(353 S. K. m. 96) (5271 S. K. m. 63)
Daire ile askeri mahkeme arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; birlik kantini satış sorumlusu olarak görevli bulunan sanığın görev döneminde kantin hasılatından ne kadar parayı zimmetine geçirdiği konusunda kantin belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın hükme varılmasının noksan soruşturma oluşturup oluşturmadığına ilişkindir.
Daire; sanığın kantin satış sorumluluğu görevi süresince hangi aylarda, ne miktarda açık verdiğinin, diğer bir ifadeyle hangi aya ait hasılatın ne kadarını mal edinerek zimmetine geçirdiğinin; dava dosyasındaki kantin sayım çizelgeleri, para teslim defteri ve reyon giriş fişleri ile gerekli görülürse diğer defter ve belgeler de getirtilip bilirkişiye incelettirildikten sonra hüküm kurulması gerektiğini kabul ederken;
Askeri mahkeme, dava konusu olayda hesabın açık ve basit olduğu, sanığın sayarak teslim aldığı malları satıp parasını harcadığı ve suçunu da itiraf ettiği, atılı suçun tüm unsurlarıyla oluştuğu sonucuna vararak direnmek suretiyle mahkumiyet hükmü kurmuştur.
Ceza yargılamasında amacın maddi gerçeğe ulaşılması olup, bu amaca yönelik bulunan 353 sayılı Kanunun 96/3'üncü maddesi; Şüpheli suçunu itiraf etse bile, öz vakanın soruşturulması gerekir. hükmünü içermektedir. Maddi gerçeğe ve buna bağlı olarak kesin yargıya ancak her türlü kuşkunun giderilmesiyle ulaşılacağı, bunun için sanığın beyanının yeterli olmayacağı bilinen bir keyfiyettir.
353 sayılı Kanunun 5530 sayılı Kanunla değişik Ek- Vinci maddesinin atıfta bulunduğu CMK'nın 63'üncü maddesinde ise; mahkeme veya hakim tarafından, çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilebileceği, ancak hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözülmesi olanaklı konularda bilirkişi dinlenemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Askeri mahkemece; birlik kantininde 1.4.2004 tarihinde satış sorumlusu olarak göreve başlayan sanığın, Ekim 2004 tarihinde yapılan sayım sonunda 5.923.225.000 TL açık verdiği, belirlenen açığın önce 1.000.000.000 TL tutarındaki kısmını, daha sonrada 800.000.000 TL tutarındaki kısmını kantine ödediği, açık miktarının 4.123.225.000 TL olduğu konularında kantin görevlilerince düzenlenen tutanaklara itibar edilerek, sanığın da suçunu ikrar ettiği kabul edilerek hüküm kurulduğu görülmektedir.
Sanığın kantini açıksız devralmakla birlikte Nisan 2004-Ekim 2004 tarihleri arasındaki uzunca sayılan görev süresini kapsayan dönemde, paranın satın alma gücü de dikkate alındığında oldukça yüksek miktarda kantin parasını zimmetine geçirdiği ileri sürülmekte olup, zimmete geçirilen miktarın hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, hem maddi vakıanın tüm yönleriyle ortaya konulması, hem eylemin nitelendirilmesi, hem de kantin zararının belirlenmesi açısından önem arz etmektedir. Bu açıdan sanığın suçunu itiraf etmiş olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Kantin cirosu ve zimmete geçirildiği ileri sürülen miktar ile suç dönemi dikkate alındığında, basit işlemlerle ortaya konulacak boyutların dışında kalan dava konusu olayda bilirkişi dinlenilmesi gerektiği bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.
Diğer taraftan; dava konusu maddi olayın boyutlarının belirlenmesi açısından sadece kantin heyetini oluşturan görevliler tarafından düzenlenen ve açık miktarını belirlemeye yönelik olan tutanağın esas alınması, kantinde meydana gelecek açıklar nedeniyle kendi sorumlulukları da söz konusu olabilecek konumda bulunmaları nedeniyle yanıltıcı sonuçlar doğurmaya neden olabileceğinden, kantin heyetince düzenlenen açık miktarını belirlemeye yönelik tutanakla yetinilmesinin bir eksiklik olduğu kuşkusuzdur.
Açıklanan nedenlerle, maddi vakıanın ve buna bağlı zimmete geçirilen gerçek para miktarı ve kantin zararının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi açısından; askeri mahkemece tayin edilecek bir bilirkişiye, sanığın kantinde görev yaptığı dönemle ilgili fatura, fiş, tutanak, sayım ve tartı çizelgeleri, reyon giriş fişleri, bilançolar, işletme defteri, kasa defteri gibi tüm muhasebe belgeleri incelettirilerek, sanığın, göreve başlamasından açık verdiğinin belirlendiği tarihe kadar hangi aylarda hangi miktarlarda mal teslim edildiği, sanığın satış tutarları üzerinden hangi aylarda ne kadar para teslim etmesi veya ne kadar mal devretmesi gerekirken sayım ve tartı sonuçlarına göre ne kadar para teslim ettiği, gerçek açık ve zarar miktarının ne kadar olduğunun muhasebe biliminin verilerine göre belirlenmesinden sonra hüküm kurulması gerekirken, kantinde meydana gelen açık nedeniyle kendi sorumlulukları da söz konusu olabilecek konumda bulunan kantin heyetince düzenlenen tutanaklarla yetinilmesinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından; sanık hakkında direnilmek suretiyle mahkumiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy