(5237 S. K. m. 7, 191, 230) (5560 S. K. m. 7)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkındaki temel cezanın belirlenmesine ilişkin olan 5237 sayılı TCK'nın 191 'inci maddesinde hüküm tarihinden sonra değişiklik yapılması nedeniyle hangi kanun hükmünün sanığın lehine olduğu konusunda ilk kez temyiz incelemesini yapan Dairece değerlendirme yapılmasının hukuka aykırılık oluşturup oluşturmadığına ilişkindir.
Daire; sanık hakkında hüküm kurulduktan sonra uygulama maddesinde yapılan değişikliğin sanığın lehinde oluğunu, diğer yönlerden de hukuka uygun olan mahkumiyet hükmünün onanması gerektiğini kabul ederken;
Başsavcılık; suç ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan kanun maddesi ile daha sonra yürürlüğe giren kanun maddesinden hangisinin sanığın lehinde olduğu konusunda öncelikle hüküm mahkemesince değerlendirme yapılması gerektiğini, somut olayda esasen hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren kanun maddesinin sanığın lehine olduğunu ileri sürerek Daire kararına itiraz etmiştir.
Dava dosyasındaki delillerden; 26.6.2006 tarihinde birlik lumbarağzında yapılan aramada sanığın üzerinde Hint keneviri bitkisi parçalan ele geçirildiği, İstanbul Kriminal Polis Laboratuarında yapılan analiz sonunda düzenlenen ekspertiz raporuna göre, bu maddeden 0.1 gram toz esrar elde edilebileceğinin belirlendiği aşamalarda toplanan yazılı ve sözlü delillerden kuşkusuz bir şekilde anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusunun çözümü için sanık hakkındaki hükmün kurulmasına esas alınan 5237 sayılı TCK'nın 191'nci maddesinin suç ve hüküm tarihi ile temyiz incelemesinin yapıldığı tarihte farklı unsurlar içerip içermediğinin incelenmesi gerekmektedir.
Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak başlığını taşıyan 5237 sayılı Kanunun 191 'inci maddesi;
(1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır
..
(2) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında, tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur.
(3).........
(4) Tedavi süresince devam eden denetimli serbestlik tedbirine, tedavinin sona erdiği tarihten itibaren bir yıl süreyle devam olunur. Denetimli serbestlik tedbirinin uygulanma süresinin uzatılmasına karar verilebilir. Ancak, bu durumda süre üç yıldan fazla olamaz.
(5) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı hükmolunan ceza, ancak tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmaması halinde infaz edilir. ...
Şeklinde hükümler içermekteyken, 6.12.2006 tarihinde kabul edilip, 19.12.2006 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunun 7'nci maddesi ile;
(1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. ...
(2) Bu suçtan dolayı açılan davada mahkeme, birinci fıkraya göre hüküm vermeden önce uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında, tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine; kullanmamakla birlikte, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, denetimli serbestlik tedbirine karar verilebilir.
(3).........
(4) Tedavi süresince devam eden denetimli serbestlik tedbirine, tedavinin sona erdiği tarihten itibaren bir yıl süreyle devam olunur. Denetimli serbestlik tedbirinin uygulanma süresinin uzatılmasına karar verilebilir. Ancak, bu durumda süre üç yıldan fazla olamaz.
(5) Tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verilir. Aksi takdirde davaya devam olunarak hüküm verilir.
(6)........
(7).........
Şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
5237 sayılı TCKnın 191'inci maddesinin önceki ve yeniden düzenlenen metinleri karşılaştırıldığında; (2)'nci fıkranın önceki halinde; uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında hükümle birlikte zorunlu olarak tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmolunacağı kabul edilmişken, 5560 sayılı Kanunla yapılan düzenleme ile uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında, mahkemece, (1)'inci fıkraya göre hüküm verilmeden önce tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmolunabileceği; (5)'inci fıkranın önceki halinde, hükmolunan ceza, ancak tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranılmaması halinde infaz edilirken yeni düzenleme ile uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında hüküm vermeden önce kararlaştırılan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde artık açılmış olan davanın düşmesine karar verileceği görülmektedir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Zaman bakımından uygulama başlıklı 7/2'nci maddesi ise; Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. hükmünü amir bulunmaktadır.
CMK'nın Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar başlıklı 230'uncu maddesinde; mahkumiyet hükmünün gerekçesinde, diğer unsurların yanında, cezaya mahkumiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanakların gösterilmesi gerektiği vurgulanmış olup, bu yönde öncelikle hüküm mahkemesince tartışma, değerlendirme ve muhakeme yapılması, temyiz incelemesinin mahkemece kurulacak hükmün denetimine ilişkin olacağı kuşkusuzdur.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; hüküm tarihinde yürürlükte bulunan kanun maddesi ile daha sonra yürürlüğe giren kanun maddesinden hangisinin sanığın lehine olduğu konusunda temyiz incelemesine konu olabilecek denetlenebilir bir uyuşmazlık bulunmaması karşısında, yürürlükten kaldırılan bir kanun hükmü ile cezalandırılmasına karar verilen sanığın, daha sonra yürürlüğe giren kanun hükmü karşısındaki durumunun hüküm mahkemesince değerlendirilip, hangi kanun hükmünün sanığın lehine olduğunun gerekçeleri ile ortaya konularak yeniden hüküm kurulmasına olanak sağlanması açısından sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerekirken, lehe kanun konusunda hüküm mahkemesi yerine Dairece 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 191/2'nci maddesinin ilk halinin sanığın daha lehine olduğu yönünde değerlendirme yapılarak sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından; Daire kararının kaldırılmasına, mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy