(5271 S. K. m. 191, 232) (353 S. K. m. 146, 177)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunda çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın konusu, sanığın kimlik bilgilerinde tereddüt bulunup bulunmadığından ibarettir.
Daire; yargılanan ve hakkında hüküm kurulan kişinin, dosyadaki kayıtlara göre sanık olduğunda tereddüt bulunmadığını kabul etmiş iken.
Başsavcılık; getirtilen nüfus kaydının sanığa ait olup olmadığının araştırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Sanık Dz. P.Er A.Ö.'nün 1.5.2005-30.5.2005 tarihleri arasında hava değişimi tecavüzü suçunu işlediğinin kabul edildiği dava dosyasında;
Dosyadaki sevk belgesi, birliği komutanlığınca onaylanmış nüfus cüzdan sureti, vicahi tutuklama müzekkeresi, iddianamede, duruşmada tespit edilen kimliğinde ve gerekçeli hükümde, sanığın baba adının Ahmet, ana adının Belkız, soyadının ÖZTÜRK olarak yer aldığı, ayrıca sevk pusulası ve terhis belgesinde T.C Kimlik No; 17452352694 olarak belirtildiği halde; nüfus dairesinden getirtilen nüfus kayıt örneğinde; baba adının Mehmet, ana adının Ayşe şeklinde yazıldığı, Cilt No.sunun aynı olduğu, Hane ve Sıra No.larının farklı olduğu, bunun yanı sıra, T.C Kimlik No.sunun da 19492284638 olarak belirtildiği görülmektedir.
Oysa, yargılanan sanığın, dosya muhteviyatındaki kimlik bilgisi ile, resmi kayıtlardaki kimlik bilgisinin aynı olması gerekmektedir.
Yargılamayı yürüten hakim, sanık statüsünde bulunan kişinin doğru kimlik bilgileri ile yargılanıp yargılanmadığını, dosyadaki resmi kayıtları inceleyip, huzurda bulunan kişiye şahsi halleriyle ilgili sorular yönelterek sıhhatli bir şekilde tespitle yükümlüdür.
Hüviyeti sanığın kimlik bilgilerine yakın bilgiler ihtiva eden, ancak gerçekte yargılama konusu olayla ilgisi bulunmayan masum kişilerin, haksız şekilde cezai kovuşturma ve infaz tehdidi altında bırakılmamasının temini için, bu titizliğin her safhada gösterilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
353 sayılı Kanunun 146/2 ve 177/D maddelerine göre, herhangi bir yanlışlığa ve tereddüde meydan verilmemesi bakımından sanığın kimliğinin doğru olarak tespiti ve hükme o şekilde yazılması, hükmün de o kimliğe göre kurulması gerekmektedir. İnfaz, hükümde yazılı olan kimlik bilgileri esas alınarak yapılacaktır. Dava dosyasında, nüfus idaresinden getirtilmiş, doğru ve sanığa ait olduğu kesinlik kazanmış bir Nüfus kayıt örneği bulunmadığından, bu yanlışlığın mahkemece sonradan alınacak bir kararla veya mahkeme kıdemli hakiminin hüküm altına vereceği bir şerhle düzeltilmesi de mümkün değildir.
Bölük komutanı tarafından düzenlenip onaylanan ve dosyaya konulan nüfus cüzdan sureti, nüfus idaresinden getirtilecek nüfus kayıt örneği yerine geçecek bir belge niteliğinde değildir. Sanığa ait nüfus kayıtları, ilamın aidiyetinde ve cezanın kişiselleştirilmesinde dayanılan resmi belgeler olduğundan, dosyadaki kayıtlara uygun biçimde nüfus idaresinden getirtilmesi gerekmektedir. Sanığın Bl. Komutanı tarafından çıkartılan ve nüfus idaresince doğrulanmayan nüfus kayıt örneğine dayanılarak hüküm kurulamaz.
Dosyada mevcut belgelerde, sanığın ana- baba ismi, nüfus hane ve sıra numaralarında ve T.C. Kimlik No.sundaki farklılıklar nedeniyle sanığın kimliğinde ciddi tereddütler oluştuğundan, sanığın dosyada mevcut sevk pusulası ve terhis belgesinde yazılı bulunan kimlik bilgileri ve T.C. Kimlik No.sunun da belirtilmesi suretiyle, ilgili nüfus müdürlüğünden, sanığın nüfus kaydının getirtilerek, tereddüde yer verilmeyecek şekilde kimliğinin tespit edilmesi gerekirken, sanığa ait doğru ve gerçek nüfus kaydının dosyaya dahil edilmemiş olması noksan soruşturma olarak kabul edildiğinden, hükmün onanmasına ilişkin Askeri Yargıtay 4'üncü Dairesinin 1.5.2007 tarihli ve 2007/704-704 sayılı kararına karşı Askeri Yargıtay Başsavcılığınca yapılan itirazın kabulü ile, Dairenin onama kararının kaldırılmasına, mahkumiyet hükmünün, sanık kimliğindeki tereddüt nedeniyle usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy