakkında açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sırasında, emekli olması nedeniyle görevsizlik kararının verildiği ve bu sanığın halen Edirne 3'üncü Asliye Ceza Mahkemesinde 2004/180 esas sayılı dava dosyası üzerinden yargılamasına devam edildiği anlaşıldığından, taksirle işlenen suçlarda, müteveffanın müterafık kusurunun yanında, sanığın taksirli hareketiyle birleşen diğer taksirli hareketlerin sahiplerinin de eylemlerinden dolayı kusurları oranında sorumlu tutulacakları, sanıkların her birinin, nedensellik bağı kesilmeksizin kusurlu hareketleriyle kazanın ve buna bağlı olarak ölüm sonucunun meydana gelmesine katkıda bulundukları, dolayısıyla, tüm sanıkların yüklenen suçtan kusurları oranında sorumlu tutulacak şekilde, 353 sayılı Kanunun 12'nci maddesi anlamında, birlikte suç işlediklerinin kabulü gerekmektedir.
Öte yandan, sanıklar hakkında açılan kamu davalarının aynı yargı yerinde birlikte görülmesi, kanıtların değerlendirilmesinde ve ceza miktarlarının saptanmasında, olası çelişkilerin meydana gelmemesini de sağlayacaktır. Bu itibarla, sanıklara yüklenen suçun askeri bir suç olmaması veya askeri bir suça bağlı bulunmaması nedeniyle, görev hususunun kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle yargılamanın her aşamasında askeri mahkemece resen dikkate alınması gerektiği de dikkate alınarak, tüm sanıklar hakkında yargılama yapma görevinin, 353 sayılı Kanunun 12'nci maddesi uyarınca, Adliye mahkemesine ait olduğu sonucuna varılmakla, Dairenin; mahkumiyet hükmünü görev yönünden bozması yerinde görüldüğünden, Başsavcılığın; Diğer sanık Emekli Astsb. T.A. hakkında verilen görevsizlik hükmünün, 353 sayılı Kanunun 1 'inci maddesi kapsamında, halen görevine devam eden sanık İ.K.'nın askeri mahkemede yargılanmasını etkilemeyeceği ve dolayısıyla Askeri Yargıtay 1'inci Dairesinin 11.4.2007 gün ve 2007/756-751 E.K. sayılı bozma ilamının kaldırılması gerektiğine ilişkin itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy